Almanya’da yaşayan Yazar-Aktivist Tuğrul Selmanoğlu’nun, Diriliş Postası’nda yayınlanan bu hafta ki yazısı, okuyan herkese duygu yüklü anlar yaşattı.

Üzülme çocuk, üzülme Allah bizimle…

Paylaşın:

 

EROL TAŞKAN

Almanya’da yaşayan Yazar-Aktivist Tuğrul Selmanoğlu’nun, Diriliş Postası’nda yayınlanan bu hafta ki yazısı, okuyan herkese duygu yüklü anlar yaşattı. 10 yaşındaki şehit çocuğuna ithafen yazdığı yazısıyla gönül fırtınaları koparan Selmanoğlu, hatırlanacağı üzere Aralık ayında Çorumlular’la Filistin konulu konferansta buluşmuştu. Selmanoğlu, gazetemiz aracılığı ile tüm Çorumlular’a selam iletti.

İŞTE O YAZI;

Düşün; 10 yaşındasın….

Kapınız çalar bir akşam vakti, açıldığında karşında bir sürü tanımadığın insan, gelenlerin hüzün ve ciddiyet dolu bakışlarını çözmeye çalışırken, Annenin feryadı yırtar kulaklarını...

Gözlerin ellerinde hürmetle katlanmış bir bayrağı tutan askerin gözlerine ilişir, gözlerine bakamaz o dağ gibi asker...

10 yaşındasın ve bu son 10 saniyede 10 asra sığmayacak duygular yaşarsın.

10 yaşındasın ve hiç kimsenin sana babanın haçlıların kahpe taşeronlarından birinin namlusundan çıkan bir kahpe kurşunla vurulduğunu anlatmasına gerek yoktur. 

10 yaşındasın ve Asker çocuğusun, zaten her gün o korkuyla uyuyup o korkuyla uyanmışsındır. Herkes bir başka şefkatle başını okşar artık, hele amcaların, teyzelerin kokunu çekerler içlerine derin derin, 10 yaşındasın ve saçların cennet kokar.

10 yaşındasın ve bir erkek çocuğunun babaya en fazla ihtiyaç duyduğu yaştasın.

Erkek çocukları, babalarına çok farklı bir gözle bakar o yaşta. O yaşta Baba, adı konmamış bir süper kahramandır erkek çocuklarının gözünde. Erkekler için aslında Baba her zaman sırtını dayadığı dağdır, ama 10 yaşındaysan baba Everest’tir, Erciyes’tir, Ağrı’dır... 

10 yaşındaysan baban gibi yürümeye çalışırsın, baban gibi bakmaya çalışırsın, baban gibi giyinmeye çalışırsın. Adam olmanın eşiğinde, adam dendiğinde aklına ilk gelen adamı taklide çalışırsın. 10 yaşındaysan yeri gelir babana güvenip koca mahalleye kafa tutarsın, annene yaptıramadıklarını bir neşeli anını bulup babana yaptırırsın...

10 yaşındasın ve artık mahallende hiçbir baba senin yanında oğlunun elinden tutamaz, 10 yaşındasın ve arkadaşların senin yanında artık babalarından bahsetmez, 10 yaşındasın ve etrafındaki herkes sanki dünyada hiç kimsenin babası yokmuş gibi davranır.

Ama nafile...

Öylesine derin ki içindeki boşluk, öylesine büyük bir parça koparmış ki senden zalimler, annen görmesin diye gizli gizli yastığına akıttığın gözyaşlarını bir sen bir de Allah bilir...

10 yaşındasın ve omuzlarında 10 asırlık bir yük, yüreğinde 10 asırlık bir hüzün vardır...

10 yaşındasın ve hiçbir maaş ve hiçbir ikramiye ailenin üzerindeki bu yükü zerrece hafifletemez...

Sözümüz olsun sana çocuk...

Evet baban cennette, onunla Liva'ul hamd sancağının altındaki buluşmadan önce buluşturamayız seni...

Ama senin gibi binlerce çocuğun babasına kefen biçenlerle, o kefen biçenleri hoş görenlerle, onların tasmasını tutan haçlılarla, o haçlılara çanak tutan sözde aydınlarla, elinde babanın kanı olan köpekleri koruyup kollamak için adalet bahanesiyle yollara dökülüp tırnakları düşene kadar yol yürüyen yolsuzlarla, yani kısacası senin bir damla gözyaşında zerre sorumluluğu olan kim varsa onlarla...

Son nefesimize kadar cehd etmezsek, mücadele etmezsek, ruhumuzu ve vücudumuzu, varlığımızı ve bedenimizi ortaya koyup savaşmazsak...

Tarih bizi hainlerden yazsın...

Üzülme çocuk üzülme... Allah bizimle...

 

(Diriliş Postası-Tuğrul Selmanoğlu)

 



Diğer Haberler