Eşref Ertekin’in Günlüklerinden Seçmeler 2

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

21 Haziran 1927
 
Bu sabah kalktım. Yine badanacı Ahmet Ağa gelmiş. Bugün yanına oğlunu da almış. 
Kütüphaneye geldim. Öğleye kadar kitap kaydı ile meşgul oldum. Said Büget'ten validesiyle yağ getirmiş. Öğle yemeğine eve gittim. Gök gürledi. Yağmur yağmaya başladı. İyice yağdı. 
 
Etrafa yağmurun (Sıklık ve Çomar mevkilerine) çok yağdığı sel geldiğinden anlaşılmıştır. Yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Tahsildar geldi. 120 kuruş kömüş ineği vergisi ile 250 kuruş miras vergisini istedi. 
Akşama kadar kitap kaydıyla meşgul oldum. Akşamdan sonra Kütüphaneye geldim. Kapatıp gittim. Başım ağrıyordu. Yattım. Gece Ahmet Efendi, gelsin diye haber gönderdi ise de gitmedim.               
 
22 Haziran 1927 Çarşamba      
Bu sabah kalktım. Badanacı Ahmet Ağanın yanına vardım. Dışarıdaki duvarların üzerlerini yapmaya başlamış. 
 
Turan Kütüphanesine uğradım. Kütüphaneye geldim. Gazeteler geldi, kayıt ettim. Öğleye kadar kitap tefriki ve numaraları ile vakit geçirdim. Bu günlerde Velidedeoğlu Ali Ağa'nın kızdan torunu Reşat, Cingöz Recai romanlarını okumaya başladı. Öğle yemeğine eve gittim. Birader Rafet badanacı Ahmet Ağa ve mahdumuna yemek yedirmiş. Biz de yemek yeyip doğru Kütüphaneye geldim. Akşama kadar kitap kaydıyla uğraştım. 
 
Bizim Müze müdürü Ethem Efendi vasıtasıyla Emine Hanım namında bir kadının oğlundan beş lira postaya gelmiş. Bir şahsı meçhul İbrahim adlı mühürle parayı almış. Ethem Efendinin haberi yok. Kadın gelip Ethem Efendiden parayı istemiş. Ben görmedim demiş. Postaneye gitmiş. İş meydana çıktı, kime verildiği anlaşılmış. Biçare Ethem Efendi akşama kadar bu mesele ile vakit geçirdi. 
Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Saat dokuza kadar oturup kapattım. Camiye uğradım. Çerkez Ahmet Efendinin hanesine gittim. Kuşçu oğullarından Hacı Bekir Efendi kanun çalıyormuş, dinledik. Saat beşe kadar vakit geçirdik. Eve gelip yattım. 
 
23 Haziran 1927 Perşembe 
Bu sabah kalktım. Yine badanacı Ahmet Ağa mahdumuyla gelmiş. Aşevinin duvarı ve kapılarını badanaya çıkmış. Tarif ettim. Turan Kütüphanesine uğradım. İsmail Ağa'dan 100 kuruş alıp Kütüphaneye geldim. Öğleye kadar boş vakit geçirdik. Arkadaş Hüsamettin Efendi hükümette biraz işi olduğu için gitmişti. Öğle yemeğine Sait'le beraber eve gittik. 
 
Ahmet Efendinin gelini indi. Güveyi bizim odaya gizlenmiş. Gelip kapıyı çaldılar. Aradılar ise de yok dedik. Haber vermedik. Zira böyle bir adet vardır. Gelin inince güveyiden bahşiş alırlar. 
 
Yemek yedikten sonra Kütüphaneye geldim. Arkadaş Hüsamettin Efendi'nin Elemin karyesindeki bağı için muhakemesi varmış, oraya gitti. Akşama kadar boş oturduk. 
Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Kız Lisesi Müdürü Mahmut Bey'le oturduk. 
Vali Bey ve Sıhhat Müdürü Hamit Şakir ve bazı muallimler maaile Mecitözü kazasına açık vücutta gezmeyi irşat etmek üzere gitmişler. Dört gün orada kalmışlardır. Görüştük. Vakit geldi, Kütüphaneyi kapatıp camiye sonra eve gittim. Biraz gramofon çalıp yattık. 
Bugün Maarif Müdürü Vehbi Beyle Katip Hasan Efendi Müzedeki eşyayı tespite başladılar.   
 
24 Haziran 1927 Cuma
Bu sabah kalktım. Çamaşır değiştirdim. Kütüphaneye geldim. Berberi çağırtıp tıraş oldum. Öğleye kadar Erkek Lisesi Müdürü Tevfik Bey ve Müftü Efendi ve Maarif Başkâtibi İbrahim Bey ile oturduk. Cuma namazını Cami-i Kebirde kıldım. Eve vardım. Odanın önünde Arapvari birisi Kuran-ı Kerim okuyor. Sual ettim. Kuşçu oğullarından Kanuni Hacı Bekir Efendi imiş. Yeni Köylü Ahmet Efendi'nin mahdumu Nuri Efendi ve arkadaşları var imiş. Yemeği yedikten sonra Kütüphaneye geldim. Bir bay geldi kitap verdim. ...
 
Meclis Başkâtibi Mecit Bey ve Hacı Fazlı Efendi Hoca ve Kadife zade Salim Efendi ve Mütekaid Binbaşı Ali Rıza beylerle oturduk. İskilip Maarif Memuru Rifat Rami Bey yanında bir çocukla geldi. Kütüphaneyi gezdirdim. Ve kitap ve atikalara (eski eserlere) ait malumat verdim, gittiler. 
 
Kadife zade Salim Efendi ile Kütüphanede mevcut yazma 'Fuzuli Divanı'nın içerisinde yazılı Abazaların Çorum'a gelip cenk ettiklerini ve Kurdoğlu namında o zaman Çorum'da Müsellim bulunan Süleyman Ağa'nın ceng- ü harp ederek mağlup ve başları Genç Osman'ı itlaf ettiğine dair destanı okuduk. Çok güzel bir Türkçe'dir. Akşam namazından sonra yemeği yiyip Kütüphaneye geldim. Lise Coğrafya ve Tarih Muallimi Halil Bey, Riyaziyat Muallimi Ömer Efendi geldiler. Saat dokuza kadar konuştuk, vakit geçirdik. 
 
 25 Haziran 1927 Cumartesi 
Bu sabah kalktım. Doğru Kütüphaneye giderken pazaryerine girdim. Darendeli Hacı Ishak Efendi sadeyağ alıyordu. Pazarlık yaptık. Kıyyesine yüz altmış kuruşa verdi. Orada Fuat varmış. Beraber Kütüphaneye yürüdük. Simit aldık. Çay kaynattık, içtik. Müze-haneyi gezdirdim. 
 
Taybıllı zade Muhsin Efendi'nin manifatura mağazasında hizmet edecekmiş. Biraz oturup Turan Kütüphanesi'ne gittim. Bir saat kadar oturdum.
Sait yeğenleri Fazlı ve Faruk'u evlerine götürüyormuş, oraya uğradı gitti. Ben de Cami-i Kebir avlusuna gittim, gezindim. Müftü Efendi'nin yanına gittim. Biraz oturduk. Sait oraya geldi. Kalktım. Suad Bey'in yanına girdim. Bu sabah bize gelmiş beni bulamamış. Dut yiyecekmiş. Akşam gidelim dedim. Oradan Turan Kütüphanesine geldim.
Sait'le kebap yedik. Yemekten sonra Sait evlerine gitti. Bir kahve içtim. Darendeli Hacı Ahmet Ağa geldi. Biraz konuştuk. Kalkıp Kütüphaneye geldim. Bir kutu sigara aldım. Turan kütüphanesine geldim. İsmail Ağa namazını kıldı. Beraber Parka gittik. Yolda Azap Sokağındaki mezarlığa yaptıkları parka girdik. Ağaçlar dikilmiş. Ama henüz daha tutmamış. Kavisvari bir havuz yapılmış. Bütün çimento ile sıvanmış. Sonra Belediye Parkına gittik. Oraya da birbirine şelale gibi yekdiğerine su dökülecek yan yana üç adet havuz yapılmış. Su akıtmaya ameleler çalışıyorlar. Biraz oturduk. Kahve içtik. Yürüye yürüye şehre geldik. Gelirken Alaybeyi Sokağından gelip Müsevvid Hacı Yusuf Hoca'nın evine uğradık yok imiş. Camii Kebir şadırvanında bulup beraber bize geldik. Dut silkeleyip yedik, gittiler. Ben de Kütüphaneye geldim. Akşama kadar kaldım. Saat 9'a kadar oturdum. Kapıyı açmadım. Oradan camiye geldim. Namazdan sonra eve geldim. 
Küçük eve ortakçı İsmail Ağa gelmiş. Buzağılı bir inek getirmiş.  Samanı olmadığı için satacak. Yatsıya kadar evde oturduk. Camiye gittim. Namazdan sonra şadırvana gittim. Azrail oğlunun Hakkı Hafız geldi, oturduk. Biraz konuştuktan sonra Kütüphaneye geldim. Muallimler gitmişlerdi. Durmayıp eve geldim ve yattım. 
 
Öğle üzeri İstanbullu oğlu Hacı Beyin küçük mahdumu Nuri bize geldi, soğan getirmiş.
 
 
- EŞREF ERTEKİN'İN 
GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER-
 
Çorum'da 1925'ten 1970 yılına kadar resmen kütüphane memurluğu yapmış hafız-ı kütüp 
 
Eşref Ertekin rahmetli büyüğümüz, yaşadığı her günün nasıl geçtiğini günlük defterine kaydetmiş. Bizlere günlük yazılarıyla dolu sayısı otuzu geçen defter bırakmıştır. Bu defterlerin sayfaları içinde kendi özel hayatına ait bilgiler yanında o günlerde Çorum'da yaşananları da kısa kısa bizlere anlatmaktadır. Eşref Ertekin'in günlükleri -bu yönüyle Çorum'dan-Çorumludan bahsettiği satırlarıyla- adeta bir "Çorum günlüğü" hüviyetini de göstermektedir.   
 
Eşref Ertekin'in özenle sakladığı bu defterleri, manevi oğlu Bülhan Ertekin Bey bana lütfettiler. Tamamen eski yazı ile (Osmanlıca) olan bu defterleri bugünkü Türk alfabesine çevirmeye çalışıyorum.     
 
(Eşref Ertekin'in Günlüklerinden Seçmeler) başlığı altında yayınlayacağım bu yazı dizisine 1927 yılına ait günlükleriyle başlayacağım. Sonra 1933-1938 yıllarına ait günlüklerinden seçmeler sunacağım.
 
Günlüklerin seçimi için değişik bir konuya vurgu olanlar ile Çorum'un herhangi bir hususiyetini bize öğreten veya aktaran günlükleri almaya çalıştım.  Eşref Ertekin'in defterinde ne yazılı ise aynen aldım. Dil yönünden oldukça sade bir dile sahip olan Ertekin, ilk günlüklerinde de ve ileriki yıllarda da Çorum ağzında var olan söyleyişleri yazılarında kullanmıştır. Türk Dili Cemiyeti üyesi olarak da haliyle Türkçe'ye özen göstermiştir. 
 
Pek çok okuyucumuz için doğal olarak Eşref Ertekin ve onun aile, arkadaş, işyeri çevresi içinde geçen isimleri tanımak mümkün değildir. Günlüklerin alt kısmında vereceğimiz açıklamalarla okuyuculara bir ölçüde de olsa daha iyi anlama imkânı sağlamış olacağız. Bizim eklemelerimiz sadece bu açıklamalar olacaktır.      
Özellikle 1938 yılında Halkevi Dil-Tarih ve Edebiyat Şubesinin Çorum çevresindeki köylere yaptıkları inceleme gezilerinin anlatıldığı sayfaları okuyucularımızla paylaşacağım.       
 
Okuyacağınız satırlarda, bundan 80-90 yıl öncesi yapılan çalışmaların heyecanını ve yine 80-90 yıl öncesinin Çorum'unu ve çevre köylerimizin durumunu bulacaksınız. 
Eşref Ertekin büyüğümüzü ve yazılar içinde adı geçen bütün hemşehrilerimizi rahmetle anıyorum. 
 
A. Ozulu