En Uzun Gece; 15 TEMMUZ

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Bir gece yaşadık ki sanki bin yıl gibiydi. Kim bilebilirdi ki hainler tarafından kurşun yağdırılacaktı üzerimize. O gece insanlar bedenlerini siper etti tankların önüne. Hainlerin arkalarına aldıkları ağababaları sandılar ki gayrimeşru çocukları başaracak bu işi. Başaramadılar yenildiler. Hem de tarihin bir kırılma noktasını da inşa ettirecek bir bilincin uyanmasına vesile olacak şekilde yenildiler. Yunan polisinin önüne diz çöküp üzerlerindeki üniformanın tarihi şanına gölge düşürdüler. Ama yenildiler, kazanan tarih ve insan her şeyden öte milletimiz oldu. O gece her şey korkulu bir kâbus gibi çökse de üzerimize, asla ve asla unutamayacağımız bir gece yaşattılar bize…
15 Temmuz akşamıydı bir haber yayılmaya başladı " DARBE GİRİŞİMİ" haberi. İlk başta inanılası gibi gelmedi. Sanki birileri bize kötü bir şaka yapıyordu ama maalesef değildi. Dakikalar saatleri takip ederken bir zulüm bir bir peşine geldi. Meclis bombalandı Özel Harekât Merkezi bombalandı insanların üzerine kurşun döktüler.
Caddelerde sokaklar o gece sabah olmak bilmiyordu. Gün bir türlü aydınlanmadı. Sabah gün aydınlana kadar kubbelerden dünyanın en hüzünlü salâları okundu. Evlerde, perde diplerinde, ellerinde Kur’an dua eden kadınlar vardı. Sokakları hınca hınç birer savaş cephesi gibi dolduran insanlar vardı. Köyler kasabalar sokaklar caddeler korkulu bir rüyadaymış gibi bir taraftan ülkenin atar damarlarında olan hadiseleri seyrediyor dualar ediyor, yaşlı amcalar, gençler, kadınlar "Allah'ım sen bize yardım et" diye göğe feryat ediyorlardı.  Bir taraftan İstanbul'da Ankara'da insanların şehit edildiği haberleri geliyordu. Sayılar henüz belli değildi.  Görülmemiş insan kalabalıkları sokaklara sığmıyor atılan her kurşunda yürekler ağızlara geliyordu. 
Bizi tarihimizde ki belalı bir berzahtan çıkarmak istemeyen adilerin oyunuydu bu. O gece asra varan tutulmuşluğumuzun, yüreklerimizde ki sindirilmişliğimizin, susmuşluğumuzun ve sessizliğimizin bir direnişiydi o gece. Bize tarihimiz içerisinde oyunlar oynadılar, onlar biliyorlar ki bu toplumun uyandığı gün onların kurduğu kirli rüya bozulacak. Bunu engellemenin tek yolu ise uyanmak üzere olan bir çocuğu sallar gibi yeniden sallamak ve uyutmak istediler bizi. O yüzden salladılar salladılar... 
   Ama hesap edemedikleri bir şey vardı, bu sallanış daha da fazla uyandıracaktı bizi. Yakın tarihimizde, iş birlikçileri eliyle dinamitlenen ruhumuz, gene yakın tarihimizde Çanakkale'de hayat bulduğu gibi yeniden hayat buldu alemde. Zincir vurmak isteyen çılgınlara zincir vurduk o gece. Yeise kaptırmak istediler bizi o gece, evlerimize sokmak istediler. Bilemediler ki yürekler sığmaz duvarlar arasına. Düşünemediler aynı masalı bir kez daha dinlemeyeceğimizi. O gece bir karar verecektik ve verdik,  "Ya İstiklal Ya Ölüm" muştusu yeniden düştü gönüllere. Gecenin en karanlık olduğu an sabaha en yakın olduğu andır. O gece en karanlık anı zaman kavramının ötesinde yaşadık.  Milletimiz geceye direndi, zulme direndi uğrunda canını feda etmekten geri durmadı. Şehit oldular gazi oldular… Allah bu millete yardım etti. Şairin dediği gibi "Ödül olarak bir sabah ve bir gündüz ve bir güneşe" kavuştuk…
Duamız o ki : "Allah bu millete bir daha o geceleri yaşatmasın."
Selametle…