"Bizi Mecnun Ettin Enver Hoca"

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Gurbeti bilir misiniz?
Hani; memleketinizden, doğduğunuz topraklardan, köyünüzden, mahallenizden, çocukluk arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden ayrı yaşadığınız yer var ya… İşte orasıdır gurbet…
Ne çok şarkısı, türküsü vardır gurbetin… "Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar"dan tutun, "Allı Turnam bizim ele varırsan", "Gönül gurbet ele varma", "Hasta düştüm Gurbet elde", "Gurbet eller bana bir mesken oldu", "Yine mi gurbetten kara haber var?"a kadar yüzlercesi…
Hasreti bilir misiniz?
Hani; memleketinize, doğduğunuz topraklara, köyünüze, mahallenize, sokağınıza, sevdiklerinize, çocukluk arkadaşlarınıza ve hatıralarınıza duyduğunuz özlem var ya… İşte o da hasret…
Hasret üzerine de ne acı şarkılar, türküler söylenmiş… "Hasreti yıllara sor", "Hasretinle yandı gönlüm", "Gel artık bitsin bu hasret bu ayrılık", "Sana öyle hasretim ki" ve daha nicesi…


Bu duyguları yaşayanlar bilir hasretin, gurbetin ne kadar yürek yaktığını… Boşuna mı söylendi sanıyorsunuz "Şu uzun gecenin gecesi olsam / Çorum'da bir evin bacası olsam" türküsünün…
Zaman zaman gözleriniz dalar gider eski günlere… Elim ateş, saklambaç, sinsin, dalye, deşenek, seksek oynadığınız, bağ ve bahçelere masum hırsızlıklar düzenlediğiniz, okuldan kaçtığınız, mahalle kavgaları yaptığınız günler… Gözleriniz doldu değil mi? Sıladaysanız en azından o mahalleye gider, o okulun önünden geçer, o arkadaşları bir şekilde bulur hasret giderirsiniz. Eski günleri yâd edersiniz…
Bir de bunları gurbet ellerde hatırladığınızı düşünün… Önünüzde kocaman bir duvar vardır, taşlar yerine koca koca mesafelerle örülmüş bir duvar… İstediğiniz zaman o duvarı aşamazsınız, gidemezsiniz, gelemezsiniz…
Nerede bir 19 plaka görseniz yüreğiniz hızla çarpar. Yoldan geçen birisi konuşurken "heri" deyiverse "bu da Çorumlu" diye tebessüm edersiniz.


Televizyonda önce memleketin hava durumuna bakarsınız; sıcak mı, soğuk mu, yağmurlu mu diye… Zira orası en soğuk günlerde bile dostların sıcaklığı ile daha sıcak, en kavurucu yaz günlerinde bile Sıklıktan ârı esen rüzgârıyla daha serindir… Gazetelerde Çorum'la ilgili haberler hemen gözünüze takılır.
İşte 26 Nisan gecesi Çorum Vakfı Ankara Şubesi ve Ticaret ve Sanayi Odası işbirliği ile gerçekleştirilen "Geleneksel Bahar Konserimiz" vesilesiyle Ankara'daki hemşehrilerimize memleketten, leblebi sıcaklığında selam götürdük. Onlara bir an kendilerini Çorum'da olduklarını hissettirdik. Belki biz koro üyelerinin yakınları bizimle hasret giderdi ama bu koca şehirde, onun gündelik hayhuyu arasında bir araya gelemeyen gurbetçilerimizi bir araya getirerek onların hasretlerini bir nebze dindirdik sanki…
Kimler yoktu ki Resim Heykel Müzesinin muhteşem salonunda… Milletvekilimiz ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu daha önceki konserlerimizde olduğu gibi yine oradaydı.
Eskimeyen Çorumlular olarak gördüğümüz eski Çorum Valilerimiz gerçek gönül dostlarımız, büyüklerimiz Sayın Hüseyin Poroy ve Sayın Atıl Üzelgün de her Ankara konserimizde olduğu gibi bu konserimizde de yine bizi yalnız bırakmadılar.


Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Hukuk Müşaviri İlknur Çetin, Sıla 19 Gazetesi imtiyaz sahibi Ergülü Garipçin ve isimlerini sayamayacağım onlarca değerli insan bize destek oldular…
Konser salonunun hemen bitişiğindeki Numune Hastanesinin yoğun bakımda yatan arkadaşımız, kardeşimiz Murat Demirezen'i de unutmadık. Birkaç arkadaşımızla gidip yakınlarından durumu hakkında bilgi aldık. Dualarımız onunla… Keşke ayağa kalkıp bu konserimizi izleyebilseydi… Dualarımız onunla…
Konserimizin düzenlenmesinde çok büyük emekleri olan Çorum Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Alper Bilan, Çorum TSO Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal da bizi yalnız bırakmayan gönül dostları kervanındaydılar…
Koromuz her zamanki muhteşemliğiyle duygulara tercüman oldu. Solistlerimiz okudukları eserlere duygularını katarak en güzel şekilde sundular şarkıları. Saz ekibimiz kelimenin tam manasıyla notları tek tek döktürdüler…  Hocamız Enver Leblebicioğlu; hem performansıyla, hem koromuza olan hâkimiyetiyle, hem karizmatik duruşuyla, hem de güler yüzüyle salondaki herkesi büyülemeyi bir kez daha başardı.
Konserimize destek için İstanbul'dan kalkıp gelen Çorumlu sanatçı dostumuz Cemalettin Kurtoğlu, Ankara'dan katılan Çorumlu sanatçılarımız Gökhan Ertek ve Semih Baykara da ayrı bir renk kattılar konserimize… Seslerine, gönüllerine sağlık diyoruz.


Konserimize sponsor olarak destek veren işadamlarımız; Tuğrul Velidedeoğlu, İsmet Çenesiz, Latif Kavukçu, Selahattin Kaleli, Haydar Ali Öztaş, Mustafa Saatçi, Necdet Portakal, Salih Şerbetçi, Uğur Barlık ve Halis Durkaya'ya teşekkür ediyoruz. Onların katkıları da bizim için çok önemlidir.


Çorum Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Alper Bilan'ın; "Bu koro içimizden birilerinden oluşan amatör ruhlu, profesyonel bir koro. Şef Enver Leblebicioğlu bir duayen. Koro elemanları benim için tanıdık yüzler, ağabeylerimiz, okul arkadaşlarımız, mahallemizin sakinleri, arkadaşlarımızın çocukları, komşularımızın kızları, torunları… Hepsinin farklı işleri farklı görüşleri var ama sahneye çıktıklarında, birlik ve beraberlik içerisinde tek ses, tek nefes olarak, sanatın ayak seslerini seyircilere hissettirerek Çorum'u ve kültürünü en güzel şekilde temsil ediyorlar. Çorum'un gerçek yüzünü herkese gösteriyorlar. Siz Çorum'u Ankara'ya bir adım olarak görebilirsiniz. Ama işlerinin yoğunluğu nedeniyle belki on yıldır memleketine gidemeyen birçok insan var. Siz bu insanların memleket özlemlerini bir nebze olsun giderdiniz" sözleri aslında bir nevi duygularımıza tercüman oldu.
Ve salonu dolduran birbirinden kıymetli hemşehrilerimiz… Onlar salona sığmayan yürekleriyle, verdikleri pozitif elektrikle, muhteşem bir şekilde okudukları "Hatırla Sevgili" isimli şarkıyla ve o güzel alkışlarıyla bize de unutulmaz anlar yaşattılar. Hele o şarkıyı söylerken açılan "Bizi Mecnun Ettin Enver Hoca" pankartı bizim için hem çok büyük bir sürpriz hem de çok büyük bir jest oldu. Teşekkür ediyoruz bu nezaketi gösteren hemşehrilerimize…
Sanırım 26 Nisan akşamında Ankara'da icra ettiğimiz konserimizin özeti bu pankarttaki sözler olsa gerek.