Eşref Ertekin’in Günlüklerinden Seçmeler 5

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

24 ŞUBAT 1933 Cuma 
 Bu sabah kalkıp doğru Kütüphaneye gittim. 
Halk Fırkası erkânı Halk Evi açılacak diye dehşetli faaliyet gösteriyor.
Salona 400-500 sandalye doldurdular. Duvarlara fır-etraf halı çektiler. Dehşetli süslediler.
Öğleye kadar Hacı Fazlı Efendi, Hacı Yusuf Efendi ve Safi Hoca ile oturduk.
Vali Ali Cemal Beyle Belediye Reisi Şevket Bey de gelip gittiler.
Cumayı Tahtalı'da kıldım. Eve geldim yemek yedim. Hava bu gün gayet hoş, güneşli. Bahar havası gibi.
Baldız Emine Hanım, Binhan ve Bülhan'ı soymuş, bitlerine bakıyor. Çocukları üşütürsün diye darıldım.
Kütüphaneye gittim. Kütüphanedeki sandalyeleri de salona almışlar.
Bizim odalardan birini şapka ve paltoları asmaya açtık. İçeri odada arkadaş Sabit Efendi ile Hacı Fazlı Efendi oturuyorlar. Ben de salona girdim. 
Salon bilumum memur, muallim vesair halk ile dolmuş. Güçlükle Şevket Bey ve Amcamın yanında bir yer bulup oturdum. Saat onbeşe çeyrek var. Halk Fırkasının radyosundan başka bir radyo daha getirmişler. Karşılıklı kurdular. Saat tam onbeşte (yayın) başladı. Hemen ayağa kalktık. İstiklal Marşı çaldı, oturduk.
Başvekil İsmet Paşa nutka başladı. Yarım saat kadar sürdü. Sonra Necip Ali Bey konuşmaya başladı. Aman ya rabbi ne çene makine gibi aled-devam bir saat konuştu. Lakin gayet ilmi ve      
siyasi ve idari işlerden bahsetti. Halkevleri talimatnamesini izah etti. 
Sonra bizim muallimlerden Alaybey zade Naim kürsüye geldi. Bir şiir söyledi. Sonra Halk Fırkası Reisi Çöplü zade Mustafa Efendi ve Burhan zade Mustafa efendiler çıktılar. Halkevleri ve talimatnamelerini anlattılar. Sonra Çorum Matbaası'na yeni gelen muharrire hanım çıktı. Ezberden dehşetli bir nutuk verdi.
Sonra Halk Fırkası Kâtibi Halit Bey çıktı. Bu gün Halkevimizin küşadına dair sair 25 vilayet Halk evleri reislerinden gelen tebrik telgraflarını okudu.
Ve bizim halkevi küşadı münasebetiyle Cumhur reisi Büyük Gazi'ye çekeceğimiz telgraf metninin müsveddesini okuyup münasip olup olmadığı sual ettiler. 
İçinde bulunan birkaç Arabi kelimenin çıkartılması Banka katibi ve Hoca Fazlı Efendi tarafından teklif edildi. Cemaat hepsi birden alkışladılar. Sonra şöyle olsun, böyle olsun diye herkes bir şey söylemeye başladı. Nihayet telgrafı Çorum Dil Derleme Cemiyetinin yazmasına karar verildi. Ve altına Belediye Reisi ve şehir - köy muhtarlarından iki kimsenin daha imzalaması tasvip edildi. 
Saat akşam alaturka on ikide dağıldık. ..
…..        
11 Mart 933 Cumartesi
Bu sabah geç vakit kalktım. Aşağı indim. Birader Ahmet, terzi Bekir'in dükkana paltosunu tamir ettirmeğe gitmiş, geldi. Yemek yedik. Amcamgile gittim. Öğleye kadar oturdum. Camiye gittim, Sonra kütüphaneye gittim. Biraz oturdum. Çarşıya çıktım. Hacı Ihsak Efendinin dükkânında oturduk. İkindi yaklaşınca kalktım. 
Bakırcılar çarşısına doğru bir insan yığıntısı var. Orada sual etim. "Mürteci hocalardan üç tanesini daha getirdiler" dediler. Baktım, polislerin önlerinde aksakallı, üç sarıklı götürüyorlar. Cami-i Kebirin avlusuna gittim. Abdest tazeleyip Turan kütüphanesine geldim. Akşama kadar oturdum. Eve geldim. Sonra Camiye gittim, geldim. Yemek yedik. 
Birader Sadettin'de bir hırs var, söylemedi. Amcama gidiyorum, dedi gitti.
Yatsıya gidip geldim. Sadettin gelmiş. Odaya çıktım. Düşüncen neden, diye sordum."Bir şey yok. Meroğlu Eşref bugün İstanbul'a gitti. Bana haber bırakmış. İbrahim'in yanına varmasın. Sonra adını onun da kötü yaparım. Ben Şücaattin firmasını yıkmış bilmem daha neler yapmış adamım. Orada, burada birleşip çay falan içmesin demiş" dedi. 
Ben de bu mu idi düşüncen, ben de ne zannettim. Kendi bir defa adabı muaşeret öğrensin de insanla nasıl konuşulur, insan yanında nasıl oturulur, onu bellesin. Onun ne hakkı varmış, şöyle yapmayın, böyle yapmayın diye emir veriyormuş. İşte buna dır-dır derler. Sen de bunları laf diye düşünüyorsun. Allah'ın izni olmadıkça kimse kimseye bir şey yapamaz, diye teselli ettim. Eve indim.
Baldız Şefika "bu akşam bize gelin" diye çok rica etmiş. Arkadaşla Amcamgile gittik. Amcam namaz kılıyormuş. Oturduk. Amcamgilde yattık. Gece çok rahat uyumuşum. Hiç uyanmadım. Rüzgâr çok şiddetli esiyor. Adeta havada değirmen döner gibi gürültüler yapıyor. Hava bozuk.
20 Mart 1933 Pazartesi
….
Bu gece saat yedide Halkevleri Edebiyat-Dil-tarih şubesi içtimaı varmış. Bana da gel, dediler. Beni de dahil-i defter etmişler.
….
Halk Fırkası Heyet-i İdare odasında toplandık. Üç aza intihap edildi. Maarif Müdürü, Muallim Behram Bey ve Orta Mektep Müdürü beyler seçildiler. 
22 Mart 1933 Çarşamba  
Öğleden sonra Maarif Müdürü, Orta Mektep Müdürü ve Muallim Behram Bey geldiler.
Halk evi Tarih- Dil- Edebiyat Şubesi azalarının iş bölümünü yaptılar. 
Vali Ali Cemal Bey, Maden zade İhsan ve Orta Mektep tarih muallimi Halil Beyleri Konferans verecekler ve
Muallim Yusuf beyi bunlar ve diğer konferansları tespit-tanzim memuru, Muallim İbrahim beyi de konferans evrakının yazımı vesair işlerine yardımcı,
Orta mektep muallimlerinden Tevfik ve Tahir beyleri ve Alay Zabitanından Mülazım Enver ve Halk Fırkası Kâtibi Halit ve beni de Dil Tetkik ve diğer azalar da nereyi isterlerse orada çalışmalarında muhayyer bırakıp talimatnamelerini tanzim ettiler.   
(Sürecek
 
 
- EŞREF ERTEKİN'İN 
GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER-
 
Çorum'da 1925'ten 1970 yılına kadar resmen kütüphane memurluğu yapmış hafız-ı kütüp 
Eşref Ertekin rahmetli büyüğümüz, yaşadığı her günün nasıl geçtiğini günlük defterine kaydetmiş. Bizlere günlük yazılarıyla dolu sayısı otuzu geçen defter bırakmıştır. Bu defterlerin sayfaları içinde kendi özel hayatına ait bilgiler yanında o günlerde Çorum'da yaşananları da kısa kısa bizlere anlatmaktadır. Eşref Ertekin'in günlükleri -bu yönüyle Çorum'dan-Çorumludan bahsettiği satırlarıyla- adeta bir "Çorum günlüğü" hüviyetini de göstermektedir.   
Eşref Ertekin'in özenle sakladığı bu defterleri, manevi oğlu Bülhan Ertekin Bey bana lütfettiler. Tamamen eski yazı ile (Osmanlıca) olan bu defterleri bugünkü Türk alfabesine çevirmeye çalışıyorum.     
(Eşref Ertekin'in Günlüklerinden Seçmeler) başlığı altında yayınlayacağım bu yazı dizisine 1927 yılına ait günlükleriyle başlayacağım. Sonra 1933-1938 yıllarına ait günlüklerinden seçmeler sunacağım.
Günlüklerin seçimi için değişik bir konuya vurgu olanlar ile Çorum'un herhangi bir hususiyetini bize öğreten veya aktaran günlükleri almaya çalıştım.  Eşref Ertekin'in defterinde ne yazılı ise aynen aldım. Dil yönünden oldukça sade bir dile sahip olan Ertekin, ilk günlüklerinde de ve ileriki yıllarda da Çorum ağzında var olan söyleyişleri yazılarında kullanmıştır. Türk Dili Cemiyeti üyesi olarak da haliyle Türkçe'ye özen göstermiştir. 
Pek çok okuyucumuz için doğal olarak Eşref Ertekin ve onun aile, arkadaş, işyeri çevresi içinde geçen isimleri tanımak mümkün değildir. Günlüklerin alt kısmında vereceğimiz açıklamalarla okuyuculara bir ölçüde de olsa daha iyi anlama imkânı sağlamış olacağız. Bizim eklemelerimiz sadece bu açıklamalar olacaktır.      
Özellikle 1938 yılında Halkevi Dil-Tarih ve Edebiyat Şubesinin Çorum çevresindeki köylere yaptıkları inceleme gezilerinin anlatıldığı sayfaları okuyucularımızla paylaşacağım.       
Okuyacağınız satırlarda, bundan 80-90 yıl öncesi yapılan çalışmaların heyecanını ve yine 80-90 yıl öncesinin Çorum'unu ve çevre köylerimizin durumunu bulacaksınız. 
Eşref Ertekin büyüğümüzü ve yazılar içinde adı geçen bütün hemşehrilerimizi rahmetle anıyorum. 
 
 
 
A. Ozulu