Yalanlar Üstüne (Sabotaj dünyası)

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Amerikan yapımı Body of Lies (Yalanlar Üstüne) adlı bir film var. Bu filmde hedef ülkelerde nasıl sabotajlar yapıldığı, toplumun nasıl algı operasyonuna tabi tutulduğu, kendileri ABD’de kahvelerini içerken uydu ile ülkeleri nasıl noktasal olarak izleyip takip ettiklerini, bilgisayar programlarına girerek, sibernetik olarak neler yaptıklarını anlatmaktadır. 
ABD özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası, haritada cetvelle çizilen ülkelerin gündemlerini, halklarını ve yönetimlerini tayin etme noktasında büyük cüretkârlıklar sergilemiş,  kendisinin bu belirleyici rolünü de milyar dolarları bulan film ve propaganda endüstrisi ile bütün dünyaya pazarlamıştır.
Bu Amerikan projeleri günümüzde aynen uygulanmaktadır. Özellikle İslam ülkelerinde, sömürmek istedikleri ülkelerde, emperyalist devletler sabotaj ve darbe yapıyorlar. İslam âlemi üzerine kara bulut gibi çöküp sömürüp, kullanıp, şantaj yapıp, darbe yapıyorlar. Bu şekilde iş başına gelen Mısır'daki Sisi’nin baş dostu Amerika ve İngiltere olmuştur.
Bir dönem Türkiye'de büyükelçilik yapan Edelman, Türk-Amerikan ilişkilerinin ele alındığı bir konferansta (http://www.ahaber.com.tr/analiz/2016/12/21/teror-baronlarinin-ic-savas-oyunu) "Türkiye'nin bir iç savaşın eşiğine doğru ilerlediğini, bunun Türkiye ve bölge için çok tehlikeli olduğunu" söylüyor. Aynı isim bir yıl önce de New York Times gazetesinde kaleme aldığı yazıda; Türkiye'nin terörle mücadelesini bir iç savaşla kıyaslamıştır. Bu açıklamaların tercümesi "İç savaş çıkartacağız" demektir.
"Türkiye iç savaşa sürükleniyor" manşetlerini  attıran İngiltere'nin en büyük partisi, İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn, bölücü terör örgütü PKK destek için "Kürdistan'da barış" kampanya grubunda yer almaktadır.
Amerikalılar ve İngilizler bunları yaparken Almanlar boş durur mu? Onlar da diğerleri gibi yine medya üzerinden, Türkiye'ye mesaj vermeye çalışıyor. Bu kez PKK'nın Avrupa'daki en büyük destekçilerinden, Almanya'nın önde gelen medya grubundan Deutsche Welle, son terör saldırılarını bahane ederek internet sitesinde "Suriye savaşının yeni cephesi Türkiye" ve "Suriye iç savaşı Türkiye'ye sıçradı" başlıklarıyla haber yapıyor.
İstanbul Beşiktaş'ta ve Kayseri'de patlatılan bombalar, NATO envanterinde bulunan askeri bombalar, Suriye'de Amerika'nın desteklediği YPG ve PKK' ya teslim edilen bombalardır. Talimatla Türkiye'ye gönderilen askeri bombalar, PKK militanlarınca patlatılarak, güvenlik güçlerimiz ve onlarca insanımız şehit edilmiştir. Buna benzer suikastlar ülkemizde çok kere yapılmış, aynı oyun oynanmıştır. Sonra da sözde müttefiklerimiz, olaylar nedeni ile üzüntülerini dile getirirler. Ülkemizde darbeleri tanzim eder, mezhep ayrılıklarını körükler, etnik ayrılıkları hiç durmadan tahrik ederler.
Sözde müttefikimiz olan Amerika, 1974 yılında Kıbrıs'a çıkartma yapıldıktan sonra ülkemize ambargo uygulamıştır. Konulan ambargo, Yunanistan'ın NAYO' ya geri dönmesini Türkiye'nin engellemesi sürecine kadar sürdü. Bizim engellemeyi bırakmamızın karşılığı olarak, Amerika ambargoyu kaldırdı.
Çoğu kez Amerika, ülkemizin ABD’den silah ithalatı talebini reddetmiştir. Yakınlarda F-16’larda kullanılan akıllı bombaları vermeyi kabul etmemiş, Amerika'ya giden Aselsan'ın araştırmacıları, ne hikmetse intihar etmişler. 
Diyarbakır'dan havalanan 'Bordo berelilerin CASA CN235 tipi askeri nakliye uçağı, kalkıştan 25 dakika sonra sözde "Kumanda arızası" sonucu Malatya'da düştü. 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 3 üsteğmen, 16 astsubay, 1 uzman çavuş, 10 er şehit oldu.  Gerçek şu ki uçağın düşüş nedeni anlaşılamadı.   
Kayseri'de 50'den fazla gömülü savaş uçağı tespit edildi. Focke-Wulf FW-190 tipi uçakların, ABD'nin dayatması ile ortadan kaldırıldığı, 70 yıldır da kamuoyundan saklandığı belirtiliyor.
Son günlerde ise ABD'nin, üzerinde uzun yıllar çalıştığı gizli silahı HAARP gün yüzüne çıktı.
Öncelikle bu yeni gizli silahı kısaca tanıyalım. ABD hükümeti, yaklaşık yarım asırdır iklime müdahaleyle ilgili deneyler yürütmektedir. Su kaynaklarının azalması ve iklim değişikliğinin ciddi bir tehlike haline gelmesiyle birlikte, özellikle silah sanayisindeki şirketler de bu alana yatırım yapmaya başlamıştır. Son araştırma programlarından biri olan HAARP, hava da iyonosfer tabakasına yapılan müdahalelerle geniş alanlarda sel, kuraklık, fırtına ve deprem gibi doğa olaylarını tetikleyen bir teknoloji üzerinde çalışmaktadır. Program, askeri gizlilik gerekçeleriyle kamuoyundan gizli tutulmaya çalışılsa da, bir yandan da bu proje dünyaya pazarlanmaktadır. Çalışmaların devam etmesi ile birlikte, böyle bir programın ABD hükümetinin elinde yeni bir kitle imha silahına dönüşebileceği aşikârdır.
Ankara'dan Diyarbakır'a 17 Şubat 1993 tarihinde giden uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybeden eski Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis'in ölümü hala sırrını koruyor. Resmi açıklamalarda buzlanma sonucu meydana gelen bir kaza olduğu açıklanmış, ancak bu açıklama kimseyi tatmin etmemişti..
Yıllar sonra bu konuda açıklamalar geldi. Şöyle ki: ''Uçak, motorlardaki buzlanma sonucu düşmemiştir. Pilotlar kusurlu değildir. Motorlarda ve uçakta yapım hatası yoktur. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in uçağı, motora yapılan sabotaj sonucu düşürülmüştür''. Eşref Bitlis PKK’yı bitirmek üzere plan yaptığı için, uçağına yapılan sabotajla öldürülmüştür.
Amerika Irak'ta 6 bin askerini kaybetti, 2 katrilyon dolar harcadı. Sonra da Irak'ı İran'a teslim etti. Neden? Zayıf olan Şiileri güçlendirerek, Sünni Müslümanların karşısına çıkarıp ikisini çarpıştırmak, Müslümanlar birbirini öldürürken, Amerika ve destekçileri bu coğrafyaya ( petrol ve petrolün sevkiyatına ) hâkim olacak. 
Rusya'nın Ankara büyükelçisi Antrey Karlov'un öldürülmesi, bu oyunların devamıdır. Türk- Rus ilişkilerine balta vurmak isteyenler bunu tezgâhlamışlar, bu oyunu oynamışlardır.  Türkiye'de bu olay olurken, Rusya Dışişleri Bakanlığı'nda görevli olduğu iddia edilen bir kişi Moskova'daki dairesinin girişinde başından vurulmuş halde bulunmuştur. 39 kişiyi taşıyan Rus askeri uçağının düşmesi, aynı saatlerde Berlin'de 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan tır saldırısı ve İsveç'te Rinkeby Camisi ile bünyesindeki Türk Kültür Derneği'ne saldırı yapılmıştır. 
Küresel çetenin tarafları yokladığı, aktörlerin birbirlerinin gücünü test ettiği ve kendilerini Ortadoğu merkezli büyük savaşa konumlandırdığı dönemin içindeyiz. 
Ülkemizin gündemi artık iktidar meselesi olmaktan çıkmış, yedi düvelin başlattığı top yekûn saldırıya, karşı koymak meselesi haline gelmiştir. Kısır parti çatışmalarının bir tarafa bırakılarak, ilan edilen milli seferberliğe katkı vermek, ülkemizin birlik ve beraberliğini korumak zorundayız.
Artık ülkemiz, dünya mafyası kabadayısının dayılık yaptığı ülke olmaktan çıkmalı, yalnız kendi çıkarlarının, geleceğinin yanında yer almalıdır.