Bir nihavent faslı

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

"Nihâvend, Nevâ perdesinden âgâze ve Çargâh ve Nihâvend [Kürdî perdesi] ve Dügâh ve Rast perdesine hubût edüp, anda karar eder."  (Abdülbaki Nasır Dede)
Dünyanın kuruluşundan itibaren başlayan rüzgârın sesi, kuşların cıvıltısı, suların şırıltısı, kâinatta olan bütün mahlûkatın çıkardığı o lahuti ahenkten ibaret olan bir güzellik manzumesidir musiki. "En güzel, en ulvi duyguları bir ahenk haleti içinde duyuşumuza aksettiren, bizi zaman zaman neşelendiren, zaman zaman hüzünlendiren, hele yüce Rabbimizin "kalu bela" dediğimiz o âlem-i ervahta, ruhlara "elestü bi-rabbiküm" hitabıyla o tarifi imkânsız bir sadâ ile soruşundan, ruhların da âdeta mecnun bir hâl içinde, o güzel ahengi, o güzel sadâyı aramalarından ibaret olan bambaşka bir duygudur" diyor musiki için kıymetli bestekârlarımızdan Üstad Amir Ateş...
Tabiatın yapısında vardır müzik... Rüzgârı dinleyin, yağmuru dinleyin, denizdeki dalga seslerini dinleyin, kuşları dinleyin. Hepsi farklı bir şarkıyı terennüm eder. Bu terennüm herkesin kendi lisanındadır. Rüzgâr rüzgârca, kuşlar kuşça… İnsan ise bu sesleri gönlüyle duyar ve gönül telindeki titreyişinin nağmelerini şarkılarla, türkülerle ifade eder. Her duygunun ayrı bir ezgisi vardır onun gönül hanesinde... Gönülden gönüllere bir bahar meltemleri gibi esen musikinin bu esrarlı sesi bir çok insanı etkiler. Kimi çalar, kimi söyler, kimi de dinler...


Bendeniz de bir dinleyici olarak 20 Mayıs akşamı Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Çorum Şubesi bünyesinde faaliyet gösteren Türk Musikisi Topluluğunun konserini izlemek için Tiyatro Salonuna koştum. Henüz iki yaşında olan koromuz Şef Aliye Helvacı Hanımefendi yönetiminde hemşehrilerimize 'Nihavend Faslı' adıyla unutulmaz bir konser verdi.
Tiyatro salonumuz tıklım tıklım dolmuştu. Program sunucu Ahmet Bıçakçı'nın Soma'da yaşanan maden faciasında hayatını kaybeden işçilerimiz için bir dakikalık saygı duruşu yapılması için yaptığı anons ile başladı. Ardından Dernek Başkanımız Turhan Candan da bir açılış konuşması yaptı. Turhan Hoca konuşmasında derneğin faaliyetleri yanı sıra koronun çalışmaları hakkında kısa bilgiler verdi.


Koromuz 7 ay süren bir hazırlık döneminin ardından sahne alıyordu. Şüphesiz onlar bunun heyecanı içindeydiler. Bizler de aynı heyecanla onları izlemeye başladık. İlk bölümde Nihavent makamından eserler vardı. Birbirinden güzel şarkılar itina ile seçilmişti. Fasıl bölümünden sonra Osman Nihat Akın'ın "Bir İhtimal Daha Var" isimli şarkını okumak için sevgili dostum Adem Arslan  sahne alıyordu. İlk kez sahne alan dostum bu şarkıyı büyük bir ustalıkla icra etmişti. Ama ben ondan daha çok heyecanlanmıştım doğrusu.
Aliye Hocamız da yılarca dillerden düşmeyen bir Şekip Ayhan Özışık besetesi olan "Yine Hazan Mevsimi Geldi" isimli şarkıya ustalıkla ses olmuştu. 
Koronun medarı iftiharlarından ve benim de kendisiyle her zaman gurur duyduğum yeğenim diyebileceğim Gamze Apraş; Sadettin Kaynak'ın "Ne Dert Kalır Ne Hüzün" isimli eserini sanki yılların bir TRT sanatçısı edasıyla okudu. Zira Gamze kardeşimiz TRT tarafından Trabzon'da düzenlenen "Genç Sesler" yarışmasında ilk 10'a girmiş yetenekli bir sesti. Bu şarkı beni üniversite yıllarıma aldı götürdü. 1987 yılında sevgili üstadımız  Tevfik Soyata yönetimindeki Atatürk Üniversitesi korosunda geçtiğimiz bir eserdi bu şarkı. İlerleyen dakikalarda bir kaç kere daha sahne alarak koronun yükünü sırtlanan sevgili Gamze'ye teşekkür ediyorum...


Koronun yükünü omuzlayan bir ses daha vardı ki onu da tebrik etmemek elde değil. Yine bu korodan  çıkıp TRT Ankara Radyosu'nun Gençlik Korosu'na giren Buğra Yurtsever söylediği birbirinden güzel ve bir o kadar da zor şarkıları büyük bir ustalıkla icra ederek bizlere unutulmaz dakikalar yaşattı.
Diğer solistler Hikmet Şahinbaş Hocamız ve Dilek Bildik Hanım da gönül telimizi titreten seslerdendi. Ama bunların dışında bir küçük dev adam vardı ki Allah'ım nazarlardan saklasın... Suat Sayın gibi müziğimize adını kazımış koca bir devin unutulmaz eseri "Yollar Uzak Gelemedim" şarkısını ustalıkla seslendiren Mert Kabakulak'ı tebrik ediyor gözlerinden öpüyorum. Ona bu imkanı veren Aliye Hanımı da ayrıca tebrik ediyorum.
Aliye Hanımı ayrıca Çorumluların aslında çok az tanıdığı emektar bir müzisyen olan şair, bestekar Muammer Okutan Hocamızla bizleri buluşturduğu için de teşekkür ediyorum.
Muammer Okutan Hoca 24.01.1949 yılında Osmancıkta doğdu. Babası 1959-1960 yılları arasında Osmancık Belediye Başkanlığı yapan Mustafa Asım Bey, annesi Melahat Hanımdır.


Muammer Hoca, ilk ve ortaokulu Osmancık'ta bitirdi. Daha sonra İstanbul Ticaret Lisesinden mezun oldu. İstanbul'da başladığı Üniversite tahsilini Ankara Ticari ve İktisadi İlimler Akademisi'nde tamamladı. Ankara'da yüksek tahsilini tamamladıktan sonra bir süre Şekerbank'ta çalıştı. Babasının rahatsızlığı nedeniyle bankadaki görevinden istifa ederek Osmancık'a döndü ve bir süre babasının işlerini yürüttü. Halen ticaretle uğraşmaktadır. Hocamız evli ve bir kız, bir erkek iki çocuk babasıdır. Okutan'ın Endüstri Mühendisi olan oğlu Tarkan Okutan da iyi bir müzisyen olup ud, keman ve tanbur çalmaktadır. 


Musiki ile çocuk yaşlarda tanışan Okutan, Üniversite yıllarında musiki cemiyetlerine katılarak bu musiki bilgisini geliştirdi. Özellikle İstanbul'daki tahsil hayatı esnasında "İleri Türk Musikisi Konservatuarı Derneği"ne devam etti ve burada nazariyat bilgisini artırdı. Ayrıca merhum bestekâr ve müzikolog Ekrem Karadeniz ile tanıştı ve ondan ud ve nazariyat dersleri aldı. Ankara'da çalıştığı yıllarda Osmancıklı Udi Bestekâr Ali Dursun Yağlı ile musiki çalışmaları yaptı ve bilgisini daha da artırdı.


Osmancık'a döndükten sonra da musiki ile olan ilgisini kesmedi ve Osmancık Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurduğu koro ile hem birçok öğrenci yetiştirdi hem de birçok konserler vererek Osmancık'ın kültürel hayatına katkıda bulundu. Bu konserin gerçek kahramanlarından olan Gamze Apraş da Muammer Hocanın yetiştirdiği öğrencilerden birisidir.


Ud ve kanun çalan Okutan Hoca; Osmancık yöresinde söylenen ilahileri ve türküleri de notaya alarak onların unutulmamasını sağladı. Muammer Okutan'ın çeşitli makamlarda besteleri vardır. Geçen yıl yine bu koronun verdiği Hicaz Faslı Konserinde "Hayat Çekilmiyor Diye Geçilmez" isimli Muhayyerkürdi eseri icra edilmişti. Bu konserde ise Hocamızın "Gel Sevgilim" isimli Nihavent eseri seslendirildi. Hocamıza uzun ömürler diliyorum. Nice bestelerini inşallah dinleriz.
Evet güzel bir konser izledik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.