Tren Garı - ANKARA

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ankara’da yolum tren garına düşmüştü. Önündeki otobüs durağında otobüs bekliyordum. 
Bu bekleme sırasında beyaz sakallı bir ihtiyarın, elinde bulunan simidi kuru kuruya yemeye çalıştığını gördüm. Yanına yaklaştım ve "baba canın simit mi yemek istedi " diye sordum.
Yaşlı emmi bana gülümsedi ve " dişim yok, karnımı bunun ile doyurmaya çalışıyorum" dedi.
Memleketinin Erzurum olduğunu, Ankara'ya oğlunun yanına geldiğini, tren ile Erzurum'a dönmek için gara geldiğini söyledi. Tren ile Erzurum'un bir günden fazla bir süre alacağını tahmin ediyordum. Yarı aç, yarı tok Erzurum'a gidecekti. 
Çorba içermisin dediğimde sen bilirsin diye cevapladı.
Birlikte gar lokantasına girerek, bir masaya oturduk. Benim karnım toktu. Yaşlı emmiye önce mercimek çorbası, arkasından da sulu köfte ile yoğurt ısmarladım. Çorbayı beklerken, trenin kalkış saatini sordum. Bana tren biletini uzattı ve biletten trenin kalkış saatini öğrendim. Aynı zamanda istismar edilip edilmediğimi, bilet ile teyit etmiş oldum.
Çorbanın ve yemeğin içine ekmekleri doğrayarak, güzelce yumuşattı ve yavaş yavaş yiyerek, karnını güzelce doyurdu. Bende onu zevkle izledim. Yemiyordum ama manevi olarak haz alıyor, adeta doyuyordum.
Bana "Allah senden razı olsun" diyor, memnuniyetini dile getiriyordu.
Masadan kalkarken, yolda harçlık etmesini söyleyerek biraz da para verdim.
Dışarı çıkıp vedalaşırken bana " SENİ BÜYÜTEN ANAN - BABANDAN ALLAH RAZI OLSUN" dedi. Ben en büyük manevi karşılığımı almıştım.
Benim gönlümde yaşlı emmi, tren ile hala ERZURUM' a gidiyor, yolculuk devam ediyor.
( Bu yazıyı 2008 yılında yayınlamıştım. Tren Garı'da o zamanki gar idi. Şimdi garın önünde otobüs durağı yok.)