Böyle Nereye Kadar

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar…  
   Hayatta içimizden gelen hiç bir şeyi yaşayamıyor ve derdimizin yangınını kimseye anlatamıyoruz çoğu zaman. İçimizden geçenleri yaşamak biraz zaman alıyor. Olana da olmayana da kocaman bir eyvallah çekiyoruz. Derdini küçük gören şükreden kimse yok. Misal bu gruba çoğu zaman şahsımın da dahil olduğu, eski kuşağın dilinde "zamane gençleri" olarak tanımladığımız bir güruh var. Her şeyin ama her şeyin elindeki bir kutudan sosyal medyadan vine da çekilen altı şar saniyelik videolardan ibaret olduğunu düşünen bir nesil yetişiyor. Sokağa çıktığında gözü hep soğuk kaldırım taşlarında, okulda bir kulağını derse verirken diğer bir meşguliyeti İnstigram'da fotoğraf beğenmek ya da bir arkadaşı ile sokak ağzıyla ifade etmek gerekirse "geyik yapmak". Son zamanlarda öyle mekanikleştikki bir ortamda bir çay masasında dostlarla oturduğumuz sohbet ortamında bile konuşacak hiç bir şeyimiz kalmamış gibi bıkkın ve yorgunuz. Herkezin elinde son model telefonlar, masada teknolojinin etkisiyle soğuyan sert ve bayat çaylar yudumlanıyor. Dünyada ülkemizde ne oluyor ne bitiyor kimsenin hiç bir şeyden haberi yok gibi. Elinde ki avucundaki paranın tamamını son çıkan modele son çıkan çantaya kıyafete vermekten öyle köreldi ki kalbimiz "paylaşmak" kelimesini sadece sanal ortamlarda afili sözler yazmaktan ibaret olarak görür hale geldik. Kendi halimize hiç bakmadan başkalarının durumunu öylesine acımasız olarak eleştiriyoruz ki anlatılmaz boyutlarda. Sabah uyandığı zaman ilk işi mesaj atan var mı? diye hemen telefonu eline alan,  ve gelecek mesajlarla gününü planlayan bir toplum haline geldik. Küçücük çocukların ellerinde tabletler akıllı telefonlar günün her saatini Retlika'dan özçekim yapıp bunu diğer bizim gibi olanlarla paylaşmaktan başka işimiz yok gibi. Yirmi dörde böldüğümüz vaktin uykunun dışında kalan her saatini o parlak ekranlar karşısında geçiriyoruz.
Peki Nasıl Geldik Buraya?
Toplum içten içe bir çürümenin içinde. Her konuda fikri olan ama bilgisi olmayan bir gelecek inşa ediyoruz. Bizi bu duruma iten en önemli sebeplerden bir tanesi kendi kendince bir şeyler yapan ama bir türlü takdir kazanamayan yeni nesil. Örneğin gerçek hayatta bir söz söylese söylemeye çalışsa kimsenin umrumda olmayan A şahsı zamanla hayattanda kopuyor. Oysa akşam Facebook'a aynı sözü yazdığı zaman beğenenlerin yorum yapanların ardı arkası kesilmiyor. Bu durum ilerledikçe kişi kendince kendini toplum içerisinde değerli olduğu bir konuma getiriyor ve kendini orda görüyor. Oldukça zahmetsiz gelen bu iş zamanla herkes arasında popüler bir hale dönüşüncede durum bu noktaya geliyor. Bir diğer örnek ise şöyle kendiyle barışık olmayan görünümüyle müthiş derecede özgüven problemi yaşayan bir genç elindeki teknolojiyle 2 saniyelik bir dilimde kendi fotoğrafını çeşitli aşamalardan geçirip kendince güzel bir hale getiriyor. Bunu hemen hiç vakit kaybetmeden İnstigram'da yada başka sosyal alanlarda paylaşıyor orda ki aldığı her beğeni gururunu okşayor, o fenomen olduğunu kanıksasa da aynada gördüğünün aslında hep aynı olduğu gerçeğini hiç hatırlamıyor. Durum böyle olunca zamanla gerçek hayattan tamamı ile kopan bireyler oluşuyor. Gerçek hayatta iki kelimeyi yan yana getiremeyecek insanlar sosyal medyada adete şair yazar kesiliyorlar. 
Giden ne Peki
İnsan oldukça anlaşılması güç bir varlık. Dertlerimizi sorunlarımızı yakın dostlarıyla paylaşmaktan da artık kaçınır olduk içimize ata ata dert olduk. Ne pahasına olursa olsun çağın bu karanlık ve sisli dünyasından artık biraz kopmamız gerekiyor. Oturduğumuz zaman sıcak bir ortama gelen çayı ya da kahveyi soğutmadan sohbetin arkasını kesmeden bitirmemiz gerekiyor. Çünkü hiç birimizin gidecek bir yeri yok birbirimizi anlamaktan başka çaremizde kalmamış gibi gözüküyor. Hayattan beklediklerimizi biraz iyi anlayıp kavrayıp olma ihtimallerini üzerine düşünmenin dünyaya karşı hep birlikte bir tavır ve duruş geliştirmenin, kirli ve paslı şehir hayatından azda olsa artık kopmanın vakti çoktan geldide geçiyor. Gerçek hayat sosyal medyadan oldukça uzak. Klavye başında ahkâm kesip toplum içerisindeki farklı düşünceleri birbirine karşı zıtlaştırmanın hiç kimseye faydası olmayacak. Yalan yanlış hayatlar yaşayarak geride kolay silinecek izler bırakmanın kimseye faydası olmaz. Bütün insanlık toplumsal olarak bir buhran yaşıyor, bu dünyaya son bir söz söylecek olan bir toplum varsa oda bizleriz ama ortada bizden çok ben'ler var. Bencillik kuyusunda kendini beğenen dev aynasından hiç ayrılmayan bir toplum var karşımızda…
 Görüşmek Üzere…