TBMM ve milletvekilleri

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ersönmez bey bize kendinizi tanıtır mısınız?
Ersönmez Yarbay: 1953 Yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesi Darıveren köyünde doğdum. İlkokulu köyümüzde okuduktan sonra, bir yıl Kuran Kursu’na gidip,   Kuran okumayı  öğrendim. Ortaokul ve liseyi Denizli'de bitirdim. 1973 Yılında girdiğim üniversite imtihanında, Ankara Üniversitesi SBF kazanarak, 1978 yılında mezun oldum. Aynı okulda "Sosyal Politika" konusunda yüksek lisans yaptım.
Kitap okumasını sever miydiniz?
Küçükken gazete okumasını çok severdim. Babam veya yakınlarım kazaya giderken, onlara "bana elbise almayın, dönüşte gazete getirin." derdim. Gazeteyi  nerde bulursam okurdum. Gazete okumak, bende araştırma kültürünü geliştirdi. Lise yıllarında Denizli Halk Kutüphanesine giderek, 15 ciltlik Osmanlı Tarihini baştan sona kadar okudum.  Ayrıca dini kitapları da okurdum. Bu kitap okuma alışkanlığı bana çok şey kazandırdı. Ortaokulda, lisede vasat bir talebe idim. Üniversite imtihanında Denizli'de en yüksek puanı aldım. Bu başarımı çok kitab okuma ile elde ettim.
Üniversite döneminiz nasıl geçti?
Üniversite dönemimiz çok çalkantılı geçti. 1973 yılında, Siyasalın arkasında bulunan  Cumhuriyet yurduna girmiştim. Talebe olayları başlaması ile birlikte, 1975 yılında bizi yurttan zorla attılar.
Okulunuzda ünlü kimler vardı?
Mustafa Kamalak, Abdullatif Şener, Abdullah  Öcalan, Hüseyin Velioğlu gibi sağ ve sol cenahtan Türk siyasetine damga vurmuş insanlar vardı.
Siyasi hayatınız nasıl başladı?
1991 yılında Refah Partisinin,  Ankara il başkan yardımcısıydım.Gündemimde milletvekilliğine adaylık falan yoktu. Sayın Erbakan benim Denizli'den  milletvekili adayı olmamı istedi. O devre milli ittifak diye, Refah- MHP- İDP üçlü ittifakı vardı. Denizli'den aday oldum, seçilebilmek için 40.000 oy almam gerekirken 26.000 oy aldım. Sayın Erbakan bana "Denizl i'de taşı yerinden oynattın." dedi.
1995 Yılında Refah Partisinden, 2002’de AKP den milletvekili oldum.
Milletvekili olmadan, milletvekilliğini nasıl görüyordunuz?
Milletvekili denilince, dışardan çok önemli bir yer olarak gözüküyor. Ama Meclise gidince, Başkana yakınlığınız derecesinde ağırlığınız olduğunu, belli bir parti disiplini içinde verilen yetki kadar hareket imkanınız olduğunu görüyorsunuz.
Mecliste iki türlü milletvekili vardır.
1- Etkin Milletvekili: Başkana ve parti yönetimine yakın olan milletvekilidir.
2- Etkin olmayan milletvekili: Başkana ve parti yönetimine yakın olmayan milletvekilidir.
 Bazı insanlar, her dönem milletvekili  aday adayı olurlar. Bunların çoğu aday bile yapılmazlar. Sonunda bu işi bıraktıklarında "Millet vekili aday adaylığından emekli oldum." derler. Bizde bunlara latife olarak takılırız.
 Milletvekili adaylarından, seçileceği büyük bir ihtimal olan adaylar vardır, seçilemeyecek yerde olan adaylar vardır. Bizim isteğimizden çok, şartlar sizi milletvekili yapabilir. Bakarsınız, ihtimal vermediğiniz sıralamada milletvekili olur, mutlaka seçilir dediğiniz sıralamada seçilemezsiniz. Bu hadiselere sık sık raslanır.
Milletvekilliğiniz sırasında neler yaşadınız?
1995 yılında  milletvekili olduğumuz devrede  28 Şubat olaylarını yaşadık.
28 Şubat’ı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ordu 28 Şubat’ta, partilerin genleri ile oynadı. Doğruyol ve ANAP milletvekillerini partilerinden teker teker istifa ettirerek, hükümeti güvenoyu alamayacak duruma getirdiler. Daha sonra kurulan hükümette kanunlar, gizli toplantılarda kararlaştırılıp, meclis gündemine getirildi. Baskı ve santaj ile bu kanunlar meclisten geçirildi.
28 Şubat döneminde en çok mağdur olanlardan birisi de başı örtülü öğrenciler  oldu. En son 8 yıllık kesintisiz eğitim yasası, siyasi hayatlarının sonu oldu. Bu kanunu çıkarmak için, meçlis kesintisiz 20 saat çalıştırıldı. Mesut Yılmaz, " 8 Yıllık eğitim kanunu ya çıkacak, ya çıkacak. Benim siyasi hayatıma mal olsa da bu kanun teklifi kabul edilecek." Demişti.
Sizin bir de, Uğur Mumcu suikastını araştırma komisyonu başkanlığınız var. Bundan bahseder misiniz?  
Komisyon kurulurken partimiz, komisyon başkanlığına Fethullah  Erbaşın getirilmesini istedi. Erbaş sakallı olduğu için, CHP’liler onun komisyon başkanı olmasına karşı çıktılar. Erbaş ta benim başkanlığımı teklif etti ve "Uğur Mumcu Suikastını Araştırma Komisyonu Başkanı"  ben oldum.
Araştırmamız sırasında, cinayet zanlısı olarak bazı şahısları tesbit ettik. Ama devletten bize gelen cevapta, "Belirlenen şahıs, cinayet günü cezaevinde tutuklu olduğu için, bu cinayeti işleyemez." oldu.
1993’te Uğur Mumcu'nun cenazesinin kaldırılmasına bir milyon kişi iştirak etti. Daha sonra Turgut Özal’ın cenazesine bir milyonun üzerinde  insan katıldı. Sivas'ta insanları yaktılar, gösteriler oldu. Başbağlar köyünü PKK’lılar bastı, onlarca kişi öldürüldü. Yine gösteriler oldu. Fakat bu eylemleri düzenleyen gerçek failler tespit edilemedi.  
Meclise gelen ziyaretciler, milletvekillerinin meclis oturumlarına hazırlıklı gelip gelmemesi ile milletvekillerinin meclise devam edip etmedikleri konusunda ne dersiniz?
Bunları teker teker ele aldığımızda: Meclise gelen ziyaretciler: Ankara, İstanbul illerinden gelen ziyaretci sayısı azdır. En fazla ziyaretci doğu illerinden gelir. "AÇIKCASI BİR YÖRENİN SORUNLARI AZSA, O YÖRENİN MİLLETVEKİLLERİNİN ZİYARETCİSİ DE AZDIR. SORUNLARI FAZLA İSE, ZİYARETCİSİ DE  FAZLADIR."
Ziyaretciler genellikle iş talebi, tayin, nakil talebi, bölgesel talepler ile meclise gelirler.
İş ve tayin nakil talebi ile gelenlerin talebi, bir şekilde karşılanır.  Milletvekilleri için zor olan, bölgesel ihtiyaçların giderilmesi talebidir. Çünki bu taleplerin karşılanması zaman alır ve zordur. Diğer talepler karşılandığında, milletvekilinin prestiji artar.