İlahi Vahye Muhatap Arılar - 4-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Petek gözeneğinden 21 günde çıkan işçi arıların koloni içindeki görevleri hemen başlar. Ömürleri kısa olan işçi arılar, ağır bir çalışma temposu ve yıpranma nedeniyle ilk ve sonbahar arasındaki dönemde yaklaşık elli gün yaşarken, kışlayan işçi arılar biraz daha uzun yaşayabilirler. 
İşçi arılar ilk 21 günde kovan içinde iç hizmet arısı olarak temizlik, yavru ve ana arının beslenmesi, arı sütü salgılama, balın olgunlaştırılması, mum salgılama, petek örme ve kovan girişinde bekçilik yapma gibi görevleri vardır. İşçi arılar ilk üç günde kendilerini ve petek  gözlerini temizlemekle işe başlarlar. Yavrulu gözler üzerinde dolaşarak kuluçka sahasında gerekli sıcaklığın oluşmasını sağlarlar. 3-6.günlerde petek gözlerinden aldıkları polen ve bal ile hazırladıkları karışımla yaşlı larvaların beslenmelerine yardımcı olurlar. 6-12. günlerde arı sütü salgılamaya başlarlar ve genç larvaları beslerler. Çevreyi tanıma uçuşlarına çıkarlar. Kovan çevresinde uyum uçuşları yaparlar. 12-18 günlerde  balmumu üretir, petek örer ve kovan temizliğiyle ilgilenirler. 18-20 günlerinde kovan uçuş deliğinde ve uçuş tahtası üzerinde nöbet tutarak kovana yaklaşan her türlü tehlikelerden korurlar. 21 günlük olan işçi arılar artık bütün deneyimlerini kazanmış ve kovanına gıda taşıma yeteneğine ulaşmışlardır. Bu üç haftalık kovan içi hizmetlerinden sonra ömürlerinin geri kalan kısmında kovan dışında ve arazide çalışarak kovana nektar, polen, propolis ve su taşırlar. Kovan dışı bu görevleri yapan arılara "tarlacı arılar" denir.  
Buradan çıkan birinci sonuç işçi arılardaki görev ve sorumlulukların yaşa  göre programlanmış olmasıdır. Pratik anlamda ikinci ve önemli sonuç ise ana arı ve arı sütü üretiminde genç işçi arılara ihtiyaç duyulurken, bal ve polen üretiminde dış hizmet arısı olarak görev yapan daha yaşlı işçi arılara ihtiyaç duyulduğudur. Ancak kolonideki tüm işlerin eksiksiz yapılabilmesi için, hem kovan içi hizmetle görevli genç, hem de kovan dışı hizmetle görevli yaşlı işçi arılara ihtiyaç duyulması ve tam bir uyum içerisinde çalışmalarıdır.   
Arılar arasında mükemmel bir iş bölümü vardır.Bir işçi arının ömrü boyunca topladığı bal, bir çay kaşığının 1/12'si kadardır. Beş yüz gr bal için 900 arı bir gün çalışırken, bir arı 25 dakikada elli çiçek, 450 gr bal için de 17 bin işçi arı 10 milyon çiçek dolaşır. Bir arının bir defada kovana taşıdığı bal, bir toplu iğne başı büyüklüğündedir. Bir çay kaşığı bal toplamak için bir işçi arının midesini altmış defa doldurup boşaltması gerekir. Bir arının, midesini bir  defa balla doldurması için de bin in üzerinde çiçeğe konması gerekir. Koloninin gücüne ve mevsime bağlı olarak  işçi arı sayısı kış aylarında yaklaşık on binlere düşerken, ilkbahar ve yaz aylarında yüz bin adete kadar çıkabilir. Kolonilerin gücü, sahip oldukları işçi arı varlığı ile belirlenir. Başta bal olmak üzere diğer tüm arı ürünlerindeki verim ancak güçlü kolonilerle elde edilebilir.Çünkü polenin ve bal akışının günleri bellidir ve süresi de çok uzun değildir. Mevsimin verimli geçmesi için, bal mevsimine girmeden önce, koloni nüfusunun yeterli çoğunluğa ulaşması gerekiyor. Bu da arıların, ne kadar sistemli çalıştıklarını, bizim için balı ne kadar zahmetle topladıklarını  gösterir.
Balmumunu, çeneleri ile yoğuran arılar, bu hamurdan, birbirine bitişik altıgen gözlerden oluşan, sırt sırta vermiş iki yüzeyli, dikey petekler yaparlar. Sonuçta, ortaya olağanüstü sağlamlıkta bir yapı çıkar. Gözlerin duvarlarının kalınlığı, bir milimetrenin onda birinden az olsa da petek, kendi ağırlığından çok daha fazla larva, polen ve bal yükünü taşıyabilir. Petekler, kovanın tamamen ışıksız ortamında, birbirine paralel olarak arıların iki çıta arasında çalışabilecekleri, ana arının yumurtlayabileceği bir şekilde yapılandırırlar. 
Tozlaşmada da bal arılarının önemli bir yerleri vardır. Meyvelerin çiçek açtıkları bir zamanda, bir meyve ağacından, eşit miktarda çiçek ihtiva eden iki dal seçilir. Dalların bir tanesi, arıların konmasını engellemek için ince bir tül ile örtülür, diğeri serbest bırakılır. Arıların, çiçeklerine serbestçe konabildiği meyvenin dalında, 33 meyve yetiştiği halde, tül ile örtülü dalda, bir tek meyve bile yetişmediği görülmüştür.
Arı" anlamına gelen "Nahl" Suresi 16. suredir. Arının kromozom sayısı da 16'dır. Nahl Suresi 68-69.  ayetlerde arı ve baldan bahsedilir. Canlıların genetik şifreleri olan DNA'lar, kromozomlar üzerinde yer almaktadır. Örneğin dünyanın dört bir yanındaki arıların kromozom sayısı aynıdır. Genellikle hayvanların dişisinde ve erkeğinde eşit sayıda kromozom vardır. Fakat arının durumu kromozom sayısı bakımından farklıdır. Çünkü erkek arı 16 tek kromozoma, dişi arı 16 çift kromozoma sahiptir. 
İlahi vahye muhatap olan arıların haberleşme sistemleri de ilginçtir. Bal veya polen yatağını bulan arı, haber vermek üzere diğer arıların yanına döner. Raks ederek diğer arılara bulduğu ham madde kaynağının koordinatlarını bildirir. Arı verdiği bu mesajlarla, kaynağın hem doğrultusunu, hem de uzaklığını eksiksiz olarak diğer arılara iletir. Arıların kovanlarına dönerken yaptıkları hesaplar da çok ilginçtir. Balın ham maddesinin kaynağını sadece güneş'e göre tarif etmesi mümkün olan arı, kovana dönene kadar güneş her dört dakikada bir derece yer değiştirir. Arı güneş'in  yer değişimini, hem besini bulurken, hem de kovana en kestirme yönden dönmesi gerektiğini de hesaplar. arı bu hesabı da kusursuz yapmaktadır. 
Arının tüm bu hesaplarını, kovan içindeki uyumunu tesadüflere bağlamak mümkünmüdür? Düşünen ve akıl sahibi olan insanların söyleyeceği "Yaradan onları ne kadar mükemmel programlamış" demekten başka bir şey olabilirmi?