Eşref Ertekin’in günlüklerinden seçmeler 1

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

17 Haziran 1927 Cuma
Bu sabah kalkıp doğru Kütüphaneye geldim. Öğleye kadar kitap kaydına meşgul oldum. Öğle yemeğine eve geldim. Küçük birader Fehmi eve gitmiş. Ortanca birader Sadettin yine mağaza arkadaşlarıyla sahraya gitmiş. 
Şaziye gelmiş. Diğer birader Rafet küllü su kaynatmış. Aşevinin tavanlarını kapısını tabanını güzelce yıkıyorlar. Diğer birader Ahmet' de çay pişirmiş. 
Cuma namazını mahalle camimiz Tahtalı Camiinde kıldıktan sonra yemek yiyip kütüphaneye geldim. Akşama kadar hiç bir işle meşgul olamadım. Müftünün kâtibi Hacı Kerim Zade ve Fazlı efendiyle oturduk. İkindi üzeri biraz yağmur yağdı. 
Akşam Çerkez Ahmet Efendinin evine yemeğe davetli olduğumdan Mustafa Ağa gelince gitmek üzere kalktım.
Bir de baktım. Mustafa Ağa hastalanmış başı dönüyor, gözü kararıyor. "Bulantı var" dedi. Onu evine gönderdik. 
Arkadaş Sabit Efendiyi oturtup ben eve gittim. Henüz biraderler gelmemiş. Teyzemi çağırdım. Şaziye ile kömüş ineği gelince bağlayın deyip birader Rafet'i de alıp davete gittim.
Yemekten sonra kahve içtik. Durmayıp doğru Kütüphaneye geldim. Yolda ardımdan H. erişti.
Beraber kütüphaneye çıktım. Sabit Efendinin yanında Çakırlı Camii müezzini Osman Hafız var imiş. Sabit efendiye izin verdim gitti. H'ye bir roman verdim. Yarın öğle üzeri getireceğini söyledi, gitti. Saat dokuzu çaldı. Kütüphaneyi kapatıp camiye gittim. 
Namazdan sonra doğruca Ahmet Efendinin hanesine gittim. Cemaat toplanmış yalnız Necip Hafız ve Kavukçu Salih'in Hakkı ve Çorbacı zade Rifat efendiler var imiş. Saat üçe kadar oturduk. Ve tura oynadık, Gramofon çaldık. Onlar gitti. Ahmet Efendi, birader Ahmet'i baranaya davet etti. 
Çok kimselerin listesini verdi. Ve biraz müşavere yapıp Ahmet'le beraber evimize döndük. 
Bugün akşamüzeri İsmail Ağaya Turan Kütüphanesini açtırıp bir çorap aldım. 
(AÇIKLAMA: Şaziye, E.Ertekin'in baldızıdır./ Arkadaş Sabit Efendi, Kütüphanenin ikinci memurudur./ Mustafa Ağa Kütüphanenin hademesidir./ Biraderlerim= erkek kardeşlerim. Ahmet, Sadettin, Fehmi, Rafet Eşref Ertekin'in biraderleri. 
H. Bazı isimlerin böyle kısaltılmış, sembol olarak yazıldığını görüyoruz. )   
18 Haziran 1927   
Bu sabah kalkıp doğru Kütüphaneye geldim. Tıraş oldum. Çay kaynatıp içtim. Sait geldi. Yine sepet al, babana söyle aldır davasıyla biraz uğraştık. Bırakıp gitti. Öğle üzeri eve gittim. Rafet'le Şaziye yine kül kaynatmışlar. Küçük evi de temizleyeceklermiş. Yumurta pişirttim, yedim. 
Hilmi Efendinin dükkânına geldim. Biraz oturdum. Evde imiş geldi. Yeni yaptırdığı haymalığa baca çıkarttırıyormuş. Bir kahve içip Kütüphaneye geldim. İkindiye yakın bir kaç kişi geldi. Akşama kadar boş vakit geçirdim. Camiye gittim. Evde yemekten sonra Ahmet Efendinin hanesine gittim. Biraderi Mustafa Efendi maaile İstanbul'dan gelmiş. Görüştük. Küçük bir kızı ve bir oğlu var. Küçük kız Faika yanımızda oturuyordu. Ahmet Efendinin dayısı Hafız Ağa saç sakal birbirine karışmış bir halde yanımıza geldi. Kız bunu parmağıyla göstererek güldü. Ve adeta korkarcasına bir vaziyet aldı. Gülüştük. Saat dörde kadar gramofon çaldılar. Konuştuk, dağıldık. 
 Eve geldim. Said bizde uyumuş kalmış. Uyardım. Elbisesini soyundurup yatağını yapıp yatırdım. Ben de yattım. Sabaha kadar bir kaç defa kalkıp üzerini örttüm. 
(Açıklama: Sait= Sait, E. Ertekin'in on-oniki yaşlarında olan kayınbiraderidir.)
19 Haziran 1927
 Bu sabah biraz geç kalktım. Sait'i uyandırdım. Beraber çarşıya geldik. Zerdali aldık. Yarım okkası beş kuruş. Bir de kete alıp Kütüphaneye geldik. Yedik. Sait Mağazaya gitti. Öğleye kadar kitap tefriki ve tediyesi ile uğraştım. Ve biraz da kitap kaydettim. Öğleye yemeğe eve giderken Turan Kütüphanesine uğradım. Tokat helkesi ile yoğurt kabını aldım. Şevket Efendi'ye rast geldim. Beraber gittik. Ve bizim evlerin meselesini bahsettik. Bugün badanacı Neccarın Ahmet Ağa'ya bizim evleri yarın gelip badana yapmak üzere tembih etmesini söyledim. Evlerinin kapısından ayrıldım. Ben de eve geldim. Teyzemle beraber eve girdik. Bugün de Şaziye ile birader küçük evi yıkamışlar. Yemekten sonra doğruca Kütüphaneye geldim. Arkadaş Asım Efendi evinden getirdiği kitabı tamir ettirip gitti. Akşama kadar boşa Ethem ve Sabit efendilerle laf yaptık. 
Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Saatçi Ömer Efendi geldi. Saat dokuza kadar oturup kapattık. Yatsı namazını kıldırıp doğruca Çerkez Ahmet Efendi'nin hanesine gittim. Saat dörde kadar bütün ahibba (arkadaşlar- ahbaplar) oturduk ve konuştuk. Küreli Hafız'ın oğlu Sıddık Hafız gramofon çaldı, dinledik. Birader Ahmet'le eve gelip yattık. 
(Açıklama: Ethem= Hüsnühat muallimidir. 1928'de Müze müdürlüğü görevine konulmuştur. 
Turan Kütüphanesi: O yıllarda Çorum'da çok çeşitli mal satılan kırtasiye ve tuhafiye ağırlıklı bir mağaza.)   
20 Haziran 1927 
Bu sabah kalktım. Boyacı Ahmet Ağa gelmiş. Yukarı evin badanasına başlamış. Yanına çıktım. Biraz kirece çivit katmasını söyledim. Turan kütüphanesine uğradım. Biraz oturdum. Postaneden gazeteleri alıp Kütüphaneye geldim. Gazeteleri kayıt ettim. Eskileri kaldırdım. 
Vakit Gazetesi ile Serveti Fünun'u çalmışlar. Öğleye kadar biraz işi denk edip eve yemeğe gittim. Yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Akşama kadar kitap kaydıyla meşgul oldum. Celep Ömer Ağa geldi. Tayyare biletlerinin teslimine gelmiş. Getirdiklerinden biraderin 40663 numaralı biletine altmış lira isabet etmiş. 
Akşam yemekten sonra Kütüphaneye geldim. Maarif Müdürü Vehbi Bey geldi. Kâğıt zarf istedi. Mektup yazdı. Sonra Mektep Müdürü Tevfik Bey geldi. Saat dokuza kadar oturdu gitti. Ben de kapıyı kapatıp çıktım. Bir adım attım. Maarif Müdürü ve Muallim Ömer ve kızı, Lise Müdürü Mahmut ve Muallim Feride Hanım'la Muallimler Birliğinde oturuyorlar. Ben önce Camiye ve oradan da eve gittim. 
Ahmet Efendilere gidecektim. Birader Saadettin geldi. Misafirleri dağılınca Ahmet Efendi bizim odaya gelecekmiş, dedi. Pekâlâ deyip odanın önünü filan süpürttüm. Saat alaturka beşe kadar gözledim. Sonra birader Sadettin geldi. Meseleyi anlattı. 
Karabayraktar oğlu Mustafa Efendi ve Tütüncü zade Ahmet Efendi'ye herhalde bir âlem yapacağız, alüfte filan getireceğiz, demişler. Ahmet Efendi de sözlerinden çıkamayıp pekâlâ demiş ise de, Koca pederi Hacı Abdullah Ağa'dan çekindiğinden başka bir yer aramış. Yatsıya kadar (Yahya oğlu Necip Hafız'ın orada bulunmuşlar. Orası dar olduğu için Hacı Abdullah Ağayı başka yere savmak istemişler. Gitmemiş, "sizin bu gece bir pis işiniz var. Ben aşağıda yatacağım. Hepinizi evden kovar çıkarırım" demiş. Onun için mesele değişmiş. Bizim odaya gelmekten vaz geçmişler. Gece yarısına kadar bulundukları yerde kalmışlar. Mecliste Mustafa ve Ahmet Efendilerden başka Madan Asım, Tahir Ağa'nın Şerif, Kürelinin Sıddık, Aşıroğlu Hafız ve mahdumu Hasan. Güllünün Haşim Hafız, ve Necip Hafız sabah vaktine yakın zamana kadar âlem yapmışlar.
(Sürecek)
 
 (Dosya: Halkevi Gezileri 17 Temmuz 1938)
- EŞREF ERTEKİN'İN 
GÜNLÜKLERİNDEN SEÇMELER-
 
Çorum'da 1925'ten 1970 yılına kadar resmen kütüphane memurluğu yapmış hafız-ı kütüp Eşref Ertekin rahmetli büyüğümüz, yaşadığı her günün nasıl geçtiğini günlük defterine kaydetmiş. Bizlere günlük yazılarıyla dolu sayısı otuzu geçen defter bırakmıştır. Bu defterlerin sayfaları içinde kendi özel hayatına ait bilgiler yanında o günlerde Çorum'da yaşananları da kısa kısa bizlere anlatmaktadır. Eşref Ertekin'in günlükleri -bu yönüyle Çorum'dan-Çorumludan bahsettiği satırlarıyla- adeta bir "Çorum günlüğü" hüviyetini de göstermektedir.   
Eşref Ertekin'in özenle sakladığı bu defterleri, manevi oğlu Bülhan Ertekin Bey bana lütfettiler. Tamamen eski yazı ile (Osmanlıca) olan bu defterleri bugünkü Türk alfabesine çevirmeye çalışıyorum.     
(Eşref Ertekin'in Günlüklerinden Seçmeler) başlığı altında yayınlayacağım bu yazı dizisine 1927 yılına ait günlükleriyle başlayacağım. Sonra 1933-1938 yıllarına ait günlüklerinden seçmeler sunacağım.
Günlüklerin seçimi için değişik bir konuya vurgu olanlar ile Çorum'un herhangi bir hususiyetini bize öğreten veya aktaran günlükleri almaya çalıştım.  Eşref Ertekin'in defterinde ne yazılı ise aynen aldım. Dil yönünden oldukça sade bir dile sahip olan Ertekin, ilk günlüklerinde de ve ileriki yıllarda da Çorum ağzında var olan söyleyişleri yazılarında kullanmıştır. Türk Dili Cemiyeti üyesi olarak da haliyle Türkçe'ye özen göstermiştir. 
Pek çok okuyucumuz için doğal olarak Eşref Ertekin ve onun aile, arkadaş, işyeri çevresi içinde geçen isimleri tanımak mümkün değildir. Günlüklerin alt kısmında vereceğimiz açıklamalarla okuyuculara bir ölçüde de olsa daha iyi anlama imkânı sağlamış olacağız. Bizim eklemelerimiz sadece bu açıklamalar olacaktır.      
Özellikle 1938 yılında Halkevi Dil-Tarih ve Edebiyat Şubesinin Çorum çevresindeki köylere yaptıkları inceleme gezilerinin anlatıldığı sayfaları okuyucularımızla paylaşacağım.       
Okuyacağınız satırlarda, bundan 80-90 yıl öncesi yapılan çalışmaların heyecanını ve yine 80-90 yıl öncesinin Çorum'unu ve çevre köylerimizin durumunu bulacaksınız. 
Eşref Ertekin büyüğümüzü ve yazılar içinde adı geçen bütün hemşehrilerimizi rahmetle anıyorum. 
 
A. Ozulu