Hocam Hayırlı Olsun

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Geçtiğimiz hafta Türkiye ve hatta alemimiz için büyük bir sınavın içinden çıktık. Avrupa'nın değimine anti bir söylemle "Selahaddin Eyyubi son durakta da durdurulamadı". Türkiye seçmeni 7 Haziran sonrası sandıktan çıkmayan iktidarın hasretine bir son verdi ve 5 aylık özlemi bitirdi. AK Parti yeni bir Kasım daha yaşayarak yüksek bir oranla iktidara tekrar geldi.
Peki ya ne oldu ?
7 Haziran gecesi sandıktan çıkan sonuç bir çok kişinin beklemediği nitelikteydi. AK Parti 276 milletvekiline ulaşamamış MHP'nin oylarında artış olmuş ve HDP beklenmedik bir düzeyde barajı aşmıştı. Bir takım gruplara göre seçmen AK Parti'ye bir ders vermiş bir takım gruplara göre ise iyi sallamışlardı. Lakin 8 Haziran sabahı ve sonrası yaşananlar aslında bir ülkenin hayat damarlarının nasıl tıkanmak istediğini gözler önüne serdi. Ülkenin gündemini alışkın olmadığımız düzeyde terör olayları kaplamış, borsa düşmüş ve döviz kuru yükselişe geçmişti. Beş ay içerisinde piyasalar son 13 yılda hiç olmadığı kadar durulmuş siyasi belirsizlik vatandaşın işine, cebine yansımıştı. Koalisyon çalışmaları sonuç vermedi. Devlet Bahçeli ilk akşamdan erken seçimi gözüne almıştı. Herkesin gözü artık erken seçime çevrildi. AK Parti seçim vaatlerinde 7 Haziran'da düştüğü hataya düşmeden patron değil işçi odaklı bir ekonomik reçete ile halkın karşısına çıktı. Genç nüfusun ve genç seçmenin azımsanmayacak düzeyde olduğu bu toplumda üniversiteli gençlere ve mezun işsiz gençlere emniyet ve asayiş kuvvetlerine yönelik ekonomik bir vaad çizelgesi çıkardı. Yıllardır kadro bekleyen taşeron işçileri unutmadı ve en nihayetinde yenilikçi bir bakış açısı ile  seçmeni ikna etmeyi başardı. 7 Haziran'dan da 1 kasımdan da herkes için çıkarılacak bir çok ders var elbette. Muhalefet için seçmen 7 Haziran'da oluşturduğu desteği 1 Kasım'da geri çekerek emanete sahip çıkmayanları teröre ‘terör’ diyemeyenleri cezalandırdı. Milletin bölünmez bütünlüğünün kuru laftan ibaret olunmadığını bir kez daha haykırdı. AK Parti'ye ise  daha fazla ekonomik iyileştirme beklediğini ve bir iktidar gururuna kapılıp halkı unutmaması gerektiğini bir şefkat tokadı ile anlattı.
Hatırlarsanız bir 7 Haziran sonrası bir çok muhalif aydınlar ve diğer gruplar artık AK Parti'nin ilk yenilgisini aldığını ve bu saatten sonra Anavatan Partisi gibi kendisini bekleyen bu sonun artık başladığını düşünüyordu. Artık trenin raydan çıktığını ve dönüşün imkansız olduğu iddaasındaydı. Lakin dönem olarak şartlar her ne kadar aynı olmasa da 3 Kasım 2002’de olduğunu gibi yarını belirsiz bir Türkiye'ye "Hayır" diyerek nasıl ki idareyi AK Parti'ye verdi ve uzun bir hikayeyi başlattı ise 1 Kasım'da da yeniden ‘Haydi Bismillah’ diyerek AK Parti'ye ve Türkiye'ye yeni bir Kasım yaşattı.
Hayırlı olsun…
Sağlıcakla…