Roman ve modern hayatın yorumu

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İnsanın faaliyetleri arasında hayatı yorumlamak özel bir öneme sahiptir.Yorumlamak,elemektir, değerlendirmektir. Olumluyu, olumsuzu bulmak, faydalının altını çizmektir.Güzele, değerliye, gerekliye kapıyı açmaktır.Bu, bir anlamda eleştirmektir yapıcı olarak.Özellikle son bir kaç yüzyıldır eleştiri  modern yaşam biçiminin temel belirleyicileri arasında yer almaktadır.
Eleştirinin, yorumun farklı tarzları,zeminleri var. Sanat bunlardan biri. Sanatın her çeşidinde yorum öne çıkar. Edebiyat sanatındaki roman türü modern nitelikleriyle yorumlama imkanları açısından fazlasıyla etkin olmuştur.
Roman, modern edebiyatın merkeze aldığı bir edebi türdür.Batı kaynaklı modern edebiyat dünyasında en geniş ve yoğun haliyle kültürel, felsefi, psikolojik,sosyolojik  tartışmalar, yorumlar, önermeler genellikle roman türündeki eserlerde ortaya konmuştur. Kurulan roman dünyasının yaşantıları,ileri sürülen fikirler, yapılan yorumlar, ele alınan sorunlar bağlamında okura yeni bakış açıları kazandırmak, farklı değerlendirmelere fırsat vermek gayesiyle ilginç tartışma zeminleri oluşturmuştur romancılar evrensel çercevede. Romanlar, bazı dönemlerde gazeteler kadar aktüel tartışların yapıldığı yazılı kaynaklar olarak karşımıza çıkar özellikle 19.yüzyıl ortasından ikinci dünya savaşı sonlarına kadar. Romanların bu özelliğini görüp kavramadan modern dünyanın içten içe süren tartışmalarını kavramak sanıldığı kadar kolay değildir.İnsanın iç sesi, geçmişle hesaplaşması, birbiriyle mücadelesi, rüyalar ve hayaller alemi, mekana ve zamana dair özel ve özgün bağlılıkları, yabancılaşmaları, çıkarlarıyla yüzleştikçe gerginleşen iç dünyası, hırsları,ihtiyaçları hep roman atmosferinin ana temaları olarak gelir okuyucunun önüne. İnsan, yine insan tarafındankurgulanan alemde  dile dökülen, yorumlanan insanın içini-dışını her haliyle okur kelime kelime. Bu yazma  faaliyeti, sanat teknikleri kullanılarak insanın düşünce ve duygu hücrelerine değin bir tahlilidir neredeyse. Roman diye okuduğumuz metinde insana ait her şey vardır kurgulanmış biçimiyle.
Romanlar kurmacadır.Yazarlar onu kaleme alırken, dünyalık gerçeklere hayali katkılar yaparlar. Abartılı gerçeklikler oluşturular temaları daha etkileyici anlatabilmek için. Okuyucularına çok özel bir anlam evreni sunma gayretiyle  edebiyat  estetiğinin tüm imkanlarını ustaca kullanmayı tercih ederler.
Roman, entellektüel çalışmalara,aktarımlara müsait bir yapıdadır. Gerçeklerle hayali olanın, bilimsel olanla bilimdışının, kişiselle toplumsal olanın rahat rahat harmanlanabildiği bu çeşit metinler modern öncesi ve sonrasının bütün sorunsallarının etraflıca tartışıldığı bir sanat zeminini oluturulmasına imkan sağlamıştır okuyucu genişliği de dikkate alınarak.
Bizde roman dünyasını ilk önemli ismi Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Onun   Mavi ve Siyah adlı romanıyla başlayan gelenek batı tarzı tahliller, yorumlar, önermeler bizi derin derin düşünmeye sevk eder. Bir örnek verelim:Yakup Kadri Yaban'ıyla, Kiralık Konak'ıyla , Peyami Safa Fatih Harbiye'siyle bu akışı sürdürürken, Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur'u yazar.Oğuz Atay Tutunamayanlar adlı romanıyla katılır bu akışa.
Tanpınar'ın Huzur adını taşıyan romanı üzerinde düşünüyorum.O eser bence yirminci yüzyılın kültürel atmosferine evrensel ölçekte bakan en önemli romanlarımızdan biridir.Yazarın, eserinin adında da kullandığı "huzur" temasını derinlemesine işler.Eser, ikinci dünya savaşından bir gün önceyi anlatırken, geri dönüşlerle olup bitenleri arka planını aktarır edebi bir dille. Tanpınar'ın estetize ederek anlatmadaki başarısı romanını sanatkarane bir üslubun örneği haline getirirken, yorumlamaları bireyden toplumsala, yerelden evrensele uzanarak  anlamsal katmanlar oluşturan  tematik izlekler etkileyici bütünlük meydana getirir.
Roman kahramanı genç bir şairdir. İç huzura önem veren bir kişiliktir.Okumayı,araştırmayı, yazmayı ve yaşamayı seven, son derece hassas, kültürlü, dünyaya açık  bir aydındır.Yaşamaktan ziyade dünyada olup biteni anlamak, yorumlamak, böylece edebi eserler üretmek ister.Ne var ki, görüp duydukları, öğrenip kavradıkları onu rahat ettirmez.Bir türlü yazı masasına oturamaz.Sürekli arayışta kalır zihni, üretime bir türlü geçemez.
Tanpınar'ın Huzur romanının tematik zenginliği çercevesinde hayatı, dünyayı, hem yazar gibi hem de farklı biçimlerde yorumlamak mümkün. Yazar, bize bu pencereleri açar.
Bütün bu değerlendirmelerden çıkan sonuçların en dikkat çekeni şu olsa gerek: Romanlardan oluşan edebi birikimi dikkate almadan kültürel gelişmeleri, sosyal değişimleri, insanlığın ortak yönelimlerini anlamak kolay değil modern dünyada.