Fotoğraflara Bakarken

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

 
Çorum'da bir fotoğraf sergisi daha açılacağını öğrenince sevindim. Üç arkadaş; Gökhan Yürürer, Semih Çelik ve Levent Öztekin çektikleri fotoğrafları "Trio Yollarda" adıyla, Çorum Belediyesi Sanat  Müzesi ve Galerisi'nde Çorumlu sanatseverlere sunacaklardı  01.Şubat 2017 Çarşamba günü. Serginin açılacağını medyadan öğrendiğimde, sergiye verilen isim dikkatimi çekti. Biri yabancı, biri Türkçe iki kelime isim olarak tercih edilmiş. "Trio", üç-üçlü  anlamında. "Yollarda" kelimesi bir fotoğraf etkinliği- sergisi bağlamında kullanıldığında çok anlamlılık özelliği kazanıyor haliyle: Mesafe, süreç, farklı mekanlar, hareketlilik, uğraş, paylaşım, hedef..
*
Sergiye açıldığı gün, öğle saatlerinde gittim. Güneşli ve oldukça soğuk bir gündü. Galeri'ye gelirken,  birikimim olmadığı halde,  amatör bir fotoğrafçı dikkatiyle çevreye bakmaya çalıştım. Elimde nitelikli bir makina olsa, özellikle nelerin fotoğrafını çekerdim diye düşündüm. Kararsız kaldım. Çünkü, o kadar çok şey var ki fotoğraflanabilecek; insan, eşya, araçlar, binalar, her haliyle şehir, hayvanlar.. Temasına göre, estetiğine göre, ihtiyaca göre, beğeniye göre, yaşam biçimine, zihniyete göre, gayeye göre öncelenebilecek varlıklar, nesneler, ortamlar… Ben bu dikkatle yürürken, elinde son model cep telefonuyla resim alan bir çok insana rastladım. Belki, istemeden bazılarının şip şak çekiverdiği fotoğraf karelerine bile girmiş olabilirim. Çağımız,  fotoçağ! Bu kesin. Artık, cepten çıkıveren, hatta elden düşmeyen, avuçta gezdirilen  her telefon bir çok albümü içinde saklıyor..
Sergi salonuna  bu düşüncelerle vardım. Doğrusu, salonun düzenliliği, temizliği, sükuneti dikkatimi çekiyor  her uğrayışımda. Fotoğraflara bakarken, serginin ismindeki "yollarda" kelimesinin çağrıştırdığı anlamları birer tema olarak her eserle eşleştirme isteğindeydim neredeyse. 
Bir köşeye çekilip gözümün ulaşabildiği fotoğraflara baktım. Konularına, kompozisyonlarına, bakış açılarına göre gruplardırma çalıştım zihnimde. Çekimlenerek bize sunulan, somutlanmış, çerçevelenmiş an'ın, durumun  her görüntüsünü bir kitabın sayfalarına benzerek anlamaya çalıştım. Evet, bir bakıma  her sergi bir kitap gibi görülebilir, okunabilir bir bir. Eserler insanın yaşamından bazı kesitleri  tercih edilen fotoğraf gerçekliği bağlamında seyircisine aktarıyor. Altmış üç fotoğrafı, sergide oluşan kompozisyon  çerçevesinde anlamlı bir tematik bütünlük olarak görmek, hayatın çeşitliliği, renkliliği ve sürekliliği açılarından mümkün. Genel olarak baktığımızda yalnızlığın, çevre duyarlılığının, yaşama sevincinin, doğayla bütünleşmenin tematik noktada öne çıktığını görüyoruz.
*
Sergi beni düşündürdü hem salondayken, hem de oradan ayrılınca.
Mesela, reklamcılık ile fotoğrafçılık  arasındaki ilişki de aklıma geldi bir an.
Sanat niyetiyle yapılan her etkinlik çağımız insanı için gereklidir. Bu çalışmalarla kültür - sanatın estetik ve felsefi yönleriyle insanın gelişimine katkılar veren zeminler hazırlanabilir. İnsan, o etkinliklerle düşünmeye, anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya, iletişim alanlarını genişleterek çoğaltmaya hoş bir üslupla davet edilir. Fotoğraf sanatı niteliği gereği insanı, hayatın ve doğanın gerçekleriyle yüzyüze getirir. Onlar aynı zamanda belgesel özellik taşır. Evrensel bir dili de vardır fotoğrafların. Kişiyi uyarır, iç dünyasını zenginleştir. Edebiyattan müziğe, resimden sinemaya, tiyatroya bir çok sanat dalıyla ilişkili olan fotoğrafçılık, günümüzde medyatik imkanlar ve sunumlar bağlamında çok yoğun olarak insanlığın önündedir, ekranındadır, avucunun içindedir. Fotoğraflarla konuşmak, iletişim kurmak sanırım artık bir modern yaşam biçimlerindendir.
Sergiden güzel izlenimlerle ayrıldım. Serginin,11.Şubat 2017 tarihine değin açık kalacağını da belirtelim.