‘Çorum ve edebiyat’

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Bir şehrin sosyal ve kültürel canlılığı o şehrin daha yaşanır olmasını, geçmişten aldığı birikimle geleceğe emin adımlarla yürümesini sağlar. O şehirde yaşayan bireyler de kendi kültürel birikimlerini oluşturur, var olan değerlerine sahip çıkar ve bu değerleri yarınlara bir miras olarak taşıma derdine düşer. Bir medeniyetin özünü de sanırım bu faaliyetler oluşturur.


Çorum; tipik bir Anadolu şehri -coğrafi olarak Karadeniz Bölgesinde gösterilse de - özelliği taşır. Bağrında birçok medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapmış, tarihi bir şehir... Bu kültürel değerlerinin arasında şüphesiz yetiştirdiği şair, ozan ve yazarlar Edebiyatımıza önemli katkılarda bulunmuşlardır.


Hitit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ve İl Kültür Müdürlüğümüz tarafından düzenlenen  "Çorum ve Edebiyat" isimli panel de bu konu üzerineydi. Önemli bir paneldi benim için. Sadece benim için değil, şehrimizde eli kalem tutan tüm yazarlarımız için de önemliydi. Bu yüzden paneli izleyenler arasında Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Demiryürek, Hitit Uygarlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Ünal, Kültür ve Turizm İl Müdürü Ali Özüdoğru'nun yanı sıra Abdulkadir Ozulu Hocamız başta olmak üzere Ethem Erkoç, Mehmet Tatlısu, Bahri Güven, Muzaffer Gündoğar, Şahin Örgel, Selahattin Aydemir, Rıfat Kurtoğlu gibi birçok isim de oradaydı.


Doç. Dr. Meral Demiryürek panelin açılış konuşmasında; Edebiyat kuramcısı Hippolyte Taine'ın edebiyat teorisinde ırk, devir ve ortamın önemli ve vazgeçilmez üç unsur olduğunu belirterek, bu teori ışığında Çorum'un mekânsal değerinin edebiyatımızda üç farklı yansımasından söz edilebileceği, bunların; "Çorum'a yolu düşenler, Çorum'un yetiştirdiği değerler ve Çorum Konulu Eserler" olduğunu vurguladı.


Çorum'a yolu düşenlerin genellikle sürgün nedeniyle geldiğini ifade eden Demiryürek, bu sürgünlerden birisi olan Refik Halit Karay memleket hikâyelerinde Çorum ve havalisini anlattığını, Abidin Dino Mecitözü'ne sürgün edildiğini, Çorum da mahkûm hayatı yaşayan bir isim olan Kemal Tahir için Çorum'un çok önemli birikim yeri olduğunu, 40'lı yıllarda Anadolu'da gezi ve incelemelerde bulunan Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun İskilip'e gelişini anlattı.


Bunların yanı sıra Çorum'un yetiştirdiği kendi öz değerleri de var. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Celalettin Arif Demirel, Mazlum Kenan Köstekçi, Ethem Erkoç, Abdulkadir Ozulu, Salim Örgel, Şahin Örgel, Halit Yıldırım ve Kenan Yaşar ile uzayıp giden bir listeye sahibiz" diyerek bizleri de onore etti sağ olsun.


Panelistlerden Yrd. Doç. Dr. Elif Ayan Nizam ise "Çorum Konulu Şiirlerden" bahsetti. İlk önce şehrengiz türündeki Çorum'un eski isimleri üzerine yazılan şiirlerden de örnekler verdi. Bu şiirleri konularına göre sınıflandıran Elif Hocadan çok güzel Çorum şiirleri dinledik. Havasının, suyunun, güzellerinin, bürokratlarının bir bir övüldüğü Çorum'un, o yıllarda ki tek kusurunun tozlu yolları olduğunu da öğrendik Elif Hocadan. Bir de "şuaranın kibarının Çorum'dan çıktığını."


Bir diğer panelist olan Yrd. Doç. Dr. Hiclal Demir ise  "Çorumlu İki Divan Şairi: Keyfî ve Çırumî-zade Hâsib Efendi" konulu konuşmasında; Çorumun günümüze kadar pek çok şaire ev sahipliği yaptığını, yazılı ilk kaynaklara göre bu silsilenin 14. yüzyılda yaşayan Elvan Çelebi'den başladığını belirtti.


Çorumlu Divan Şairlerinden XVI. yüzyılda yaşamış Şair Keyfî hakkında; Bağdatlı Ahmet Ahdî'nin Gülşen-i Şuara'sında bilgiler olduğunu, bu bilgilere göre; Keyfî'nin isteklerine ulaşamamış, şarap ve esrardan bahseden şiirler yazmış olduğunu, şairlik konusunda yetenekli olduğunu, tîmar sahibi olmak için resmi görev aldığını anlattı.
Yine önemli bir tezkire olan Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şuarâ isimli eserinde de benzer bilgiler olduğunu, bunlardan başka XVII. yüzyılda yazılan tezkirelerden Riyazî'nin Riyazü'ş-Şu'ara ve Kafzade Faizî'nin Zübdetü'l-Eş'ar'ı ile Türk Edebiyatı Biyografi geleneğinde XX. yüzyılda yazılmış eserlerden birisi olan Mehmed Nâil Tuman'ın Tuhfe-i Nâilî adlı eserinde Keyfî'den bahsedildiğini aktardı. Bu arada Hiclal Hocamızdan Keyfî'nin divanının ele geçmediğini ve şairimizin; Padişah III. Mehmed zamanında vefat ettiğini de öğrenmiş olduk.


18. yüz yılda yaşamış Çorumî-zade Şair Hasib'in hayatı ve şiirleri hakkında Silahtar-zâde Mehmed Emin'in Silahtar-zâde Tezkiresi, Şeyhülislam Arif Hikmet Beyin Tezkiretü'ş Şu'arası, Mehmed Nâil Tuman'ın Tuhfe-i Nâilî adlı eserinde ve Mehmed Süreyya Bey'in Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 20. asrın başına kadar yaşamış meşhur şahıslar hakkında bilgi veren biyografi ansiklopedisi; Sicilli Osmanî'de de bilgiler olduğunu aktardı.


Şair Hasib'in, Nakşibendi Şeyhi, Şeyh Ata'ya bağlı bir derviş olduğunu, âlim, fazıl ve fukarayı gözeten usta bir şair olduğunu, 34 sayfalık küçük bir divanı olduğunu, Nedim ve Nabi'ye nazireler yazdığını, günümüze iki nüshası ulaşan bu divanın birisinin Topkapı Sarayı Kütüphanesinde, diğerinin de Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanesinde olduğu bilgilerini verdi. Ayrıca Şair Hasib Efendinin bazı olaylara tarih düşen bir şair olduğunu, II. Abdülhamid Hanın cülusu ile kendi ölüm tarihini tahmin ederek bir şiirinde "Mate minel aşk Muhammed Hasib" şeklinde tarih düştüğünü de öğrenmiş olduk. Buna göre Hasib Efendi 1784 de vefat etmiş. 


Son panelist olan Yrd. Doç. Dr. Atiye Nazlı da "Çorum Halk Şiiri Türlerinden Destana İki Örnek: Kedi Destanı ve Mühlüz Destanı" adını taşıyan konuşmasına Çorumlu emektar araştırmacı Abdulkadir Ozulu Hocamızın merhum Eşref Ertekin'in bu konulardaki çalışmalarının önemine değinerek başladı ve fabl ile hayvan destanlarının farkı üzerinde durarak her iki destandan alınmış bazı kısımları dinleyicilerle paylaştı. Özellikle Kedi Destanı bir hayli ilginçti.


Panelin bitiminde bir değerlendirme konuşması yapan Doç. Dr. Meral Demiryürek "Çorumda edebiyata katkıda bulunan yazar ve şairlerimizin üniversite ile işbirliği içersinde olmalarının gerektiğini" vurguladı. Yerelin, Üniversite ile buluşması adına burası en can alıcı nokta bence... Yerelde üretilen ürünler de sanat değerine göre akademik çalışmalara konu edilmelidir.


Panelin faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden  panelin hazırlanmasında emeği geçen İl Kültür Müdürü Ali Özüdoğru, Prof. Dr. Mehmet Demiryürek ve Doç Dr. Meral Demiryürek ile panelist hocalarımız Yrd. Doç. Dr. Elif Ayan Nizam, Hiclal Demir ve Atiye Nazlı'ya teşekkürü bir borç bilirim.


Umarım bu tip paneller çeşitlenerek artar ve yerel şair ve yazarlarımız hakkında üniversitemizde tezler ve araştırmalar yapılır.