Takım RUHU...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Üçüncü haftada Tavşanlı önünde alınan 1-0'lık galibiyet. Evet Çorum Belediyespor zirve hedefleriyle başladığı sezonun ilk iki haftasında yaşattığı hayal kırıklığının ardından üçüncü hayal kırıklığını futbol olarak yine yaşatsa da en azından bu kez skor olarak teselli etti.
İlk üç haftada Teknik Direktör Fahrettin Sayhan dört kanat oyuncusunada forma verdi. Emrah, Berat, Zafer ve Hakan. Üçü yeni biri geçen yılki futbolcular malesef bu sezonun ilk üç haftasındaki en büyük hayal kırıklıkları olarak görünüyor. Hoca birini alıyor diğerini koyuyor değişen bir şey görünmüyor.
Manavgat maçından sonra yazdığım gibi stoper Uğur kanat çalım atamayan kanat oyuncusuyla başarılı olmak mümkün mü. Futbolcuların karnelerine baktığımız zaman ortaya çıkan tabloyla ters orantılı olduğunu görmek mümkün. Bu malzemeden çok daha kaliteli kumaş çıkması gerekiyor.
Belediyespor'un öncelikli sorunu topa sahip olamıyor. Hafta boyunca Tavşanlı takımının baskı karşısında bocaladığı ve hata yaptığı raporu doğrultusunda yapılan çalışmalara rakip aynı silahla cevap verince biz hata yapmaya başladık.
Orta sahada Emre-Eşref ikilisi maalesef oyunu tutmakta başarılı olamıyor. Özellikle Eşref beklenen performansından uzak. Böyle olunca da Emre tek başına mücadelesi ile fazla bir şey yapamıyor. Bu sorunun bir şekilde çözülmesi gerekiyor.
Başta da dediğim gibi Çorum Belediyespor'un en büyük sorunu iki kanadı kırık uçak gibi havada kalmaya çalışıyor. Tek kanatla bile zor olan bu işi başarmak mümkün değil. Fahrettin hoca kanat oyuncularına birer birer forma verdi ancak üç haftada fazla değişen yok. O yüzden yeni alternatifler bulmalı. Örneğin sol bekte görev yapan Eşref Korkmazoğlu hücumda daha etkili görülüyor en azından rakip eksiltiyor. Mevcut kadronun verimli olacağı sistemle oynamak en doğrusu olsa gerek.
Futbolun gerçeği (takım sporunun daha doğru) bir olmak tek yumruk olabilmektir. Çorum Belediyespor'da bunun sıkıntılarını da yaşıyoruz. Gerek antrenmanlarda gerekse maçlarda gördüğümüz bazı sahneler bizi endişeye sevk ediyor. Takım ilk iki hafta kaybetmiş üçüncü hafta 82. dakikada penaltıdan kazanılan galibiyet golü bir tarafta futbolcular sevinirken diğer tarafta bu takımın bir parçası olan kulübede görev bekleyen bir iki isim ise sanki gol yemiş takım oyuncusu gibi üzgün bir şekilde kendi takım arkadaşlarını izliyor.
Bende asıl ve en önemli sorun burası. Teknik Heyetin fiziksel, taktiksel çalışmalardan çok bu konulara eğilmesi gerekiyor. Takım ruhunu yakalamayan ekiplerin başarıya ulaşması mümkün değil. Burda en önemli görev Genel Kaptan Hamit Işık ve Teknik Heyete düşüyor. Tabik i birde takım kaptanlarına. Birlikte sevinip birlikte üzülmedikten sonra takım ruhundan söz etmek mümkün değil. Başarının birinci şartı takım ruhunu yakalamaktır.
Bu noktada diğer önemli bir konu ise formanın adaletli dağıtılması. Sonuçta herkes ekmeğinin peşinde ve onun için mücadele ediyor. Israrla bazı isimlere forma verirken koşan mücadele eden isimler kulübeye veya tribünü çıktığı anda takım ruhunu yakalamak mümkün değil. Kaybedilmiş bir şey yok. Üçüncü haftada hakem katkısı ilede olsa kazanılan bir üç puanımız var. Şimdi zorlu Çanakkale deplasmanı. Burdan çıkarılacak puan veya puanlar takım üzerinde psikolojik bir rahatlamaya yol açacaktır. O zaman bırakalım geçmişi ve önümüze bakalım.
TÜRK milleti olarak kahrolduğumuz bu günde matem tutmaya karşıyım. Bunu isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeyelim. Karartmayalım ortamı. Kırmızı ile beyazın güzelliğini gözlerine sokalım. Bir ölür bin doğarız ve onları kendi kanlarında boğarız. Şehitlerimizin ruhları şad olsun. Mekanları zaten cennet, rabbim ateşin düştüğü ocaklara sabır versin.