YASSAK!

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Aslında "Yasak" kelimesine bu toplum oldukça alışık!
Farklı düşünce ve ideolojiye sahip olsalar da insanların birçoğu hayatlarının farklı alanlarında yasaklara muhatap olmuşlardır.
Özellikle kamusal alanı dizayn etmek adına Türkiye'de sürekli yasaklar konulmuş ve bir çok insan hayatı kararmış, mağdur olmuş ve bedeller ödemiştir.
Son günlerde ise "Twitter" yasağı veya engellemesi gündemde!
Çok ses getiren bu engelleme ve tartışılmaya devam ediliyor.
Öyle ya koca dünyaya rezil olduk!
Tüm dünya gülerek ve alay ederek bu yasağı muhatap olmuş halkla dalga geçiyor!
Çin, Kuzey Kore ve İran gibi baskı rejimlere sahip ülkelerden ne farkımız kaldı?
Hangi çağda yaşıyor Allah aşkına, sosyal medya olmadan hayatın ne anlamı var!
Twittersiz bir dünya mümkün mü?
Kemalistler, Solcular, Ulusalcılar ve Liberaller artık sosyal medya ile yeni bir muhalefet kültürü oluşturulmaya çalışıyorlar.
Sosyal medyayı savunmak bu anlamda demokrasiyi ve özgürlükleri savunmakla özdeşleşti.
Sosyal medya sanki tüm halkın tercihlerini ve iradesi yansıtan en önemli araç gibi gösterilmeye çalışılmakta!
Oysa Twitter yasağı üzerinden özgürlük tellallığı yapan yerel ve uluslar arası kesimlerin aynı hassasiyeti tüm yasaklara ve dayatmalara karşı gösterdiğini görmedik!
Onlarca yıldır gerek Türkiye'de, gerekse diğer İslam coğrafyasın da askeri veya bürokratik vesayetin altında hayatları kararan halkın sesine kulak verdiler mi?
Başörtüsü yasağı ile okulların önünde gencecik kızlar ve hastane kapısından geri dönen hanımlar gözyaşı dökerken Twitter savunucuları neredeydiler?
28 Şubat ve 27 Nisan e-muhtırasında toplum iradesine müdahale edilirken, derneklere, vakıflara el konulurken, siyasi partiler kapatılırken aynı kesim dik mi durmuştu ve yoksa selam mı çakmışlardı?
Her sabah okul önlerinde and dayatmasına maruz kalan çocukların bu zulümden kurtulmaları için bir girişimde bulundular mı?
Ve faşist bir uygulama olarak yıllarca askeri komutlarla hizaya çekilerek ve yürütülerek törenler düzenlenirken, dünya gözünde ne kadar komik bir duruma düşüldüğü hiç sorgulandı mı?
Ulus devletin baskıları altında İslami söylem ve değerlere düşmanlık yapılırken, farklı dillere yasaklar konulurken aynı duyarlılık gösterildi mi?
Darbeye darbe diyemeyen AB ile Batının, Mısır ve Suriye özelinde tüm Orta Doğuda ve dünyanın birçok yerinde yaşanan hukuksuzluklara karşı duruşları onların ne kadar samimiyetsiz olduklarını göstermiştir.
Mısır'da darbe yönetiminin 529 İhvan üyesine 20 dakika gibi kısa bir sürede idam cezası veren hukuk katliamına tepki vermeyen adalet anlayışının ne anlamı olabilir?
Ve aynı zamanda Esed'e ve katliamlarına destek veren, Alevilik üzerinde mezhepçilik fitilini ateşlemeye çalışan Kemalist, Sol, Ulusalcı ve Liberallerin kendi çıkarlarına hizmet etmediği sürece ne kadar özgürlükçü olduklarını da gördük.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün!
Bu anlamda özgürlük ve adalet herkese lazım!
Sosyal medyanın tamamen kapatılması ve yasaklanmasını tasvip etmek mümkün değil!
Ancak; toplum değerlerini aşağılayan, kişilik haklarına saldıran, insanları ahlaki ve kültürel yozlaşmaya yitecek yayınların engellenmesini özgürlük kısıtlaması olarak görmek doğru olmaz!