Kalbi ALTUN, Yüzü AY Gibi Bir Salim Adam

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ne kervan kaldı ne at, hepsi silinip gitti,
İyi İnsanlar iyi atlara binip gitti. 


NFK


Dünya nedir diye soranlara Üstad Necip Fazıl'ın bir cevabı vardır… Balı zehir, yalancı petek… Her insan tattı bu yalancı peteğin zehirden balından… Ve yine her insan da tadacak ondan ayrılmak demek olan ölümün tadını… Hayat ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçek… Ama ölüm de ölünceye kadar… Ölümün bile öldüğü ebedi bir hayat var perde ardında…


Mevlana Hazretleri Şeb-i Arus yani düğün gecesi diyor ölüm için. Ölümü Rabbine kavuşma sayıyor…
Salim Altunay Hoca, bir hizmet kervanının son halkası olarak aramızdan ayrıldı. Necmi Şamlı ile başlayan bu kervan, onunla emin adımlarla yürüyordu. Ne güzeldi bu kervan… Ustada kalmamıştı bu kutsal yapı, çıraklar onu sürdürmüştü 60 yıldır. Utanmıyorduk, başımız dikti, alnımız açıktı, yüzümüz aktı…
Abdülkadir Ozulu Hocamızın yazdığı gibi bu kervana hizmet edenlere ne mutlu ki yarın huzuru mahşerde suallerine kolaylık, yollarına ışık olacak hizmetleri var. Bu hizmetler elbette karşılığını kat kat bulacaktır.
Bu kervanın öncülerinden; Necmi Şamlı, Mehmet Yıldırım, Hasan Kaya, Osman Duman, Celal Avcı ve Hacı Ömer Bolat hocalarımız gibi Hakk'a yürüdü Salim Bey…
Duyunca şok olduk, inanmak istemedik. Hastaneye koştuk… Ölüm bizi karşıladı hastane avlusunda… Kaç yakınımızı bu istasyondan uğurlamıştık. Ölüm, ben buradayım ve sizler de benimle ebediyet yolculuğuna çıkacaksınız diyordu adeta… Öğrencileri, mesai arkadaşları, eşi dostu, camiamızdaki herkes üzüldü ardından. Herkes dualar etti, hatimler okundu… Herkese nasip olmayacak güzellikte uğurlandı Rabbine…
Ölüm, geride kalanlar için kabullenmesi en zor olan bir ayrılık şekli. İçiniz yanar, gözleriniz dolar… İşte içimiz yanıyor, gözlerimiz doluyor. Bir güzel insanı kaybetmenin hüznü içindeyiz.
Sakin hali ister istemez sizi de sükûnete davet eden, yüzüne baktığınızda içinizin ısındığı, ayeti kerimenin tecellisi olarak yüzünde secdenin izi olan, inancı yaşantısına aksetmiş, tanıştığı herkesin sevgi ve saygısını kazanan ender insanlardan birisiydi Salim Hoca...
Mustafa Aktaş Hocamızın da belirttiği gibi "geç bulup, çabuk kaybettiğimiz" kalbi altun, yüzü ay gibi olan bir salim insanı kaybettik. Elbette insan olarak üzülüyoruz, hüzünleniyoruz, onunla yaşadığımız hatıralar aklımıza geldikçe gözyaşlarımıza hâkim olamıyoruz.
Ölüm, her şeye rağmen güzel şeydi elbet… Perde ardından gelen kutlu bir haberdi bizim için. Zira ölüm güzel olmasaydı kâinatın efendisi olan Hz. Peygamber ölür müydü hiç?
Ne mutlu bu güzel insanın annesine, babasına… Ne mutlu bu güzel insana hayat arkadaşlığı etmiş ablamıza… Ne mutlu bu güzel insanın çocuklarına, torunlarına, gelinlerine, damatlarına… Ne mutlu bu güzel insanla çalışanlara… Ne mutlu bu güzel insanın öğrencisi olanlara…
Üzülmemek elbette mümkün değil. Ancak teselli bulacak o kadar çok haslet var ki, o kadar çok sebep var ki… Metin olmak lazım… Ona layık olarak kalabilmek, onun ismini, davasını yaşatmak var… Bana göre bu vazife geride bıraktıkları için, ona üzülmekten, onun için ağlayıp dövünmekten daha zor… Sabrı cemiller niyaz ediyorum bu mahzun kalplere…
Salim Hocamız; "küllü nefsin zaikatül mevt" emri ilahisi gereği ölümü tattı… O'ndan geldi ve yine O'na döndü… Zira hepimizin dönüşü yalnız O'nadır…
İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn…
Bir Not: Ölüm mukadderdir ve ecel muvakkattir, tağyir olunmaz. Ancak tedbiri elden bırakmamak gerekir. Bu meyanda başta siyasilerimizden ve yetkililerimizden bu ve benzeri yollarımızın ıslahı ve imarı için gerekeni yapmalarını bekliyoruz. Bu yol Osmancık, Laçin, Kargı, Dodurga, Oğuzlar ile Çorum ile daha sıkı bağları olan Hacıhamza ve Gümüşhacıköy ilçelerinin kullandığı bir yoldur. Bu yol aynı zamanda İstanbul bağlantımızdır. Mutlaka yarım kalan çalışmalar tamamlanmalıdır.  Buna benzer özellikteki diğer yollarda ıslah edilmelidir. Kaybedilen her bir can bizim için önemlidir. Zira Salim Altunay'lar kolay yetişmiyor.