7/24 Tekbir, Tehlil, Naz, Niyaz 3

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

 Medine günlerimiz sayılı, önümüz bayram. Beytullah’da olduğu gibi teravih ve teheccüd’e devam etmeye çalışıyoruz desem de topu topuna kılacağımız iki tane kaldı.
Bayram gecesi ertesi günün Ramazan mı, bayram mı olacağı telaşı vardı. Mescid-i Nebi imamı yatsı sonrası konuşma yapıp tehlil ve tekbir getirmeye başlayınca ertesi günün Bayram olduğu anlaşıldı.
Arefe günü bayram namazı saatini sormuştuk ama Sabah Namazı’nın çok kalabalık olabileceğini hesaba katmamıştık. Bayram sabahı sabah namazı o kadar kalabalık o kadar kalabalıktı ki Mescid-i Nebi yakınındaki otellerin önü bile dolmuştu. Ben ise saf saf hiç olmazsa Mescid’in bahçesine ulaşırım diye gitmeye çalışıyordum.  21 ve 22 no’lu kapı önü hizasındaki saat kulesine yakın bir yere geldiğimde ne ileri ne geri gidebildim. Nâmusait bir yerde sabah namazının farzını ancak kılabildim. Namazı müteakip hafif gevşeme olunca bulunduğum yerden otele geri döndüm. Abdest tazeleyip otele yakın caddenin ortasında bir yere seccademizi serip Bayram namazını kıldık.
 Medine’de Bayram sabahı böyle geçirilmemeliydi. O gece uyanık ve Ravza içinde olmamız gerekmez miydi. Mazeretlerin arkasına saklanınca nefsimiz de bizi işte böyle sırt üstü yere vurmuştu.
Artık Ramazan bitmiş ağzımız da açılmıştı ama 2.gün Medine’ye de veda edecektik; o sancı düşmüştü içimize. Bu arada insanız, memlekete hediye, zemzem, hurma telaşı sardı. Onları halletmeye, valizleri yerleştirmeye, dönüş için hazırlık yapmaya başladık. Yani dönüş moduna girdik. Hediye ve valiz işlerini eşim yaptı, hakkını helal etsin. Yine eşim Medine’de annesinin bütün yükünü üzerine aldı. Tekerlekli arabayla ya da kolundan tutarak götürdü-getirdi.. Bir dostumuz otelin önünde, yanından geçerken “hoca, bakıyorum da yüzün gülüyor, kaynananı yengeye bıraktın” demişti. Gerçekten öyle oldu. Tekrar eşim hakkını helal etsin.
Medine’de son gece
Ravza-ı Mutahhara’da namaz kılma ve Kur’an okuma teşebbüslerim akamete uğradı. Ya beceremedik ya da nasip olmadı. İçinden geçtim ama oturup da ne namaz kılabildim ne de Kur’an okuyabildim izdihamdan dolayı.
Son gece benimle birlikte dört öğretmen arkadaş yatsı namazı sonrası yeşil Kubbe’nin karşısında unutulmaz bir program yaptık. Hatmin birisini Beytullah’ın karşısında kendim dualamıştım, diğer hatmim ve Yasinler-ezkar  ile Salim(Okur) hoca ve diğerlerinin hatimlerini Mahmut (Özsoy)hoca orada  dualadı. Yine orada Hüseyin(Akdağ) hoca daha önce Medine’ye geldiğinde yazdığı bir şiirini ilahi şeklinde okudu. Harika bir şiir. Dört dörtlüğünü sizlerle paylaşmak isterim:
Biz Mekke’den yola daldık / Seher vakti yari bulduk,
Sabah namazını kıldık / Güzel şehir Medine’de..
 Ah Medine, ah Medine / Doyamadık Ahmed’ine,
Rabbim bizi gene çağır / Ahmed-i Muhammed’ine..
Bab-u Selam’ından girdik / Huzur-u Resule durduk,
İki dosta selam verdik / Güzel şehir Medine’de..
Ah Medine, ah Medine / Doyamadık Ahmed’ine,
Rabbim bizi gene çağır / Ahmed-i Muhammed’ine..
Medine’den ayrılış
Ayrılık vakti gelip çattı. Hem Medine’den hem de kutsal topraklardan. Bir daha gelişimiz kim bilir ne zaman.
 Benim Kutsal toprakları daha doğrusu üç Mescidi ziyaretle ilgili sırasıyla üç hedef/hayalim vardı:
İlki; Hac, nasip oldu kur’ada çıktı çok şükür 2008’de gittik geldik, 35-40 gün arası.
İkincisi; Ramazan umresi, hamdolsun bu sene(2015) vize sıkıntısına rağmen Rabbim tam istediğimiz zaman diliminde nasip etti, 33 gün(16 Haziran-19 Temmuz 2015).
Üçüncüsü; Üç Mescid ziyareti, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’yı 10-20 gün aralığında aynı tur içinde mesela 5’er gün ziyaret. İnşaallah bu son hedefimiz/hayalimiz de gerçekleşir. Bu üçten sonra hac/umre/ziyaretler nasip-kısmet, olur olur, olmaz olmaz.
Bayramın ikinci günü son kez öğle namazını Mescid-i Nebevi’de kılıyoruz. Saat 14.00-15.00 arası Medine Havaalanına gitmek üzere yola çıkacağız. Otobüse bindik, Mescid-i Nebi yakınından geçerken gözlerimiz nemli dilimde de;
“Ah Medine, ah Medine / Doyamadık Ahmed’ine
Rabbim bizi gene çağır / Ahmed-i Muhammed’ine..”  mısraları vardı.
Uçağımız, 20.00’de, biz daha erken 16.00’da Medine havaalanına geldik. Belirtilen saatte Suudi Hava Yollarına ait uçağımız kalktı, kaptanı Türktü, 23.00’da Ankara Esenboğa Havaalanına indik. Uçaktan inmek üzereyken şirket görevlisi Mustafa aradı, “geldim bekliyorum” diye. Valizlerimizi ve diğer eşyaları dönen banttan alırken de sağolsun Mustafa yardımcı oldu. Çorum’a gelmek üzere Minibüse binmemiz gece 12:30-01.00’i buldu. 12 kişilik ilk giden grup olarak Kutsal topraklara(Cidde) girişimiz sabah ezanı olduğu gibi büyük bir tevafuk Çorum’a dönüşümüz de sabah ezanı okunurken oldu.
 **
7/24 Tekbir, tehlil, naz ve niyazla geçirdiğimiz umre günlerimiz, ömrümüzün en
feyizli, bereketli, en semeredar günleri oldu.
Mevla isteyen herkese gönlünden geçtiği gibi Kutsal toprakları ziyaret etmeyi nasip etsin. Parası olan değil gerçekten nasibi olan gidiyor. Vesselam…
Teşekkür: Kafamızdaki gidiş-geliş planına uygun, otellerden servislere kadar sorunsuz harika bir umre yapmamıza vesile olan başta Aybike Tur’un patronu H.Selahattin olmak üzere diğer tüm yetkili ve çalışanlarına teşekkür ederiz. Mevla hayırlı hizmetlerini daim eylesin.
Not: Kıymetli büyümüz, emekli hocamız Ahmet Yetim, ilk yazımızda geçen “Umre mesaimiz tam gaz” cümlesindeki “tam gaz” ibaresini argo bulmuşlar ve ikaz ettiler. Kendisine hangi kelime uygundur diye sormayı unuttum, o da söylemedi. Yine de “tam gaz” yerine “hızlı başladı” diyerek düzelteyim. Kibarca uyaran hocama teşekkür ederim.
(SON)