Siyasetname’den seçmeler 10

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

-Harun Reşid ve Zübeyde Hanım-
Harun Reşid’e, bir kısım temiz insanlar hak sahibi olduklarını beyanla topluca dilekçe arz ederek, devlet hazinesinden haklarının verilmesini istediler.
Dilekçelerinde şöyle diyorlardı:
“Cihan ailesinin başı ve müminlerin emiri olduğun için şimdi beytü’l-mal senin elindedir. Bizlere nafaka ver, zira bizler müminiz, çaresiz ve layığız. Sen ise paranın (hazinenin) muhafızı hükmündesin.
Bil ki, senin padişahlığına onda birden fazla düşmez. Tahsisat- istihkak, yolluk dolayısıyla bunca dinar harcıyorsun, bizler ise ekmek bulamıyoruz. Hazinedeki her malı kendi malın sanman daha acayiptir.
Yemin ederiz ki, Allah’ın dergâhına gidip şikâyet ederiz ve Yüce Allah, hazineyi senin elinden alıp Müslümanlara şefkati ve merhameti daha çok, altunu, gümüşü, süs ve ziyneti, padişahlık ve kendi hazinesi için değil insanlar için bilen bir başkasına vermesi için dua ederiz.”
Harun Reşid bu dilekçeyi okuyunca düşünceye daldı. O gün dilekçeye cevap vermedi. Gece olunca eşi Zübeyde Hatun, Harun Reşid’in her zamankinden farklı bir ruh hali içinde olduğunu gördü. Zübeyde Hatun “ Emirü’l müminin’in başına ne gelmiştir ki, böyle rengi solgun ve düşünce içindedir?” diye sordu.
Harun Reşid, dilekçe konusunu anlattı. “ Eğer beni Allah ile korkutmuş olmasalardı, bunlara çok ağır bir ceza verirdim” dedi.
Zübeyde Hatun: ”Cevap vermediğine ve onları incitmediğine iyi yapmışsın. Halifelik sana babalarından miras kalmış olduğu gibi, onların davranış, huy ve hareket tarzları da miras kalmıştır.
Atalarının Allah’ın kullarına senden önce ne yapmış olduklarına bak, sen de onu yap, zira büyüklük ve padişahlık adalet dağıtma ile iyi olur. Bu padişahlık kulların rızası ile yürür. Beytü’l-malde olan her şeyin Müslümanlara ait olduğunda hiç şüphe yoktur. Ve sen oradan muazzam harcamalar yapıyorsun. Müslümanların parası ile Müslümanların senin paranla yapacakları kadar bir harcama yap. Eğer onlar senden şikâyet ederlerse, mazurdurlar” dedi.
O gece, Harun Reşid de, Zübeyde Hatun da aynı rüyayı görmüşlerdi.
Rüyalarında kıyamet günü gelmiş, insanlar hesap yerinde hazır olmuşlardı. Birer birer hesap vermeye götürülüyorlardı. İlerilerde bir yerde Hazreti Muhammed Mustafa Peygamber durmuş, insanlara şefaat ediyor ve melekler şefaate nail olanları alıp cennete götürüyorlardı.
Harun ile Zübeyde’nin önlerine geçen bir melek, onlara şöyle seslendi.
“Siz burada kalacaksınız, Muhammed Aleyhisselam sizleri görmek istemiyor. Ben burada bulunduğum müddetçe onları buradan geçirme, Cenabı Hak’tan utanırım, Onlar hakkında bir şey söyleyemem- şefaatte bulunamam. Zira onlar Müslümanların parasını kendi paraları biliyorlar; layık olanları mahrum etmişlerdir. Halbuki benim yerime oturmuşlardı.”
Rüyalarını birbirine anlatınca dehşete düştüler. Sonra kıyamet olmadığına rüya olduğuna şükrettiler.
Ertesi gün hazinelerin kapılarını açtılar. Layık olanların gelmelerini ve haklarını almaları için tellallar ilanda bulunarak şehirleri dolaştılar.
Derler ki, Harun Reşid hazineden 3 milyon dinarı halka dağıttı.
Zübeyde Hatun, Harun Reşid’e, “ Ey Emir, dağıttığın Müslümanların kendi paralarıdır. Sen bir hayır yapmadın. Şimdi kendi servetinden ihsanda bulun ki, ahiret azığın olsun, sevap kazanasın” dedi.
Harun Reşid, özel hazinesinden altınlar, gümüşler, cevahirler ayırdı,
“Bunların hayır işlerinde sarfı lazımdır. Öyle ki onun izi ve hayır duaların ardı kesilmesin. Mekke ve Medine kapısına kadar her merhalede ağızları geniş kuyular kazmalarını, dibinden ağzına kadar pişmiş tuğla kireç ve alçı dökerek taşla örmelerini, hacıların çölde su bakımından bir sıkıntıya uğramamaları için havuzlar ve sarnıçlar benzeri yapmalarını emretti. Bu suyolu yapıldı.  Hazinesinden ayırdığı para bitmemişti.
Zübeyde Hatun bu su yolunun yapımına vesile olduğu için halen bu su yoluna Zübeyde Hatun Su yolu” deniliyor.
Artan para ile kaleler, hisarlar yaptırdı. Yine para artmıştı. Kaşkar yöresinde dört sağlam duvarlı bir şehir yaptılar ve adına Bedahşan adını verdiler. Para yine artmıştı. Zübeyde Hatun: “Artan parayı Mekke ve Medine’de bulunan muhtaçlara, fakirler dağıtın” diyerek gönderdi, dağıttırdı.
İyi hayrat böyle olur.
***
Siaysetname’den yaptığımız bu yazı dizisini burada sona erdiriyoruz.
Aktardığımız hisse alınacak pek çok güzel hikâyeler gibi daha birçok insanlara yaşanmış tecrübeler ve güzel huylar kazandıracak bilgiler. Siyasetname sayfalarında bulunmaktadır. Biz bu kadarıyla bu klasik eseri okuyucularımıza tanıtmış oluyoruz.
Saygı ve selamlarımla.
                                                                   (SON)
Kaynak: Siyaset-name. Yazan Nizamü’l-Mülk, Çev. Prof. Dr. M. Altay Köymen.
Kültür Bakanlığı Yayınları. !000 temel eser dizisi. 1990.