İyi ki...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ne yazık ki insan, isyan ve nisyan ile maluldür.
Hata yapmaya ve kusur işlemeye müsait olarak yaratılmışız. Söz ve fiillerimiz sadır oldukları yerin hakkını verebilirler de veremezler de. Verirlerse ne, veremezlerse iş işten geçmiş olur.
"İş işten geçmiş"in bazen bir dakika, bazen bir saat, bazen bir gün, bazen bir ay, bazen de bir yıl sonrası "keşke"ler başlar.
Söylenmesi gerekip de söylenmeyen ya da söylenmemesi gereken yerde söylenen nice sözler vardır.
Keza yapılması gerektiği halde yapılmayan ya da yapılmaması gereken yerde yapılan nice fiiller..
Var mıdır?
Vardır.
Hiç düşündünüz mü? Bir şeyi söyleyip keşke söylemeseydim demek mi yoksa bir şeyi söylemeyip keşke söyleyebilseydim demek mi? Hangisi daha çok acı verir insana?
Geriye dönüp baktığımızda o kadar çok "keşke"li söz ve eylemimiz vardır ki hangi birine hayıflanalım, içimizi çekelim, "…seydim, saydım"lı cümleler kuralım.
Görünen o ki, hayatı "keşkesiz" olarak yaşamak elimizde değil. Ama doğru ve zamanında kararlar vererek "keşkeler"i azaltmak elimizde.
Hayat bitiyor ama "keşke"ler bitmiyor. Ne yapılırsa yapılsın en başa dönülemiyor. Geldiğimiz kavşak noktasında "keşke"leri kabullenerek yola devam etmekten başka c?re yok. İstikamet tek yön. Yalpalamak nafile.
Okuduğunuz satırların yazarı, dünyaya gelme ve dünyalı olmada, mensubiyeti olduğu dini, ailesi, mesleği ve milletine hizmette ne hayaller kuruyordu, ne umdu, ne buldu? Uzun zamandır kendini sorgular. "Keşke"siz hayatı olsun isterdi. Ama olmadı. Elliyi aşan altmışa koşan mevcut yaşı itibarıyla "keşkeler"in artık peşini bıraktı. Çünkü keşke hep yarım kalmış, bitmemiş/tamamlanmamış arzular demek.
Bir de tamamlanmamış cümleler.
Keşke… der, sonuna üç nokta konulur.
O üç nokta, ah, neler, nelerdir.
"Keşke"yi mukabili ile kıyaslamaya ve savunmaya geçmeden önce Özdemir Asaf'ın "Keşke sen ben olsan" şiirinden iki satır: 
Keşke sen ben oIsan; seni sevmenin ne kadar zor oIduğunu anIasan.
Keşke ben sen oIsam; bu kadar seviImenin tadını çıkarsam.
**
"Keşke"nin mukabili/karşıtı "iyi ki"
"Keşke" olmasaydın yerine "iyi ki" varsın.
Birisi "geçmişi" diğeri "şimdi"yi çağrıştırır.
"Keşke" maziyi "iyi ki" ?nı anlatır.
"İyi ki", "keşke" gibi belirsiz bırakmaz fiilleri, akıl hep olmayan senaryoda takılı kalmaz, bakışları geriye döndürmez.
"İyi ki", insana iyi gelir, hayatın devamını sağlar, bandı geri sardırmaz, hikayeyi ileri doğru okutur, keyiflendirir, bardağın dolu tarafına baktırır, "iyi ki" ile cümleye başlayınca mutlu sonla biter.
İyi ki hayattayım
İyi ki sağlığım yerinde
İyi ki namazımı vaktinde kılmışım
İyi ki iyilik yapmışım
İyi ki hayırlı dostlarla tanışmışım
İyi ki bu güzellikleri yaşamışım
İyi ki kara günler bitmiş
İyi ki …
Hasıl-ı kelam:
"İyi ki"lerle "keşke"leri terazinin iki kefesine koysak ve tartsak.
Hangisi ağır basacak.
Ya da her ikisini de toplasak.
Hangisi daha çok.
Her iki işlemde de kâr ve zarar ortaya çıkacak.
Telafiye ihtiyaç varsa da elimizi çabuk tutmak da yarar var.
Zira sevdiklerimizin ne zaman, nerede elimizden kayıp gidecekleri belli değil.
Eşlerimiz, çocuklarımız, hısım/akrabalarımız, dostlarımız-arkadaşlarımız, komşularımız için söz ve eylemlerimizde "iyi ki"ler mi yoksa "keşke"ler mi ağır basıyor.
Birkaç gün önce, evladını kaybeden bir dostumuza taziyeye gitmiştik. "Kızıma karşı "keşke…" dediğim hiçbir şey yok. Şimdi arkasından "iyi ki…" diyorum" şeklinde konuştu.
Ne mutlu ona!