Nereye Gidiyoruz?

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Milyarlarca insan var dünyada hiç birisi bir diğerine benzemiyor. Yaratıcı tarafından öyle özenle yaratılmışız ki dünyanın ilahi mucizesini anlamak için bir çift göz azıcıkta idrak kafi. Ama bir türlü bu güzellikleri göremiyor dünyanın dönüş hızını bile geride bırakarak bir bir vazgeçiyoruz sözümüzden. Ölümlerin zulümlerin hiç eksik olmadığı 3.sayfa haberlerinin en çok okunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Suriye'de Mısır'da Filistin'de Doğu Türkistan'da  ve bir çok insan coğrafyasında insanlıktan uzak uygulamaların yaşandığı bir dünya var. Ama dünyaya bir dur diyen bir güç  malesef  yok. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka ama bu tepkide çoğu zaman sadece devlet düzeyinde kalıyor. Devlet olarakta olsa, benim olmadığım yerde kimse yoktur diyebiliyoruz artık bu kimi zaman başarısızlıklada sonuçlansada bunca şerefsizliğin içinde şerefli kalan tek devletiz. Bu tepkilere karşı eleştiri getirmek elbette herkesin hakkı ölçüler çerçevesinde tabi.
Peki Ya Toplum ? 
Geçmişimizden koparılmış bir millet haline dönüştürüldük çünkü kurucu düşünce bunu istiyordu. Türk-islam sentezi olan bir toplumken ne tam manasıyla batılı nede tam manasıyla doğulu bir toplum olarak kalabildik. Örneğin yakın zamanda yaşadığımız Osmanlıca tartışmaları. Osmanlıca'nın 600 küsür yıl kullanıldığı bir coğrafyada "osmanlıca öğretilecektir" sözü kıyameti kopardı. Kimisi Osmanlıca'yı mezar taşlarından ibaret zannederek hayır dedi. Kimisi kulaktan dolma, o "muhteşem"  filmlerden öğrendiği Osmanlıyı gözlerinde canlandırarak "aman şeriat geliyor" "laik cumhuriyetimiz elden gidiyor" naraları atmaya başladı. Bunun tek makul sebebi özünden koparılmış bir toplum olmamız ve geçmişimizi yanlış tanımamızdan kaynaklanan bir durum. Böyle bir dünyada, dünyaya "adalet"le hükmetmiş bir geçmişin kullandığı yazı dilini reddetmenin başka bir izahı olamaz. Osmanlıca gibi zengin bir kültürü elimizin tersiyle itmeye kalkmak bu kadar kolay olamaz. Ve daha bunun gibi bir çok örnek verilebilir.
 Yanlışıyla doğrusuyla Orta Asya'dan bu yana büyük bir geçmişe sahibiz ama milli bir davamız yok. Herkesin üzerinde hem fikir olduğu meseleler yok denecek kadar az. Trafikte okulda sağda solda kısacası toplum içerisinde birbirimize tahammülümüz yok. Birbirimizin fikrine ideolojisine saygımız yok. Frenlik hastalığına gösterdiğimiz anlayışı ilgiyi kendi kültürümüze gösteremiyoruz. Hayata bir bakışımız yok denecek kadar az. Onca zulmü acıyı televizyonlardan adeta sinema filmi izler gibi izliyoruz. Ama her fırsatta insanlıktan dem vurmayıda ihmal etmiyoruz. Doğu Türkistan'da ki zulmü kınıyor ama Çin malı seccadelerde Namaz kılıyoruz. Gazze için üzülüyoruz ama malum İsrail ürünlerinide kullanmayı ihmal etmiyoruz. Afrikadaki açlığa susuzluğa vah tüh ediyoruz ama suyu israf etmekten poşet poşet ekmekleri acıya acıya çöp konteynırlarının kenarlarına tutturmaktan vazgeçemiyoruz. Herkes sanki ölmeyecek gibi yaşıyor. Eşimizden dostumuzdan kısacası toplum olarak özbenliğimizden, öz dünyamızdan  git gide kopuyoruz. 
Yeri gelmişken sormak isterim "Biz böyle nereye gidiyoruz ?