Unutulmayan İyilik

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ahmet, çalışkan bir köy çocuğuydu. Okumak, hayatta başarılı olmak istiyordu. Fakir bir ailenin çocuğu olduğu için, ailesi okutmak istemiyordu.
Ahmet köyünde okulu bitirip, şehirde okula devam etmeyi istediğinde babası düşündü taşındı, iki ineğinden birini satarak parasını  oğlunun cebine koyup, okuması için şehre gönderdi.
Ahmed'in şehire gittiği araba, yolda mola verdi. Bir şeyler içmek için Ahmet'te arabadan indi. Çayını içip, beklerken uykusu geldi ve masada uyuya kaldı. Uyandığında bindiği arabanın gitmiş olduğunu, etrafta da kimsenin kalmadığını gördü.  Cebini kontrol ettiğinde,  parasının yerinde olmadığını fark etti. Üzüntüden başladı ağlamaya. Hayalleri yıkılmıştı. Parası çalınmış, yolun yarısında kalmıştı.
Oraya gelen bir yolcu, Ahmet'in yanına gelerek  niye ağladığını sordu. Ahmet de olup biteni anlattı. Yolcu- "Üzülme hallederiz." dedi.
Adını bile bilmediği yolcu ile birlikte yemek yediler, konuştular . Yolcu Ahmet'e çalınan parası kadar para verip, vedalaşıp ayrıldı.
Ahmet bir arabaya binerek, gitmek istediği şehre gitti. Başarılı geçen okul  hayatı ile liseyi, Hukuk Fakültesini bitirdi. Hakimlik İmtihanı kazanarak, hakim oldu.
Baktığı davalarda kılı kırk yararak, adalet ile hüküm veriyor, parasının çalındığı, okuma arzusunun ipten döndüğü günü de unutamıyordu.
Ahmet'e bir dava dosyası geldi. Davacının delilleri, şahitleri bulunmasına rağmen, davalının ne delili, ne de şahidi vardı. Duruşma sırasında davalı suçsuz olduğunu, oyuna getirildiğini iddia ediyordu. Ahmet hemen karar vermiyor, davalıdan sağlam deliller getirmesini istiyordu.
Davalı çaresizlik içindeydi. Her şey kendi aleyhine cereyan ediyordu. Umudu kalmamış, davanın aleyhine sonuçlanacağını düşünüyordu .
Davanın karar günü geldi. Kararda " Davacının topladığı delillerin yetersiz olduğu, davalının suçsuz olduğuna karar verildi."  Her kes şaşırmıştı. Kimsenin beklemediği şekilde, mahkeme karar vermişti.
Durmadan suçsuz olduğunu söyleyen davalı da şaşırmıştı. Mahkemeden çıkınca, hakime teşekkür etmek için yanına gitti. Hakim onu ayakta karşıladı. Kahve ısmarladı birlikte içtiler. Davalı hakime teşekkür ediyor, kendisinin suçsuz olduğunu yine tekrarlıyordu. 
Hakim davalıya " Beni hatırladın mı?" diye sordu.  Davalı hatırlamadığını söyleyince kendisini tanıtarak- " Sizin sayenizde ben buralara geldim. Siz benim okumamı sağladınız." diye çalınan parası yerine, kendisine para veren iyi insanın  suçlu olamayacağını, böyle bir sucu işlemeyeceğini, bu nedenle davalının suçsuzluğuna karar verdiğini açıkladı. " UNUTULMAYAN İYİLİK " Yıllar sonra iyilik edenin karşısına çıkmıştı. 
Ahmet karara bağladığı bu davayı'da unutmamıştı. Emekli olduktan sonra, davacının bulunduğu yere gitti. İçecek bir bardak su isteme bahanesi ile davacı ile konuşmaya başladı. 
Davacı- " Davada kendisinin haksız olduğunu, karşı tarafa komplo kurduğunu." anlattı.  Bunun üzerine Ahmet kendisinin o davanın hakimi olduğunu, kendisini rahatlatmak için davacı ile konuşmaya geldiğini söyledi. 
Davacı hem şaşırmış, hemde endişelenmişti. Ahmet endişe etmemesini, yapılacak bir şey olmadığını, davanın neticelenip  zaman aşımına girdiğini bildirdi.
Büyüklerimiz ne demiş." İYİLİK YAP DENİZE AT. BALIK BİLMEZSE HALİK BİLİR."