Bu yazıya aklımdan geçen başlığı atamıyorum…

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Daniel Golaman'ın 'Duygusal Zekâ' diye bir kitabı var; "Yaşamı düşünenler komik, hissedenler trajik yaşar" diyor…
Neyse konumuz bu değil…
İnsanlık adına en büyük yalanlar, seçimden seçime parlamentoda çoğunluğu ele geçirmeye çalışan partiler tarafından söylenir…
Milletvekili adayları da yalanları seçmen olarak gördükleri yığınlara taşırlar…
Bu durumlarda ''ALLAH'' onların beyninde devre dışıdır, '' Allah'tan değil, dile benden ne dilersen'' havasındadırlar... 
Onlar artık ''Allah'' adına vericidir... 
Latincede bir deyim var: IPSE DIXIT… Türkçeye "o böyle dedi" diye çevriliyor çoğu kaynakta, ama ifadeye ithaf edilen anlamdan yola çıkarak "o böyle buyurdu" diye çevirmek daha oturaklı olur… 
İpse dixit, Aristo her ne dediyse, her ne yaptıysa doğru sayan bir anlayışın referans cümlesi… İşin ilginci, bu yaklaşımın onsekizinci yüzyıla kadar kimi Avrupa akademilerinde kullanılmaya devam ettiği yazıyor kaynaklarda… 
Özetle, bu anlayışa göre kargadan başka kuş, Aristo'dan başka bilgin yok! Aristo ne dediyse doğru, ne yaptıysa doğru…
Bizde de Aristolaştırılmış siyasiler vardır…
Pazarda en çok bağıranlar en kötü malı satanlardır…
Bu yüzden pazarcıyla siyasetçi birbirlerine çok benzer…
Siyasetin bizdeki en belirgin özelliği, para ve palavrayla çok iyi yapılır olması…
Duyguları sömürürler…
Buna psikolojide 'duygusal vampirlik' denir…
Siyasetçiler için en tehlikeli şey eğitilmiş insanlardır…  
Nedeni;
İnsanlar eğitildiklerinde onları kontrol edemez, korkutamazsınız…
Eğitimli insanların güçleri kendilerine aittir… Bunu başkasına teslim etmezler…
Tabi ki; eğitimli insana ıslık çalınınca şeytanın geldiğini anlatamazsın… 
En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır… O nedenle siyasetçiler eğitimli insanlardan korkarlar… 
Eblehleri çok severler…
Yazıyı Neyzen Tevfik'in şu sözü ile bitirmek istiyorum;" Dünyanın en yüksek tahtına da çıksanız, yine aynı k.çla oturacaksınız…"