Gece 1’de arayabilmek/aranabilmek

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

“Zaman değişti” diye geçmişten günümüze söylenen bir nakarat vardır.
Her devirde tekrarlanır bu söz.
Herkes nedense kendi devrini beğenmez önceki dönemlere özlem duyar.
Değişen zamana kızan insan nedense kendisinin değiştiğinin farkında değildir.
Oysa insan doğar, büyür, gelişir, genç olur, yaşlı olur ve ölür..yani değişimden geçe geçe hayatını sürdürür, tamamlar..
İşte bizde şu ya da bu şekilde bir zamanda yaşıyoruz.
Şimdi ne yapacağız; içinde bulunduğumuz zamanı mı kendimize uyduracağız, biz mi zamana uyacağız?
Bana göre her ikisi de olacak.
Hiç kimse sloganvari cümlelerin peşine takılmasın, ahkam kesmeye de kalkmasın. Realite ortada.
Beşeri ilişkiler bazında realiteye bir göz atalım:
Evlad-ebeveyn ilişkileri
Karı-koca ilşkileri
Öğrenci-öğretmen ilişkileri
Komşuluk, arkadaşlık, dostluk ilişkileri
Vs...
Tüm bunların medeni ölçüler çerçevesinde cereyan etmesi öngörülüyor..
Ebeveyn evladına mahkum; dünyaya getirdiğine göre ne istiyorsa yapmalı, beklentilerini onun aracılığıyla karşılamalı
Karı-koca birbirlerine katlanmak zorunda değil. İkisi de çalışıyorsa hele ekonomik bağımsızlıkları var demektir.
Öğretmen öğrencisine istenmeyen söz ve davranışına rağmen kem söz ve gözlü zinhar olamaz..
Komşuluk, arkadaşlık, dostlukta samimiyet oranı ön plandadır.
**
Manzara bu..
İnsan tüm bu ilişkileri isterse olumlu yöne doğru kanalize edebilir mi?
Neden olmasın?
Anavatan Partisi’nin(ANAP) çok revaçta olduğu günlerde N. Kemal Zeybek’i bir TV sohbet programında izlediğimi hatırlıyorum. Kendisine “evde nasıl bir eşsiniz, durum ne” diye sorulmuştu. Kemal-i ciddiyetle; “evde ben ne dersem o olur” demişti. Arkasından mütebessim bir cehre ile; “ama ne diyeceğime eşim karar verir” diye de eklemişti.
 İşte böyle öğretmen öğrencisini, ebeveyn evladını, karı-koca birbirlerini, komşular, arkadaşlar, dostlar da hakeza yek diğerini bir noktaya getirebilirler mi?
Elbette.. Zor ama mümkün..
Sıkıntı ne?
Anında her şey istediğimiz gibi olsun arzumuz..
Ancak öyle bir dünya yok.
Ama gecenin 1’inde bizi arayan birisine telefonumuzu ya da kapımızı kızarak/rahatsız olmuş edayla değil gerçekten/içten gelerek -ihtiyacı olmasa aramazdı önkabulüyle- “buyur ne yapabilirim” diye açabiliyorsak mesele bitmiştir.