Zafer Bayramı Kutlu Olsun

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle yazı yazmak için masamaoturdum. Geçmiş yıllarda zafer bayramımız için yazdığım yazılar elimin altında. Lakin değişik bir yazı olsun istiyorum.
1922 yılına ait Çorum Gazetesi’nde çıkan yazılara bir daha göz atayım. Bakalım zafer günlerini yaşayanlar neler yazmışlar. Çok şükür bizler bugün savaş gibi bir imtihan içinde değiliz. Cephede savaşan, cephe gerisinde varını yoğunu savaş ihtiyaçlarını karşılamak için seferber olan insanlar hangi duygular içinde günler geçirdiler. İşte bu yönde biraz bilgi aktarımı ile günümüz insanlarını o günlere götürecek bilgiler arıyorum.
Hafızamda bir arkadaşımın anlattığı bir hatıra var, önce beni yazarak başla diye kalemimi zorluyor. Önce bu hatırayı anlatıp sonra o yılların gazetelerindeki yazılardan alıntılar yapacağım.
“Milli Mücadelenin başladığı ve umumi seferberliğin ilan edildiği günlerde Mecitözü köylerinden birinden Mahmut isminde bir delikanlı asker kaçağı olarak kırda bayırda saklanmaktadır. Aç kaldığı günlerde çocukluk arkadaşı Stefan’ın hayvanlarını otlattığı tarafa gidip onun dağarcığında ne varsa paylaşmaya yaklaşır. Stefan her zaman arkadaşına ikramda bulunur.
Yine bir gün böyle beraber oldukları gün Stefan “ Mahmut senin haberin yoktur, lakin bizimkiler Ankara’ya yaklaşmışlardır.” der. Mahmut beyninden vurulmuş gibi olur, “ de me yahu!” diye cevap verir. Stefan, “ korkma be, onlar bizimkiler, buraya geldiklerinde ben seni de akrabalarını da korurum. Size bir şeyler olmaz.”
Mahmut’un ağzında Stefan’ın ikram ettiği ekmek büyür de büyür, yutamaz bir türlü. Yanında duran silahını alıp Stefan’ı hemen oracıkta vurmak ister. Lakin ağzındaki ekmek Stefan’ın ekmeği. Lokmasını yediği bir insanı vurmak olur mu?” Kalkar uzaklaşır. Bir kır çeşmesinde abdest alıp iki rekat namaz kılar. Askerden kaçtığı için tövbe ve doğruca cepheye gitmeye, dönüşünde de Stefan’ı öldürmeye karar verir ve kendi kendisine yemin eder. Eğer ölmez sağ kalırsam bu Stefan’ı  vuracağım. Mahmut doğruca Kasabaya gider, Askerlik Şubesine varır. “Ben geldim, cepheye gitmek istiyorum.” Şube komutanı, “ Nerde kaldın evladım, biz de sizleri bekliyoruz. Yarın yola çıkacaksınız.” der. Mahmut, Sakarya Zaferini gören askerlerden biri olur. Nihai zaferi de İzmir’de görür. Memlekete yemini yerine getirmek için gelir ve Stefan’ı arar. Stefan ve ailesi yoktur.
Sorduğunda köylülerinin verdiği cevap:
- Osman Ağa’nın geldiğini duyduklarında kaçıp gittiler, olur.
*
28 Ağustos 1922 tarihli Çorum Gazetesi’nde M.S imzalı bir makalenin son bölümü:
“ …
İstanbul hükümeti çare-i halas olarak ( kurtuluş yolu) olarak İngiliz himayesi altında kalmayı yani İstanbul’u işgal eden İngilizlerin himayesinde yaşamayı kabulleniyordu. İşgali kabullenmek bu bir onursuzluktu. İstiklalimiz elden gidiyordu.
Bu dağdağalı hengâme içinde nafiz bir nazarla milletin ruhu ve o dolambaçlı siyaseti keşfederek, istiklalini muhafaza edemeyen son bulmaya mahkûmdur, kuralını düşündü ve hakkımızda tatbik edilecek Sevr muahedesinin vahametini görerek, şehitlik nimetini esarete tercih eden mücahitlerimiz ve başta Gazi-i namdar ve kumandanımız Mustafa Kemal Paşa hazretleri olduğu halde meydanı şehamete atılmış, Yunan tecavüzüne karşı da cümlemizi birliğe ve Hak yolunda cihada davete ve öldü zannedilen Türklerin ruhu ulvisinden mükemmel ordular vücuda getirerek zaferle kazanarak muvaffak olmuşlardır.
Ey insanlığın fetihler ve zaferlerle dolu ruhundan doğmuş ve bütün faziletleri ve olgunlukları, yücelikleri, insanlık kitabına toplamış ve şimdiye kadar hak ve hakikat yolunda yürümüş olan İslamiyetin evladı âli nejatı Türkler! zaman, zamanı ittihattır. (Bir ve beraber olma zamanıdır)
Kaçırılan fırsatlar, geçirilen felaketlerden zamanında uyanıklık hasıl ederek gülleden kurşundan yılmaz askerlerde yara kahramanlık nişanıdır. Son rütbe ise şehitliktir, imanını gösteren ecdadımız gibi davranıp yaşadıkça Allah’ın yardımı her yerde her zaman bizimle olacaktır. “ M.S
Milletçe kutladığımız bu zafer bayramımızı kutlarken, bizlere zaferler armağan eden ve bizleri hürriyet ve istiklal ruhuyla besleyen ecdadın ruhları şad olsun.
Bu büyük zaferin mimarı Başkomutan Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyor, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize Allah’tan rahmetler diliyoruz.