Eli Öpülesiler; Anne, Baba, Öğretmen -3-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Bir önceki yazılarımızda "öğretmen ve anne" üzerinde durmuştuk.
Belki malumun ilamını yaptık.
Malumun tekrarı abes değildir, bilmeyene bilgi, diğerlerine hatırlatmadır.
Bu hafta yazımız "baba" konulu olacak.
Anneler günü, öğretmenler günü gibi babalar günü de vardır.
Modern dünya kültürümüzde eli öpülesileri adlarına günler ihdas ederek yılda bir gün hatırlama lütfunda bulunuyorlar.
Evet "baba", öğretmen ve anne kadar insanlara nedense cazip gelmez ve albenisi yoktur. Her şeyi en son babalar duyar.
Ama baba, evin direğidir.
Baba, otoriteyi temsil eder.
Baba çınar ağacı gibidir. Meyvesi olmasa bile onun gölgesi yeter..
**
İlk eğitim-öğretimin verildiği ailede anne ilk öğretmen, baba ise aile okulunun müdürüdür. Şöyle ya da böyle son noktayı baba koymak zorundadır.
Ailelerde en temel sorun anne ve babanın çocuk üzerindeki tesirinin ayarı meselesidir.
Babalar çocukla genellikle dıştan/dolaylı ilgi kurarlar ve konuşmalarına da bu şekilde yansır. 
Veli toplantılarına hep anneler katılır. Babaya bir şekilde ulaşan öğretmene cevap hazırdır/klasiktir:
"Hocam, benim vaktim yok, bizim çocuğun dersleri ile annesi ilgileniyor, onunla görüşseniz daha faydalı olur!". 
Eşler arası diyalog da benzerdir çocukla ilgili:
"Hanım, çocuğa söyle, eve geç gelmesin!", "Çok para harcıyor, konuş çocukla!". 
Bunun normal bir karşılığı olarak da çocuk annesine;
"Anne! Babama söylesene, harçlığımı artırsın."  "Akşam arkadaşlarda kalacağım. Babamdan izin alır mısın?" der. 
Anne; "bak, evladım baban duymasın, ikimize de kızar, arada kalıyorum…" gibi cümlelerle karşılık verir..
Bu tarz konuşmalar baba-evlat arasındaki iletişimi anneye yüklemektedir. 
Anne iki arada bir derede kalmamalı.
Ebeveyn arasında tezat olmamalı; birinin ak dediğine diğeri kara dememeli ve görev paylaşımı yapmalılar.
Bizim kültürümüzde otoriteye itaat önemlidir.
Herkesin başına buyruk bir hayat sürdürmesi mümkün mü?
Mümkünü savunanların aileleri perişan.  Ailede kaos hakim.
Babanın iş, ilgisizlik, boşanma gibi nedenlerle otoritesinin bulunmadığı ailelerde çocuklar genellikle başıboş yetişiyor. Zira yaşları ilerlemiş/ergenlik çağına ulaşmış evlada annelerin güçleri yetmiyor.
İş başa düşünce çocuklarına hem annelik, hem babalık yapan anneler de var, babalar da.  Bu istisnai bir durum.
Evladı sebebiyle âbâd olanlar da var berbâd olanlar da. Ya cenneti ya da cehennemi olabiliyor.
Rivayet o ki birisi: "Ya Resülullah! Anne-babanın evladı üzerinde ne hakkı vardır?" diye sorunca Resul-i Ekrem (s.a.v): 
"Onlar senin ya cennetin, ya cehennemindir. (Onlara iyilik yapar ve iyilik yollarını gösterirsen cennete, kötülük yapar ya da yollarını gösterirsen cehenneme gidersin.) buyurdu."(Et-Terğib-u Vet-Terhib, C.3, S.316)
Madalyonun öbür tarafında evladın anne-babasına karşı tutum ve davranışları asıl mevzu. Çünkü "ne ekersen onu biçersin" sözkonusu.
"Bir baba yüz evlada bakar da, yüz evlat bir babaya bakamaz"  denilir. 
Ana-babanın duası da bedduası yerini bulur.  Onların hayır dualarını almaya gayret edilmeli, beddualarından da sakınılmalıdır. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Makbul olduğunda şüphe bulunmayan üç dua vardır:
"Babanın çocuğuna duası; misafirin duası; mazlumun duası." (Ebû Dâvûd, Vitr 29/1536; Tirmizî, Birr 7/1905)
"Babanın oğluna duası, peygamberin ümmetine duası gibidir." (Süyûtî, II, 12/4199)
Eli öpülesiler yokluklarında değerleri anlaşılan en büyük varlıklarımızdandır.
Anne, baba, öğretmen.
Ne olur varlarken kıymetlerini bilelim..
Ellerini öpelim.
Vesselam...