Cahiliye polikliniği (!)

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Platon'un bir diyalogunda anlatılan hikâyesine göre:
İnsanlar yaratıcıdan; sanat, spor, zekâ, fiziksel güç gibi konularda aynı payı alamamıştır… Kimisi çok pay alır, kimisi az... 
Böylece, herkes heykel sanatı üzerine ya da bir marangozun yaptığı oyma üzerine fikir yürütüp konuş(a)mazken, konu siyaset olduğunda herkesin söyleyecek lafı olması karşı koyulamaz olmuştur…
Bizde bugünlerde…
Kahvelerde...
Çay ocaklarında...
Merdiven altı sohbetlerinde...
Çay bahçelerinde…
Ramazan pidesi sırası beklenen fırınlarda…
Her iki kişi bir araya geldiğinde, kurulan fantezidir siyaset…
"Gütmek" tadında bir fiil olan "seyis etmek"ten gelen bir kelimedir siyaset…
Gâvurun politics'i ise "çok yüz" anlamına gelmektedir… Ki ilginçtir… 
Arapçada idam anlamına gelir… Topkapı sarayının içinde siyaset meydanı adlı bir yer vardır… Ki tuhaftır…
Siyaset kelimesi bana bu ülkede hep kötülüğü çağrıştırır…
Ortada garip bir pazar… Belli değil kim ne alır kim ne satar…
Türkiye'de bir türlü temiz olamamış temiz kalamamış iş…
Yalanı düzgün şekilde söyleme ve balçığı altın gibi gösterme sanatıdır… 
Siyasetçilerin aralarındaki kavgalar sahici değil, "kayıkçı kavgasıdır…" İnanmayınız…
Emzik ve korku üzerine kurulu siyaset yaparlar…
Albert Camus'un dediği gibi; " Hiçbir şey, korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir…"
Siyasetçiler politikacı değil 'politikacı'dır…
Hani yukarda dedim ya, her yerde herkes siyaset konuşuyor…
"Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir…"
Niçe'nin yukarıdaki bu sözü Türkiye'yi özet etmektedir…
Her yanını cehalet sarmış bir ülkede bilim, felsefe mantık tartışmaları bulamazsınız…
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz… Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarda var…
Şundan eminim, bizim Hastaneler Cahiliye polikliniği açsa çok iş yapar…
 
Not: Kesin ve net olarak, hayat bana kendini bulunmaz Hint kumaşı sananların aslında bir 'toz bezi'(!) kadar değeri olmadığını öğretti…