"Leyleğim Vakvak"

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Öğretmenliğe Kırklareli Lisesi'nde başlamıştım. Öğretmen, öğrenci, veli çevresinin dışında şehirdeki bazı esnafla da dostluk ilişkilerim gayet iyi idi.
Manav Halil Leylak vardı. Samimi insandı. İyi bir milliyetçiydi. Zaman zaman evinde çay içer, sohbet ederdik. Evinin karşısında Sedat Simavi'nin ve diğer Musevilerin de evleri vardı. Onlarla ve komşuluk ilişkileriyle ilgili pek çok anıları vardı.
Halil Ağabey'le bir gün bir çay bahçesinde otururken yanımızdan meczup görünümlü bir delikanlı geçti. Hoca, bunu tanıyor musun, diye sordu. Ben de ilk defa gördüğümü söyledim. Bunun üzerine bu şahsın hikayesini anlatmaya başladı:
"Bu delikanlı, on iki yaşlarındayken evlerinin üzerindeki leylek yuvasına çıkmış, leyleğin altındaki yumurtaları alıp yerine ördek yumurtaları koymuş. Leylek, yumurtaların üzerinde oturmaya devam etmiş. Kuluçka süresi bitince yumurtadan yavrular çıkmaya başlamış. Ancak leylek, çıkan yavrulara bakıp bakıp acayip sesler çıkarıyormuş. Yumurtaları değiştiren çocuk da çatıdan bunları izliyormuş. Leyleğin lakırtıları üzerine önce erkek leylek gelmiş, yavrulara bakmış, anne leylekle çekişir gibi sesler çıkartmışlar. Bu gürültü üzerine çevredeki leylek yuvalarından yedi sekiz tane daha leylek gelmiş. Yavruları incelmişler, koro halinde adeta isyan etmişler. Bir leylekten nasıl olur da ördek yavrusu dünyaya gelir diye itiraz edercesine laklaklarını sürdürmüşler."
“Sonra kendilerine benzemeyen yavruları yuvadan atmışlar. Ardından da suçlu buldukları anne leyleği gagalarıyla vura vura linç etmişler. Bu olaydan sonra tek kalan erkek leylek de yuvayı terk etmiş.
"Bu korkunç manzarayı uzaktan izleyen çocuk, olaydan çok etkilenip şoka girmiş. Günlerce yeyip içmemiş, uyuyamamış. Gözünü yumduğu zaman kabuslar görmüş. Deli divane olmuş. "Leyleğim vakvak, ördeğim laklak" diyerek sokaklarda dolaşmaya başlamış. Annesi-babası, oğullarını tedavi ettirmek için pek çok doktora başvurmuşlar. Bakırköy Akıl Hastanesi’nde uzun yıllar tedavi uygulamışlar ama nafile. Görüyorsun; şu anda yine deli gibi geziyor ama kimseye zararı dokunmuyor."
Halil Leylak bunu anlatalı yaklaşık yarım asır geçti ama belleğimde aynı tazeliğini koruyor.
Hayvan haklarını sadece kedi-köpek sevgisine dayandıranlara belki farklı bir bakış açısı verir düşüncesiyle bu anımı okuyucularımın dikkatine sunuyorum.