Ankaralılaşma!

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Hepimizin malumu 7 Haziranda gerçekleşecek genel seçimlere az bir zaman kaldı. Hal böyle olunca seçimden seçime hareket kazanan seçim meydanı yavaştan ısınmaya başladı. Aday adaylığı düşünen bürokratlar bir bir istifalarını verdiler. Yerel ve ulusal basının gündeminde de haliyle yaklaşan genel seçimler var.
Partilerin hâkimiyetlerinin fazla olduğu illere göre siyasi partilerden aday olmaya yönelik girişimlerde artıyor. Hiç kuşkusuz ülke genelinde büyük ölçüde aday adaylarının tercihi iktidar partisinden yana. Bürokratların böylesine hevesli bir şekilde milletvekilliği için yoğun bir çaba harcamalarının sebebini anlamak çokta zor değil. Bütün bir ülke imkânlarını büyük ölçüde elinde bulunduran Ak Parti'nin içerisinde milletvekili olmak pek tabiî ki herkese nasip olmuyor. Türkiye'de bütün sektörlerde maalesef sağlam referanslarla işler yürüyor. Akrabası işe girecek olan, çoluğu çocuğu mülakata girecek olan bir çok kişi soluğu felanca vekilin yanında ve yahutta TBMM'nin kapısında alıyor. Toprağın altına girildiğinde, bir toplu iğnenin bile hesabı sorulacakken insanlar milletvekili olmak için adete birbirini ezip geçiyor. Farkında olarak ya da olmayarak "ateşten gömleğe" aday oluyorlar.  Bal tutanın parmağını yalamaktan büyük haz duyduğu ülkemizde bir çok siyasetçi adayı da aklında bu gayreti yatırarak giriyor işin içine. Ankara'nın yolu gözükünce şehrinden  kopan "Milletvekilleri" bir daha da seçime kadar ortalıkta gözükmüyor. Seçim zamanına kadar halkla oturan simitçiyle simit yiyip kahveciyle çay içen insanlar bir gecede "Ankaralılaşıyorlar". Yeri gelmişken bir örnek vermek isterim, geçtiğimiz 2011 yerel seçimlerinde adaylık sürecinde bir gençlik buluşması ile üniversiteli öğrencilerle bir araya gelen bir milletvekili adayımız (şu an milletvekili) bir salon dolusu gencin içinde "seçimden sonra daha sık görüşeceğiz" diye bir söz verdi lakin 11 Haziran'dan sonra kendisini hiçbir yerde göremedik. Yoğun programlarından dolayı kendisini anlayabilirdik maalesef  4 yıllık seçim süresinde Meclis Tv'de de bir kelamını  da işitemedik. Sorsak vardır elbet bir bahanesi. Tabi ki bunları aklımızdan geçirirken istisnalarıda ayrıca not ediyoruz.
Aday Adaylarının  sürüsüne bereket çoğaldığı şu günlerde temennimiz şudur ki hangi siyasi parti olursa olsun adaylarını belirlerken bal tutan parmağını yalamaktan hiç haz etmeyen, eşinin dostunun değil de milletin vekili olduğunu unutmayan, seçimden sonra seçildiği şehrin insanının ve onun sorunlarını unutmayan kısacası vekil olduktan sonra "Ankaralılaşmayan" aday adaylarından yana kullansınlar tercihlerini. 
Belki o zaman bu millet genel başkanların, davaların hatırına değil de aday gösterilen "Adamların" hatırına kullanır oyunu.