Gençlik Merkezi ve Necip Fazıl…

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Geçtiğimiz Salı günü Çorum Belediyesi tarafından yaptırılan Necip Fazıl Kısakürek Gençlik Merkezinin açılışına katıldım. İçersinde sınıflar, toplantı salonu, sinema, okuma salonu, bilgisayar sınıfı, tenis odaları gibi bölümleri ile çok nezih bir ortam oluşturulmuş. Her şey gençler için hazır durumda…
Gerçekten kendi çocukluğumuzla kıyasladığımda gıpta ettiğim, keşke bizim zamanımızda da böyle imkânlar olsaydı dediğim bir mekân olmuş NFK Gençlik Merkezi… Zira benim çocukluğumda; İnönü Caddesi üzerinde Akaydın İşhanı'nda gidebileceğimiz bir MTTB vardı. 12 Eylül sonrası kapatılan MTTB bizler için çok önemli bir yerdi. Tiyatro, spor, sinema, kitap okuma ve geziler gibi etkinlikleri ile müdavimi olduğumuz bu yerin 12 Eylül sonrası boşluğunu çok hissetmişimdir. Darbe etkisinin azaldığı ileriki yıllarda benzerleri açılan ama bana göre hiçbir şekilde MTTB'nin yerini tutamayan bazı yerler, bu boşluğu doldurmaya çalıştılar.
Başkan Külcü'nün törende yaptığı konuşmasında de belirttiği gibi; günümüzde belediyecilik hizmetleri denilince sadece yol ve park yapmak, su akıtmak, kanalizasyon yapmaktan ibaret bir anlayıştan ziyade, artık sosyal belediyecilik anlayışı gereği belediyelerimiz; başta gençlerimiz olmak üzere tüm sosyal kesimlere yönelik projeler üreterek bunları hayata geçirmekteler. Kültürel hayatımıza katkıda bulunan bu çalışmaların semerelerini; buralardan hizmet alan çocuklarımızın, gençlerimizin ileriki yıllarda toplumsal hayatımızda söz sahibi olduklarında toplayacağız.
Gençlik Merkezine Necip Fazıl isminin verilmesi de; Sayın Vekilimiz Salim Uslu'nun da konuşmasında belirttiği gibi; Necip Fazıl'ı topluma veya gelecek nesillere tanıtmak değildir. Zira onun böyle bir tanıtıma ihtiyacı yoktur. Bu ismin verilmesi Necip Fazıl'ın mücadelesine, fikrine, verdiği eserlerine karşılık ona olan vefa borcumuzu ödemektir. Bana göre gençlerimiz için çok elzem olan böyle bir esere, çok isabetli bir isim verilmiştir.
Cumhuriyet döneminde milliyetçi - muhafazakâr kesimi etkileyen en önemli iki fikir adamı şüphesiz Mehmed Akif ve Necip Fazıl'dır.
Her ikisi de Anadolu'da yeniden milli bir diriliş için çırpındılar durdular. Onlar bu sayede İslam Âleminin eski günlerine döneceğine inanmış insanlardı. Bu topraklarda düşen İslam'ın şanlı bayrağının yine düştüğü bu topraklarda ayağa kalkacağına iman etmişlerdi.
İkisinin de ideallerini yaşatmak ve gerçekleştirmek adına mayalamaya çalıştığı gençlik özlemleri vardı. Akif; Asımın Nesli'nin, Necip Fazıl da Anadolu Gençliğinin fikir babası oldu.
Aslında her ikisinin özlediği nesil; fikren aynı nesildi. Bu gün etrafımızda gördüğümüz inançlı nesillerde onların emeklerini görmek mümkündür.
Necip Fazıl bütün hayatını bu gençliğe adamıştır. Onu yetiştirmek uğruna, eserler yazmış, konferanslar vermiş, hapislerde yatmış, çile çekmiş ama yılmamış, bıkmamış, son nefesine kadar doğru bildiği yolda yürümeye devam etmiş bir çile adamıdır O.
Necip Fazıl;  bu mücadelesini şöyle ifade etmektedir: "Biz, yanmış ve haşlanmış ellerimiz, nokta nokta iğnelenmiş parmaklarımız, içine kan oturmuş tırnaklarımızla bir şekillendirme işine çalışıyoruz. Şekillendirmeye çalıştığımız bütün bir gençliktir. İsmi Anadolu Gençliği… Eğer bu gençliğin bir iki baş örneğine maya tutturabilirsek mesele yok… O, kendisini basamak basamak nesilleştirir ve bir 'safkan' halinde kol kol şecerelendirir…"
Zaman zaman polemik konusu edilen onun Gençliğe Hitabesi de başlı başına bir manifestodur. Necip Fazıl nasıl bir gençlik tasavvur ettiğini bu hitabede adeta bir ressam ustalığıyla resmetmiştir.
Onun özlediği gençlik; "Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliktir..."
Onun beklediği gençlik; "Kim var!" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençliktir..."
Onun hamurkârlığını yaptığı gençlik; "Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençliktir..."
Üstad her şeye rağmen ümitvardır. O emeklerinin boşa gitmediğini, ötelerden müjde almış, zamanın nikabının önünde ayna gibi bemberrak açıldığı bir veli edasıyla şöyle anlatır meşhur hitabesinin hitamında…
"Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım."
Üstad son olarak şöyle seslenir hamurunu yoğurduğu gençliğe:
"Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır."
Törende katılımcılara dağıtılan Uğur Işılak'ın "Üstad Senfonisi" albümü de çok anlamlı bir hediyeydi. Zira bu albüm; Necip Fazıl Kısakürek'e hayranlığı ile bilinen Uğur Işılak'ın 10 yıldır düşlediği ve 4 yıldır da üzerinde çalıştığı ve yine Bülent Arınç'ın ifadesiyle "tarihin, kültürün ve duygunun aynı ortamda buluştuğu" muhteşem bir albümdür.
Bu güzel merkezde yarınlarımızı emanet edeceğimiz bir gençlik yetişmesi dileklerimle böyle bir eseri ilimize kazandıran Belediye Başkanımız Sayın Muzaffer Külcü'ye ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.