Eli Öpülesiler; Anne, Baba, Öğretmen -1-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle Beştepe'de kendisini ziyaret eden çocuklara Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan şöyle seslendi:
"Her zaman söylüyorum, üç kişinin elini öpeceksiniz, baba, anne ve öğretmen. Başka kimsenin elini öpmeyeceksiniz. Ellerini, ayaklarını uzatanlar çıkar, bunları hep gördük ülkede. Onlar geride kaldı." (23-24 Nisan 2017/ İnternet siteleri-Gazeteler)
Eğitim-öğretim sezonundayız. Okullar harıl harıl..
Bu yazımızda "Öğretmen" üzerinde duracağız.
Eli öpülecekler arasında yer almak ve bunu hak etmek bir öğretmen için büyük onurdur ve gurur vericidir.
Ay itibarıyla Kutlu Doğumu’nu kutladığımız Hz. Muhammed (sav); "Ben bir muallim olarak gönderildim" diyerek öğretmenlik mesleğinin şerefini ortaya koyar.
Her öğretmen eli öpülesi bir insandır elbette. Büyük İskender'in, "Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti" demesi boşuna değildir.
Anne, baba ve öğretmen malumunuz geleceğin mimarlarını yetiştiriyorlar. Öğrenciyi gözlemlediğinizde onun anne-baba ve öğretmeni hakkında çok fazla kanaat sahibi olabilirsiniz.
Özellikle öğretmen öğrencisinin kişiliğine yön verebilir. Bazen arkadaş olur kalbi öğrencisi için atar, anne-baba olur bağrına basar, ağabey/abla olur derdine ortak olur. Salt vatandaş olur toplumu düzeltmeye çalışır, gördüğü olumsuzluklara müdahale eder.
Öğretmenlik bir yaşam biçimidir, yürümesi, konuşması, davranışları, öğretmen gibi olmak durumundadır.
***
Günümüzde öğretmen olmanın bilgiye tez ulaşma ve rahat aktarabilme avantajlarının yanında dezavantajları yani zorlukları da vardır.
Hangi meslek "Armut piş, ağzıma düş"tür.
Öğretmenlik de öyle, zorluklar görev alma aşamasında başlar.
Lise, üniversite ve KPSS'nin ardından genç öğretmen adayı olunmuştur.
Genç, atama bekleyen binlerce öğretmen içerisinde, bir gün acaba bende görev alabilecek miyim hayalini kurar.
Hayal gerçek olur, bu sefer zorunlu hizmetini tamamlayacağı günü şafak sayar gibi sayıp, memleketine bir an önce dönmek için can atar.
Akdeniz'de pamuk, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, İç'de ekin tarlasından, Doğu ve Güney'de sürü peşinden, Marmara'da sanayi/iş yeri/tamirci dükkânından okula gelmiş çocuğun, güneşte kavrulmuş, iş yerinde zedelenmiş, esmerleşmiş yaralı ellerinde, bilgi ve beceri ışığı parlayan yüzlerinde, geleceğe umutsuzca bakan gözlerindeki ışığa odaklanma ve bir çoğunun hayali olabilme derdindedir. 
"Biz ne isterse yapıyoruz, her şeyi alıyoruz. Niye böyle oldu bu çocuk bilemiyorum?"diyen velinin kahrına göğüs gerer.
Artık velinin "Eti senin kemiği benim" sözüne öğretmenin karnı toktur.
"Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş" kabilinden veliler BİMER'e şikayet yağdırırlar. Bazen idare ve öğretmen görevini yapamaz hale gelir.
Elinden geldiği kadar yine de öğretmen:
Çaresizliklere, çare olur ya da bulur.
Sadece ilim vermekle kalmaz, hayatın içine sokar onları.
Mazeret üretmenin peşinde değil, çözümün ve ne olursa olsun işlerinin peşindedir.
Öğretmen odalarında, ev sohbetlerinde, STK toplantılarında gündem eğitim-öğretim ve öğrencidir.
Kişisel ihtiyaçlarının; ev, araba, çoluk-çocuğunun öğrenim masraflarının da gündeme gelmesi pek tabiidir. Özlük haklarını düşünecektir.
Bu günün öğretmeni olmak düne göre gerçekten çok zor ve öğrencinin telinden çalmak, elinden tutmak, onunla aynı frekansı paylaşmak er kişi harcı.
Hele de bir o frekans yakalanırsa ve bundaki samimiyeti öğrenci hissederse iş bitmiştir. Öğretmen derslere girmeyi, öğrenci öğretmenin ders saatini iple çeker.
Hangi öğretmen okula gelirken ayakları geri geri gider. Öyle olan arkadaşımız lütfen kendini yormasın. Hem kendine hem de muhatap kitlesine (ailesi-okul idaresi-öğrencilere) eziyet etmiş/zulmetmiş olur.
Biz öğretmenler için her yeni gün, öğrencilerimizle beraber yepyeni bir yolun başlamasıdır diyebiliriz. Her bir öğrencimiz özeldir. Hep sorun getirmeyen, ödevini/görevini yapan, çalışkan öğrencileri sever ve onlara ders anlatmak isteriz.
Haylaz, sorun getiren, tembel öğrencilerle meşgul olmak istemeyiz.
Oysa esas bunlar hayatın tuzu, biberi, sas elinden tutulması gerekenler. Bu tip öğrenciler olmazsa diğerlerinin kalitesini nasıl ölçeceğiz hiç düşündük mü? Bu tip öğrenciler, neden istenmeyen davranışları sergilerler; üzerlerine eğildik mi?
Özeleştiri yapmasını da biliriz.
Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
Vesselam..
(Devam edecek)