Eşref Ertekin’in Günlüklerinden Seçmeler 4

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

30 Haziran 1927 Perşembe
Bu sabah on birde kalktım. Turan kütüphanesine geldim. Çay içtim. "Ahlaksızlık" unvanlı bir risale okudum. Darülfünun Müderrislerinden İsmail Hakkı Beyin eseridir. Çok güzeldir. Kütüphaneye geldim. Arkadaş Sabit Efendi geldi. Dün öğle sonu yine sıtma tutmuş, yatmış. Bugün de mahkemede işi olduğu için kalkmış. Biraz oturup mahkemeye gitti. Dede geldi. Bir roman verdim. Salonda okuyor. Öğleye kadar kolum çok ağrıdığından bir iş göremedim. Öğle üzeri Mustafa Ağa yeni hanımı çıkartmak üzere gitti. Yemeği Kütüphanede yedim. Said geldi. Yirmi kuruş verdim. Tava alıp yedi. Bir taraftan sigara kutusundan sigara alıyor, bir taraftan da "sen şu sigarayı terk et" diyor. 
Akşama kadar biraz kitap kaydettik. Akşam namazından sonra eve, oradan kütüphaneye geldim. Yatsıya kadar bir kaç kitap numaraladım.
Muallim Birliğinde ders okuyorlar. Saat dokuzu vurunca bırakıp eve geldim. Sadettin uyumamış. Koluma biraz keklik yağı çaldırdım. Üzerine yün sarıp yattım. Sabaha kadar kah uyanık, kah uyur rahatsız bir vakit geçirdim. Sağ omzumdan belkemiğime kadar sancı çok müthiş ağrı yapıyor.
1 Temmuz 1927 Cuma
Bu sabah kolum çok ağrıyarak kalktım. Koluma şişe çektirdim. Yine yün sarıp kütüphaneye geldim. Gazeteler geldi. Kaydettim.
Ab... geldi. Gazeteleri içeri götürdü. Şecaatin zade Mehmet'le N.Z geldi. Mehmet'e roman verdim. N.Z' ye bir şey söylemedim. Öğleye kadar İbrahim Efendiyle oturdum. Öğle namazına çıktım. Eve geldim. Yemek yiyip kütüphaneye geldim. Biraderler arpa tarlasına bakmaya gitmiş. 
Havuzu temizlemişler Hacı Fazlı ve Tevfik Bey'le ikindiye kadar oturduk. Kolumdan çok rahatsızım.
Akşam yemekten sonra kütüphaneye geldim. Saat dokuza kadar oturup kapatıp gittik. Camiden sonra eve gittim. Ceviz yaprağı demlemişler, içtim. Kiremit ısıtmışlar kolumun üzerine koyup yattım.
2 Temmuz 1927 Cumartesi
Bu sabah kolumun ağrısı biraz hafif. Kalktım, Kütüphaneye geldim. Biraz oturdum. Kapı açıldı. Macar Yahudisi hastaneyi yapan ustaların tercümanı girdi. Salonu gezdi, gitti. Sonra Rum geldi. Sonra Turan Kütüphanesine gittim. Oradan Hilmi Efendi'nin yanına gittim. Şevket Efendi'yle yazıhanesinde oturdum. Kütüphaneye geldim. Biraz durup eve yemeğe gittim. Yolda Sait'e rast geldim. Beraber gittik. Bahçedeki erikten biraz topladık. Yedik. Yemekten sonra Sait eve gitti. Ben de doğruca Kütüphaneye geldim. Biraz oturup Şevket Efendinin yazıhanesine gittim. Bir yere gitmek üzere Hilmi Efendiyi çağırttı. Gitmedi. Sonra Emrullah Efendi geldi. Bahçeye gidelim dedi. Beraber hanelerindeki bahçeye gittik. Akşama kadar oturduk. Sonra Ahmet Efendinin mağazasına geldim. Biraderi Mustafa Efendi İstanbul'a avdet edecekmiş, görüşemedim. Sonra Kütüphaneye geldim. Akşam namazına camiye uğrayıp eve gittim. Yemekten sonra Şevket ve Emrullah Efendileri alıp beraber Ahmet Efendi'nin hanesine gittik. O da Ölçek zade Hilmi Efendi'nin davetine gitmiş, geldi. Görüştük ve dağıldık. Evlerimize geldik. Yatsı namazını kıldıktan sonra yattım. Kolumun ağrısı hala devam ediyor. 
3 Temmuz 1927 Pazar
Bu sabah yine kolum ağrıyarak kalktım. Birader iki araba 730 kuruşa odun almış. 
Turan Kütüphanesine geldim. Biraz oturduk. Kütüphaneye geldim. Öğleye kadar boş oturarak Erkek Orta Mektebinden bu sene şahadetname alıp çıkan efendiler bu akşam bilumum muallimlere ve bazı memurlara mektep salonunda ziyafet verecekmiş. Müzedeki gramofonu istediler. Öğle yemeğine gittik. Said'e rastladım. Beraber gittik. Said yine erik topladı. Akşama kadar yine bir iş göremedik. Kolum ağrıyor.
Korhan oğlu Halil Ağa eski Cumhuriyet gazetelerinden havadis aradı. 
Bu sabah saat alaturka sekizde Çerkez Ahmet Efendi'nin biraderi Mustafa Efendi Sungurlu- Çerikli tariki üzere Ankara'ya azimet etti.
Ahmet Efendinin mahdumu Hacı Hafız'da beraber ve Şecaaddin zade Salim Efendi ve mahdumu Elvan Efendi dahi bugün İstanbul'a hareket etmişlerdir. 
Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Sait Hafız geldi. Ailesini Köhne hamamına götürmüş. Karısının vücudunda egzama illeti var imiş. Bir çaresini bulamamışlar. Allah şifalar ihsan etsin.
Yatsıdan sonra eve gelip yattım. Hala kolum ağrıyor.
4 Temmuz 1927 Pazartesi
Bu sabah kalktım. Arabacı gelmiş. Kilim vesaire yıkamak üzere Çiftlik Pınarına götürdüler. Şaziye ile Emine isimli kadınlar yıkayacaklar. 
Turan Kütüphanesine geldim. İsmail Ağa rahatsız, başı ağrıyor ve öksürüyor. Kütüphaneye gittim. Gazeteler geldi. Kaydettim. Çarşıya çıkıp Kerim Efendi'nin dükkânında biraz oturdum. Tatlı çekirdekli iri kayısı 15 kuruş'a. Bir kilo zerdali aldım. Öğle üzeri Mustafa Ağa'yı maaş için gönderdim. Henüz havale gelmediğini söylemişler. Yemeğe gidecek zaman elektrikçi ile müfettiş gelip elektrik saatine baktılar. (39) 20 diye yazdılar, gittiler. Yemeğe eve gittim. 
Dönüşte Kütüphaneye gelirken Hilmi Efendi'nin dükkânına uğradım. Küreli Sıddık Hafız'la oturduk. Kütüphaneye geldim. 
Muallimler Birliği içtima etti. Toplu tedrisat için Ankara'da içtima edecek cemiyete murahhas intihab ettiler. Soğulcaklı oğlu Şevket ile Hacı Zaim Bey zade İsmail Şevki Bey tayin edilmişler. 
Kollarımda ağrı hala devam ettiğinden iş göremedik.
Maarif Müdürü Vehbi Bey'in Ankara Maarif Muavinliğine tayin edildikleri söyleniyor.
Akşama kadar boş oturduk. Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Sonra eve gidip yattım. 
Bugünlerde havalar çok sıcaklandı. Bugün H.K. 120 kuruş ödünç istedi, verdim. Sözde gelecek pazar iade edecek.
5 Temmuz 1927 Salı
Bu sabah kalktım. Kolum hala ağrıyor. Evde ekmek yapıyorlar.
Turan Kütüphanesine geldim. İsmail ağa hala hasta. Kütüphaneye geldim. Öğleye kadar Şaryo Polis Hafiyesi romanını okudum. Yemeğe gittim, geldim. Akşama kadar yine romana devam ettim. Arkadaşlar gitti. Hava bulutlandı. Etrafa yağmur atıştırıyor. Saat altı buçuk raddelerinde yel-tufanla karışık şiddetli yağmur yağmaya başladı. Etraftan seller yürüdü. Kütüphanenin etrafı göl oldu. Geçilecek hal kalmadı. Gök gürlüyor, şimşek çakıyor. Yer-gök birbirine karıştı. Yalnızca Kütüphanede beklerken kapı açıldı. Maarif Müdürü Vehbi Bey geldi. İkindi namazını kıldı. Sellerden geçip gidemedi. Saat alaturka sekize kadar kaldı gitti. Ben de yatsıya kadar kalıp camiye gittim. Sokaklarda sellerden geçilmiyor. Zor-güc camiye vardım. Namazdan sonra eve gittim. Yemek yedim saat üçte yattım.
Bugün Hafız Bahri'den İstanbul'dan hareket ettiğine dair haber alınmıştır. 
6 Temmuz 1927 Çarşamba
Bu sabah kalktım. Kolumun ağrısı biraz azalmış. Turan Kütüphanesine geldim. İsmail ağa biraz iyileşmiş. Kütüphaneye geldim. A.Z. geldi. Açtım, bir çörek aldırdım, yedim.
Gazeteler geldi kaydettim. Müze Müdürü Kabak Müezzinin Köse Hattat Ethem Efendi geldi. Dün geceki sellerden bahsedildi. 
Sel, Kürt Hafız'ın evinin duvarını yıkıp bahçesine dolmuş. Çomar, Ayarık, Çiftlik çayırında çok zayiat var imiş. 
Öğleye kadar boş oturdum. Öğle yemeğine eve gittim. Yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Akşama kadar yine gazete ve mecmua mütalaası ile vakit geçirdik. Akşam namazdan sonra eve geldim. 
Biraderler bugün gidip tarlaları gezmişler. Her üçünü de sel basmış. Kazılı tarlada arpa, İbrahim çayırındakinde yazlık ekili ve yatmış. Ancak tohumu elimize geçerse iyi deyi umut ediyorduk. Yarısını da sel berbat etmiş. Ne ise Kâr-hane yerine gelince güzlük buğdayı idi.* Hem de buğdayı ve samanı güzel 21 yığın olmuş. İyice bir kâr temin eder, diye güveniyorduk.  Şimdiye kadar da burayı hiç sel basması görülmemiş idi. Birader varmış ki, bütün yığınlar su içinde kalmış. Üzeri açılmaz ise çürür, diyorlar... Çok mahzun olduk. Rahmet yine yağmur başladı. Şemsiye ile güçlükle Kütüphaneye geldim. Yine Sepetçi Sokağından sel geldi. 
Dün Çakırlı Camiinin müezzini Hafız Osman kokulu yağ satan Medineli Arap Hacı Abdullah namında bir zatı getirmiş. Ve Saraç Hafız da yanlarında nahivden Elfiye Şerhi Es-suyuti ile İbni Akıli istedi verdim. Yatsıya kadar mütalaa etti, gittiler. Ben de Kütüphaneyi kapatıp camiye gittim. Namazdan sonra eve gelip yattım.
Bu gece İstanbullu zade merhum Elvan Ağa'nın kerimesi Emine Hanım'ın baş örmesi gecesi imiş. Sait oraya gideceğim diye 20 kuruş aldı.     
(*Kâr-hane: Çömlekhane, çömlek yapılan atölye. Derleyen A.O)
 
- EŞREF ERTEKİN'İN 
GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER-
 
Çorum'da 1925'ten 1970 yılına kadar resmen kütüphane memurluğu yapmış hafız-ı kütüp 
Eşref Ertekin rahmetli büyüğümüz, yaşadığı her günün nasıl geçtiğini günlük defterine kaydetmiş. Bizlere günlük yazılarıyla dolu sayısı otuzu geçen defter bırakmıştır. Bu defterlerin sayfaları içinde kendi özel hayatına ait bilgiler yanında o günlerde Çorum'da yaşananları da kısa kısa bizlere anlatmaktadır. Eşref Ertekin'in günlükleri -bu yönüyle Çorum'dan-Çorumludan bahsettiği satırlarıyla- adeta bir "Çorum günlüğü" hüviyetini de göstermektedir.   
Eşref Ertekin'in özenle sakladığı bu defterleri, manevi oğlu Bülhan Ertekin Bey bana lütfettiler. Tamamen eski yazı ile (Osmanlıca) olan bu defterleri bugünkü Türk alfabesine çevirmeye çalışıyorum.     
(Eşref Ertekin'in Günlüklerinden Seçmeler) başlığı altında yayınlayacağım bu yazı dizisine 1927 yılına ait günlükleriyle başlayacağım. Sonra 1933-1938 yıllarına ait günlüklerinden seçmeler sunacağım.
Günlüklerin seçimi için değişik bir konuya vurgu olanlar ile Çorum'un herhangi bir hususiyetini bize öğreten veya aktaran günlükleri almaya çalıştım.  Eşref Ertekin'in defterinde ne yazılı ise aynen aldım. Dil yönünden oldukça sade bir dile sahip olan Ertekin, ilk günlüklerinde de ve ileriki yıllarda da Çorum ağzında var olan söyleyişleri yazılarında kullanmıştır. Türk Dili Cemiyeti üyesi olarak da haliyle Türkçe'ye özen göstermiştir. 
Pek çok okuyucumuz için doğal olarak Eşref Ertekin ve onun aile, arkadaş, işyeri çevresi içinde geçen isimleri tanımak mümkün değildir. Günlüklerin alt kısmında vereceğimiz açıklamalarla okuyuculara bir ölçüde de olsa daha iyi anlama imkânı sağlamış olacağız. Bizim eklemelerimiz sadece bu açıklamalar olacaktır.      
Özellikle 1938 yılında Halkevi Dil-Tarih ve Edebiyat Şubesinin Çorum çevresindeki köylere yaptıkları inceleme gezilerinin anlatıldığı sayfaları okuyucularımızla paylaşacağım.       
Okuyacağınız satırlarda, bundan 80-90 yıl öncesi yapılan çalışmaların heyecanını ve yine 80-90 yıl öncesinin Çorum'unu ve çevre köylerimizin durumunu bulacaksınız. 
Eşref Ertekin büyüğümüzü ve yazılar içinde adı geçen bütün hemşehrilerimizi rahmetle anıyorum. 
 
 
 
A. Ozulu