ÇORUM MÜZE BİNASI

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Yapıldıkları günden sonra bünyelerinde çok değişik hizmetler verilmiş binaların kaderleri de çok iş değiştiren insanlara benziyor. 
Çorum'da belli bir amaçta kullanılmak üzere yapılıp da sonradan daha başka alanlarda hizmette tutulan binalarımız var. Azap Ahmet Camii, Velipaşa Hanı, bugünkü Müze binamız, Çorum Belediye Başkanlık binası,  Yalçın-Saray Sinemaları gibi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama bu kadar örnek yeter.  
Azap Ahmet Mescidi 1922'den 1953'e kadar otuz yıl Vilayet Matbaası oldu. Halıcılık Kursu oldu. Küçük Mescit 1953'te yeniden ibadete açıldı. 1970'te yıkıldı. Eski mescidin bahçesi de dahil edilerek hem cami hem Müftülük binası olarak yeniden yapılmıştı. Şimdi Dershane, Sürücü Kursu, Spor Salonu, Konferans Salonu ve de Cami olarak kullanılıyor.   
Bugünkü Belediye Başkanlığı binası 1925'te Kütüphane olarak yapılmıştı,
Aynı binada Muallimler Birliği ve Türk Ocakları Cemiyetine de odalar tahsis edildi. Yine bu binanın bir odasında Klasik Türk Musikisi, diğer bir odasında Batı Müziği Dershaneleri açıldı. (1926-1927) Bir odasında Eğitim Müzesi kuruldu. 
1932'de Halkevi binası oldu. 1954'te Vilayet ve Adliye binaları yanınca bir katı Valilik Makamı, bir katı da Mahkeme binası oldu.  Zaman içinde Valilik - Adliye ve Kütüphane için yeni binalar yaptırıldı. Bunlar yeni binalarına taşınınca 1960'da Belediye Binası oldu.  
Velipaşa Hanı han ve otel olarak yapılmıştı. (Hitit Gıda) oldu. 
(Yalçın Sineması) Sinema olarak yapıldı Metropol Gıda oldu.  
Bir bina, belirli bir amaç için yapıldığı halde muhtelif zamanlarda değişik hizmetlerde de kullanılmasıyla kent kültür tarihini bir ölçüde zenginleştirdiği gibi kimi zamanda kent kültür hayatının gelişimine engelleyici de olabiliyor. 
İlk yapılışında çok geniş salonu ile tiyatro ve kültürel etkinliklere sahne olan Kütüphane binasının ikinci katının değişikliklere uğramasıyla tiyatro ve kültürel toplantı yeri için Devlet Tiyatro salonumuz yapılıncaya kadar Çorum sıkıntı çekmiştir. Hatta salonsuzluk, sahnesizlik yüzünden kültürel faaliyetler yapılamaz hale gelmiştir. Kültürel faaliyetler sinema salonlarında, okulların dar koridorlarında yapılmaya mecbur kalınmıştır.     
Bizim konumuz TAÇ BİNAMIZ diye adlandırdığım Müze binamızın yapılışından günümüze kaç değişik alanda kullanıldığını ve bağrında kimleri misafir ettiğinin öyküsünü anlatmak olduğu için Müze binamıza dönüyorum. Müze binamızın ne zaman, kim tarafından, ne için ve nasıl yapıldığından söz edelim. 
1- EMRAZ-I UMUMİYE HASTAHANESİ
Çorum'a 1913 yılında yeni bir Mutasarrıf geliyor. Adı Nurettin Bey. Nurettin bey Çorum'da iki yıl kalıyor. Sakallı, kalender meşrepli ve özellikle imar işlerinde çok gayretli ve ilkeli bir devlet adamı. Çorum'un eksiklerini gezip görüp anlamış. Eksikleri tespit etmiş. Neler eksik değil ki? Çorum'da Hastane yok, var da adı hastane, yok say. Donanımlı değil, hiçbir ameliyat yapılamayan tek doktorlu bazen bir tek eczacı ile dönen bir hastane. Doktor da gayrimüslim, kış günlerinde hastanenin sayılı olan üç beş yatağı yersiz yurtsuzların barınağı olurmuş.  
İlçelerle Haberleşme ağı hiç yok gibi. Telefon yok. Yeşil alan yok. Park yok, Yol yok.
Ulu Cami'nin kuzey tarafında medrese var. Onun arkası eski taş mektep binası. Mektep binasının yenilenmesi ve Cami ile mektep binası arasında bir yeni yol açılması da lazım. 
Mecitözü Çorum'a yakın Amasya'ya bağlı. Çorum'a beş on kilometre mesafedeki köyler Mecitözü'ne bağlı. Mecitözü Çorum'un kazası olmalı. 
Bu eksikleri gören Mutasarrıf Nurettin Bey Çorum'un bütün ilçelerine telefon bağlantısı kurdurmuş. İlçelerle iletişimi sağlamış. 
Ulu cami kuzeyindeki eski medrese binasını yıkıp yolu açmış. Eski taş mektebi de yıktırmış yeni bir okul binası (İstiklal Mektebi-şimdi Yazma Eserler Kütüphanesi)  yaptırmış. 
Mecitözü'nü Çorum'a ilçe (kaza) olarak bağlanmasını sağlamış.(1)
Bugün adıyla anılan tek hatıra İnönü Caddesi'nin Güneyine (Sobacılar çarşısına) doğru uzanan Nurettin Bey Caddesi'ni açtırmış. 
Şehrin güneyinde bomboş bir arsa üzerine kazma vurdurup bir hastane binası yaptırmaya başlamış. İşte Müze binamızın hayat öyküsü burada başlıyor. 
Bazı kaynaklarda Nurettin beyin daha önce 1908 yılında başlanmış bir binayı hastane olarak yaptırdığından bahsediliyor. Ancak 1908 tarihini nereden hangi kaynak veya kaynaklardan aldıklarına dair bir açıklamada bulunulmuyor.
Çorum'un yakın tarihi için daha doğrusu Yirminci yüzyıl için bütün bildiklerini, görüp şahit olduğu olayları ve bu olayların kahramanları hakkında yazdıklarını kaynak olarak kullandığımız Noter İhsan Sabuncuoğlu'nun hastane yapımı için verdiği bilgi "bomboş bir arsa üzerine kazma vurdurup hastane binasını yaptırdı" şeklindedir. Noter İhsan Sabuncuoğlu Mutasarrıf Nurettin Beyi çok iyi tanıdığını ve yakınında bulunduğunu da " o yıllarda İdadi talebesi olarak Mutasarrıflık (Özel) İdare kaleminde meccani (gönüllü) kâtip olarak çalıştığını anlattığı satırlardan anlıyoruz.(2)   
Hastane binasının alınlık kitabesinde " Emrazı Umumiye Hastahanesi Kânûnıevvel 1332 Çorum sancağının hamiyetmendan ahâlisinin iânâtı ve Evkaf-ı Hümayun Nezareti Celilesinin inzimam ve muâvenetleriyle inşa olunmuştur 21 Safer 1335 " yazılı. (1332 Rumi tarihi Miladi takvimle 1916'dır. Hastane kitabesindeki 1335 Hicri tarih kaydından hesap edersek Hicri takvim 2014 yılında 1436 oldu. Bu hesapla Müze binamız 100 yaşını tamamlamıştır.  
Nurettin Beyin Çorum'dan ayrılışı da 1915 sonu 1916 yılı başları arasında olduğuna göre Hastahane inşaatı büyük ölçüde bitirilmiş olmalıdır. 
İşte bu taç bina yani Çorum Müzesi binasının yapılış amacı Umumi Hastalıklar Hastanesi olarak kullanılmak üzere yapılmıştır. Ve hastane olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlk kullanıma nasıl bir merasimle açıldı. Ne yazık ki bu konuda elimizde hiçbir bilgi yok. Belki Birinci Dünya Harbinin sıkıntılı günlerinde memleketin böyle güzel bir binaya kavuşması hiçbir kutlama yapılmadan gerçekleşmiş de olabilir. 
Çorum'da ilk gazetenin çıkış tarihi 3 Mayıs 1921. Bu tarihten sonra günümüze uzanan zaman içinde kentte olan olayların kayıtlarını eksiği veya fazlasıyla ilimizde çıkan gazetelerin koleksiyonlarından takip edebiliyoruz. 1921 öncesi için böyle bir yazılı kaynaktan mahrumuz. Vilayet arşivimiz de 1954 yılında tamamen yanmıştır. 
Birinci Dünya Savaşı sonunda memleketlerine dönen yaralı askerler bu hastanede tedavi edilmişlerdir. Bu hastanenin yapılmış olmasıyla Çorumlular Merzifon'daki  Şifa (Amerikan) Hastanesine taşınmaktan kurtulmuşlardır.
Şu anlatacağım biraz ailemizle ilgili özel bir hatıra ama burada anlatmam lazım. Birinci Dünya savaşında babam Hafız Mustafa Ozulu Suriye cephesinde Kut-ül Ammare'de omuz başına isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralanmış. Babam ve bulunduğu cephede kalan Müslüman Türk askerleri İngilizlere esir düşmüşler. Sağlam esirleri Hindistan'a, yaralı esirleri Mısır'a götüren İngiliz askerleri babamı da İskenderiye'deki İngiliz sahra hastanesine götürmüşler. Bu hastanede yarasının İngiliz doktorlar tarafından ameliyat edildiğini ancak iyi olamadığını Mütarekeden sonra Çorum'a gelince yeni yapılmış olan hastanemizde Operatör Dr. Akif Beyin yaptığı iki ameliyattan sonra şifa bulduğunu bizlere aile içinde pek çok defa dile getirmiştir. 
(Sürecek)