Eşref Ertekin’in Günlüklerinden Seçmeler 3

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

26 Haziran 1927 Pazar   
Bu sabah kalktım. Birader Ahmet Köylü İsmail ile ineği pazara götürmüşler. Diğer birader Rafet, Şaziye ile eski büyük evi yıkamaya başlamışlar.
Doğru Turan Kütüphanesi'ne geldim. Biraz oturduk. Kütüphaneye geldim. Arkadaş geldi. Öğleye kadar kitap tetkik ve numaralama ile uğraştım. Öğle yemeğine eve gittim. Peynirli yapmışlar, yedik. İneği 27 banknota satmışlar. Kütüphaneye geldim. Akşama kadar boş vakit geçirdik. 
Bugünlerde hava çok sıcaklandı. Arpa buğday yine pahalandı. Buğday 200, arpa 120'ye. 
Teyzemin kocası Osman Ağam yanıma geldi. Sungurlu'dan yeni celp gelmiş. Bunun tayinine bir çare için (Belediye Reisi) Şevket Efendi'ye sual edeceğiz. Akşam yemekten sonra Şevket Efendi'nin hanesine uğrayıp sual ettim. "Reşat Bey'den bir rapor almak icap ettiğini" söyledi.
Kütüphaneye geldim. Muallim Ömer ve Halil Efendiler geldiler. Yine telsiz telefon ahizesinin Kütüphane salonuna konulacağını söylediler. Sonra Maarif Müdürü geldi. Fransızca dersi okutacaklar. Muallimler birliğine gitti. Saat 9'u çaldı. Biz de Saatçi Ömer Efendi ile çıktık. Camiye gittik. Oradan eve geldim. Yattım.
Bu akşam Çeten zade Kunduracı İhsan mahdumu Cemal gelip iki roman götürdü. Odalarında okuyacaklarmış.
27 Haziran 1927 Pazartesi
Bu sabah kalktım. Turan Kütüphanesine geldim. Oradan Kütüphaneye geldim. Öğleye yakın gazeteler geldi. Kayıt ettim.
Batumlu Hafız Yusuf Efendi'den mektup aldım. Öğle yemeğine eve gittim.
Yemekten sonra Hilmi Efendinin dükkânına uğradım. Küreli'nin Hafız Sıddık'la oturuyormuş. Mektubu okudum. Birde Deliler Karyesi İmamı Taşkaldıran zade Abdullah Hoca geldi. Görüşürken Çerkez Ahmet Efendi ve Karabayraktar zade İsmail Ağa geldiler, oturduk. Eski zamanlardan bahis açıldı. Müftü Tahir Efendi'nin tercüme-i halinden bahsettik, dağıldık.
Kütüphaneye geldim ki, şecer (ağaç) ustasının mahdumu Aliosman gelmiş, Bayrak ağacını berkitiyor. İkindiye kadar uğraştı. Elline beş kuruş verdim. Akşama kadar oturdum. Yine M geldi. Romanlar getirdi. Yine iki adet kitap götürdü.
Akşam yemekten sonra Sait eve geldi. Kütüphaneye gelmedi. 
Muallimler Birliğinde içtima vardı. Saat 9'u çalınca yatsıya camiye gittim.
Bugün Çiftçi Kütüphanesi'ne sipariş ettiğim kitaplardan yedi adedi on kuruşa bir kitap getirttim. "Herkes Neler Bilmelidir" falan isimli kitaplar geldi.
28 Haziran 1927 Salı  
Bu sabah doğruca Turan Kütüphanesine geldim. Biraz oturup kütüphaneye geldim. Öğleye kadar kitap kaydıyla meşgul oldum.
Bugün Sabit Efendi arkadaşımız bağa gitmiş. Öğle yemeğine eve gittim. Yemekten sonra doğru kütüphaneye geldim. Muallimler Birliği'nde hitabe varmış. Maarif Müdürü Vehbi Bey geldi. Kütüphane odasında abdest aldı. Namaz kıldı. Oturduk. Bu arada Muallimler cem oldular. Müdür de yanlarına gitti. 
Arkadaş Hüsameddin Efendi geldi. İşe başladık. Akşama kadar kitap kaydıyla meşgul olduk.
Bugün Hasip ve Cemal Reşat küçük romanlardan getirdiler. Ve okudular. Arkadaş gittikten sonra Hilmi Efendi ile Çerkez Ahmet Efendi geldiler. Düğün meselesine başlamak istiyorlar. Akşam biraderlerle görüşmeye bıraktık, gittiler.
Pencereden bakarken bir f. g. 5. k. v.d.m.
Bu sabah Çöplü zade Mustafa Efendi mahdumu Şecaattin zade biraderler müştereki Sadık Efendi İstanbul'a gitmiştir. 
Mustafa Ağayı arkadaş Hüsam Efendinin bu gece kütüphanede bulunması için gönderdim. 
Akşam namazına erişemedim. Müezzin Mehmet Ağa kıldırmış, son rekâta güçlükle eriştim.
Ve yatsıya da gelmeyeceğimi müezzine söyledim. Eve geldim. Yemekten sonra Çerkez Ahmet Efendi ve Hilmi Efendi geldiler. Saat Alaturka dörde kadar konuştuk.
Herhalde yarın nikah memurluğunda yapılacak resmi muameleyle başlayacaklarını söylediler, gittiler.
29 Haziran 1927
Bu sabah saat Alaturka on buçukta yataktan kalktım. Sağ koluma yel geldi. Nöbet nöbet bir ağrı omuzumdan belkemiğime kadar imtidat ederek beni rahatsız ediyor. Gece açık kalıp üşütmemize verdik. İniltime birader Sadettin ve Ahmet uyandılar. Onlarla biraz düğün tedarikatına ait meseleleri görüştük. Ve bir hafta daha tehir etmelerini söyledim. Hanımların temizliği ve havuzun suyunun akıttırılması gibi bazı işlerimiz var. Birader Rafet, Şaziye ile bağa gittiler.
Evden çıkıp Turan Kütüphanesine geldim. Biraz oturdum. Alaybeylerinin Hacı'nın mahdumu küçük Kemal geldi. Fransızca alfabe aradı. Hamdi Beyin mahdumu Necmeddin'den sual et dedim. "Ben onlara küsüm bana onu sorma" dedi. Çok güzel ve kâmil bir çocuk. 
Kütüphaneye geldim. Gazete geldi, kaydettim. Öğleye kadar biraz kitap numaralamak ile vakit geçirdim. 
Müze Müdürü Ethem Efendi başından geçen eski maceralarından, İstanbul'da çiriş satın almaları ve merhum âmâ Mayıslı Hoca ile Çarşamba taraflarına cerre gitmeleri gibi birçok şeyler anlattı ve bizi çok güldürdü.
Bugün Batumlu Hafız Yusuf Efendi'ye mektup yazdım. Öğle üzeri sıvacı ustası Hacı Mehmet geldi. Güneş tutulduğundan bahsetti. Bizim haberimiz olmadı. Saat yedi sekiz raddelerinde güneşin üçte birisi kararmış.
Öğle yemeğine giderken arkadaş Sabit Efendiyle beraber gittik. Dün bağda sıtma tutmuş, akşama kadar yatmış olduklarını anlattı. Eve vardım. Biraderler bağdan gelmiş. İki sepet kayısı toplayıp getirmişler. 
Amcam Sadık Efendi ve Şevket Efendiye ve Ahmet Efendi'ye birer çanak kayısı gönderip biraz da İsmail Ağa'ya götürdüm. Kütüphaneye geldim.
Muallimler maaşlarını almışlar. Bizim kadro gelmediği için henüz alamadık. 
Celep Mehmet Efendi geldi. Arkadaş Muallim Mahir Efendi'yi arıyor. Boşa parası alınmış. Altmış yaşına girdiği için yol parasından muaf imiş. Arkadaşlar bordroya dahil etmişler, aylıktan beş lirasını kesmişler, kızmış. Akşama kadar kitap numaralamak üzere vakit geçirdik. Dertleştik.
"Roman işlerini bitirelim, dur bana uyma" dedi ise de neşeleniyor, darılmıyor. Hademe Mustafa Ağa biraderi Köstekçi zade Hüseyin Efendi'nin kerimesinin bu akşam kına gecesi olduğu için oraya gidileceğini söyledi, izin verdim.
Akşam namazını kıldırıp evde biraz yemek yiyip gelip kütüphaneyi açtım. Saat dokuza kadar Saatçi Ömer Efendiyle oturduk.
Muallimler Birliğinde Maarif Müdürü Vehbi Bey Fransızca dersi okutuyordu. Hademe Mustafa Ağa da geldi. Ona bırakıp yatsı camiine gittim. Oradan eve gidip yatarken kolumun ağrısı için tendir-diyot çaldırdım, yattım. 
Bugünlerde Seydim ve Sarinbey köylerinin mektep binalarının temelleri yapılıyor.                  (Sürecek)
 
- EŞREF ERTEKİN'İN 
GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER-
 
Çorum'da 1925'ten 1970 yılına kadar resmen kütüphane memurluğu yapmış hafız-ı kütüp 
Eşref Ertekin rahmetli büyüğümüz, yaşadığı her günün nasıl geçtiğini günlük defterine kaydetmiş. Bizlere günlük yazılarıyla dolu sayısı otuzu geçen defter bırakmıştır. Bu defterlerin sayfaları içinde kendi özel hayatına ait bilgiler yanında o günlerde Çorum'da yaşananları da kısa kısa bizlere anlatmaktadır. Eşref Ertekin'in günlükleri -bu yönüyle Çorum'dan-Çorumludan bahsettiği satırlarıyla- adeta bir "Çorum günlüğü" hüviyetini de göstermektedir.   
Eşref Ertekin'in özenle sakladığı bu defterleri, manevi oğlu Bülhan Ertekin Bey bana lütfettiler. Tamamen eski yazı ile (Osmanlıca) olan bu defterleri bugünkü Türk alfabesine çevirmeye çalışıyorum.     
(Eşref Ertekin'in Günlüklerinden Seçmeler) başlığı altında yayınlayacağım bu yazı dizisine 1927 yılına ait günlükleriyle başlayacağım. Sonra 1933-1938 yıllarına ait günlüklerinden seçmeler sunacağım.
Günlüklerin seçimi için değişik bir konuya vurgu olanlar ile Çorum'un herhangi bir hususiyetini bize öğreten veya aktaran günlükleri almaya çalıştım.  Eşref Ertekin'in defterinde ne yazılı ise aynen aldım. Dil yönünden oldukça sade bir dile sahip olan Ertekin, ilk günlüklerinde de ve ileriki yıllarda da Çorum ağzında var olan söyleyişleri yazılarında kullanmıştır. Türk Dili Cemiyeti üyesi olarak da haliyle Türkçe'ye özen göstermiştir. 
Pek çok okuyucumuz için doğal olarak Eşref Ertekin ve onun aile, arkadaş, işyeri çevresi içinde geçen isimleri tanımak mümkün değildir. Günlüklerin alt kısmında vereceğimiz açıklamalarla okuyuculara bir ölçüde de olsa daha iyi anlama imkânı sağlamış olacağız. Bizim eklemelerimiz sadece bu açıklamalar olacaktır.      
Özellikle 1938 yılında Halkevi Dil-Tarih ve Edebiyat Şubesinin Çorum çevresindeki köylere yaptıkları inceleme gezilerinin anlatıldığı sayfaları okuyucularımızla paylaşacağım.       
Okuyacağınız satırlarda, bundan 80-90 yıl öncesi yapılan çalışmaların heyecanını ve yine 80-90 yıl öncesinin Çorum'unu ve çevre köylerimizin durumunu bulacaksınız. 
Eşref Ertekin büyüğümüzü ve yazılar içinde adı geçen bütün hemşehrilerimizi rahmetle anıyorum. 
 
 
 
A. Ozulu