Tepki Fiile mi, Faile mi Olmalı -1-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Sopayla kilime vuran, kilimi dövmez, tozlarını silker! (Mevlana)
Olumsuz davranışlar, yapana(fail) ve etrafındakilere hep sıkıntı verir. Failin kendini ve etrafındakileri rahatsız eden bu fiilleri birileri tarafından imha ve ıslah edilmesi gerekir.
O "birileri", eğitimcilerdir.
Eğitimciler kavramının içerisini öğretmenler ve ebeveyn olarak dolduruyoruz.  Bu kavram içerisinde başkaları da yer alabilir.
Evvel emirde olumsuzluk davranışlar karşısında iki taraftan bahsetmek lazım.
Kendilerinden olumsuzluk sadır olanlar ile bu olumsuzlukları gidermekle görevli olduğunu düşünenler/olumsuzlukları düzeltme derdinde olanlar
Sınıflamaya devam edersek birinci tarafı yani kendisinden olumsuzluk sadır olanları kendisi ve olumsuzluk olmak üzere iki kısma ayırabiliriz.
Burada algılar işin içine giriyor.
Bir davranışın olumsuz/beğenilmezliği kime göre olacaktır? Mesela çalmanın beğenilmezliği/suç oluşu hırsıza mı, karşı tarafa mı göredir? Çalmayı yer değiştirme olarak görüyor ve bunu meslek edinmişse bir kişi, onu bundan nasıl uzaklaştırabilirsiniz?..
Önce çalmanın olumsuz sonuçlarının gösterilmesi ve buna ikna edilmesi lazım.
Değil mi?
Bu çok zor bir süreç.
Deyim yerindeyse hırsızlığın basit düzeyinden örnek vermeye devam edersek; buna basit ya da hırsızlık denebilir mi bilmem..
Öğrenci kopya çekiyor, diğeri de çektiriyor.
Bu yaptığınız haksız kazanç, çalışmadan elde etme değil mi denildiğinde bazen çekenden önce çektiren karşılık veriyor: "yardımlaşıyoruz."  "Ama sen çalıştın, o çalışmadı; senin emeğine yazık değil mi?" itirazına sadece "olsun" cevabı geliyor.
Kişi ilk önce beğenilmeyen davranışını kabul edecek ki onu imha etsin. Dolaysıyla imha ikna ile mümkün olabiliyor.
Keza derslerine az çalışan bir öğrenci önce bunun tembellik olduğunu bilecek. Tembellik kabul edildikten sonra ondan kurtulma yollarını bulmak kolay.
Aksi takdirde "hem kel hem fodul" durumları ortaya çıkıyor.
Hz. Peygamber (s.a.v), Mekke döneminde müşriklerle, Medine döneminde de münafıklarla çok mücadele etti. Onlarda ki şirk ve nifakı imha etmeye çalıştı.
Bu haftaki yazımızı Efendimiz'in bu noktada serdettiği şu tasvirli sözüyle bitirelim:
"Benim ve sizin durumunuz; ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve kelebekler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz."(Müslim, Fezâil 19; Rikâk 26)   (Devam Edecek)