Seçim ve Seçmen İradesi

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

1 Kasım seçimleri, Türkiye'nin dört yıllık dönemini yürütecek emanetçilerin seçileceği karar günüdür. O günde 7 Haziran seçim sonuçları ve sonrası gelişmeler göz önüne alınarak oy kullanılacaktır.
7 Haziran seçimlerinde iktidara bir ders vermek lazım, diyerek kullanılan oyların getirdiği sonucu gördük. Bundan memnun olanlar, elbette aynı doğrultuda hareket edeceklerdir. İktidarı zayıflatmanın kendi yararına olduğunu düşünenlerin tercihlerinin ne yönde olduğunu ve acı sonuçlarını hepimiz izledik.
Yıllarca bölücülere karşı mücadele ettiklerini, memlekette imanı kurtarmak için çalıştıklarını söyleyerek vatandaşa rehberlik ettiklerini iddia edenlerin bu seçimde ya ana muhalefet partisine ya da bölücülerin partisine oy verdiğini hepimiz biliyoruz. Bunun en büyük delili, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki polis lojmanlarındaki oyların yarısının bölücü terör partisine çıkmış olmasıdır. Buradaki lojmanlarda oranın yerli halkından kimse yoktu. Öyleyse bu oyları kim verdi?
Geçen seçimde kimin eli kimin cebindeydi diye düşünmek gerek. Halkımızın yüzüne bakacak yüzü olmayan bu insanlar, ihanet içinde olduklarının farkında değiller mi?
Seçimler, aslında seçmenin iradesinin sandığa yansıdığı ortamlar olmalı. Ama geçen seçimde sandığa seçmen iradesi değil, korku, terör ve tehdit yansıdı. Sandık başında bölücü siyasi partinin müşahitleri ve resmi görevlilerden başka kimsenin olmadığına dair bölgeden haberler geliyor. Tek tip müşahit ve sindirilmiş sandık görevlisi memurların gözü önünde sadece bir partiye o kullanıldığı basına yansıdı. Hatta oy kullanmaya gelmeyenlerin yerine de bölücülerin oy pusulasını mühürleyip sandığa attıkları gibi pek çok şayia dilden dile dolaşıyor. İstanbul'da bile bir milyona yakın oyun iptal edildiği bir ortamda çoğunun okur-yazar olmadığı malum seçmenin firesiz ve hatasız oy kullanmalarını nasıl izah etmek gerek?
Bence bu seçimin en önemli yönü, seçim güvenliği kadar seçmen iradesinin sandığa doğru yansıtılmasını sağlayabilmektir. Bu gerçekleştiği takdirde bölücü partinin barajı aşması imkansızdır. Önceki dönemde yaşananlar tekrarlanırsa o bölgede seçim sonuçlarını kestirmek hiç de zor değildir.
Bu seçimde halk, tercihi açık açık belirlemiş olacaktır. Ya tek partiyi iktidara taşıyıp istikrara  oy verecek ya da sırf bir inat uğruna koalisyonları zorlayacaktır. Koalisyonların ceremesini hiç çekmemiş olan genç seçmenler için bu, bir deneme veya maceradır. Ama halkın büyük bir kısmı, koalisyonların memlekette neler olduğunu bilir. Bile bile yanlışa düşeceklerini tahmin etmiyoruz.
Yan yana gelmeleri imkansız dediğimiz şahıs, parti ve grupların kirli ittifak ve pazarlıklar içinde olduklarını gördükçe hayretler içinde kalıyorum. Yoğurdu bile üfleyerek yiyecek derecede takva ehli olduklarını söyleyenlerin din düşmanları, eşcinselleri bile aday gösteren bölücü terör şebekeleriyle kol kola gezdiklerini ve onlara oy toplamak için çabaladıklarını gördükçe gözlerime inanamıyorum.
Umarım gaflet uykusunda bulunan bu kardeşlerimiz de uyanırlar da hidayet yolunu bulurlar. Umarım devlet, genel asayişin yanı sıra sandık güvenliğini de sağlar. Böylelikle korkudan, tehditten uzak biçimde seçmenin gerçek iradesi sandığa yansımış olur.
Bu seçimde siyasi istikrar bozulursa, iyi biliniz ki piyasanın istikrarı da bozulur. Ülkenin büyüme trendi düşer. Kargaşa daha da artar. Bu durum, umudunu Türkiye'ye bağlamış olan İslam ülkelerini, Türk dünyasını derinden yaralar. Buna Suriye'de Beşar Esat, İsrail'de Netanyahu, Kandil'de bölücü teröristler… sevinirler.
Tercih sizin? Kimi sevindireceğinize siz karar vereceksiniz…