Gündeme ilişkin parti binasında bir basın toplantısı düzenleyen Saadet Partisi Çorum İl Başkanı Faruk Cıdık; "Saadet Partisi'nin '100 bin imza' ile ilgili açıklamalarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yanlış anlaşıldı, Bu yüzden..

‘Endişemiz yok'

Paylaşın:

 

FATİH BATTAR

Gündeme ilişkin parti binasında bir basın toplantısı düzenleyen Saadet Partisi Çorum İl Başkanı Faruk Cıdık; "Saadet Partisi'nin '100 bin imza' ile ilgili açıklamalarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yanlış anlaşıldı, Bu yüzden olsa gerek ki '100 bin imza bulamayacağını düşünenler, noter parasından çekinenler bu işe hiç girişmesinler' bir cümle kullandı. Bizim 100 bin imza toplamak gibi ne bir tereddüdümüz ne de endişemiz kesinlikle yok." dedi

2019'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için 300 bin imza toplamayı hedeflediklerini ve toplanan imzaları seçim kurullarına sunacaklarını belirten Cıdık; "Bizim endişemiz noter parası değil, demokrasiye engel çıkarılmasıdır.  Seçme ve seçilme demokratik bir haktır. Devlet bütün düzenlemeleri bu hakkın önüne bir engel getirilmeden kullanılması için düzenlemeler yapar" diye konuştu.

Hiçbir şekilde aday gösterme hakkının bir ücrete tabi tutulamayacağını dile getiren Cıdık; "Hiçbir seçim kurulunda 'şuaraya 10 TL koy sonra oyunu kullan' denilemez. Şunu kimse diyemez; 'Sen fakirsin geçimini sağlayamıyorsun bu kadar parayı bile gözden çıkaramıyorsan bu hakkı kullanamazsın.' 'notere git' demek böyle bir engel çıkarmak demektir. Biz kesinlikle bunun karşısındayız. Dertleri adil bir seçim olsun adil bir şekilde adaylar çıksın değil ki aday çıkmasıdır. Biz her zaman diyoruz; Korkunun ecele faydası yok.  Adaylar çıkar ve adil bir şekilde de yarışırlar, neticesinde de millet ne takdir ederse herkes ona uyar." şeklinde konuştu

KHK ve Bylock ile ilgili endişelerini de sıralayan Cıdık, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü; "Türkiye'nin yoğun bir gündemle meşgul, TBMM'de görüşülmeye başlanan uyum yasalarının önemli bir yer tutmaktadır. Uyum yasalarının en geç 6 ay içerisinde çıkarılması gerekiyordu, ancak bu yasaların henüz TBMM'ye sunulmadı. "Bu doğru bir durum değil. Referandum sonuçlarına saygı duyulmasını bekleyen iktidar önce kendisi anayasaya saygı göstermek zorunda. Saadet Partisi olarak 'uyum yasaları' üzerinde hassasiyetle duruyoruz" Bu yasalar yapılırken; Kendi bekamızı değil, Türkiye'nin bekasını gözetmeliyiz. Siyasi hesap yaparak değil, milletin talep ve beklentileri dikkate alınarak bu yasalar çıkarılmalıdır. Hukuk devletinde keyfilik olmaz. OHAL ile bütün yasal kurumların etkisiz hale getirildiği hiçbir denetimin kalmadığı bir dönemde bu çok ama çok önem arz eder. İktidar her şeyi KHK ile halletmeye çalışıyor. Bu yaklaşım bizi ciddi anlamda endişelendiriyor. Umarız iktidar uyum yasalarını da KHK ile çıkarmaz. Bu kendi kendine yaptığı en büyük kötülük olur. Böyle bir durumun söz konusu edilmesi demokrasiye en büyük darbe olur.  Bu arkadaşlar milli şefliği eleştirirken öbür taraftan kendileri milli şefliğe soyunuyorlar."

HANGİ ENGEL KONULURSA KONULSUN ADAY ÇIKARACAĞIZ

 "Biz Saadet Partisi olarak 5 genel seçim, 3 yerel seçime girdik.  2 kere de referanduma girdik. Gazze, Arakan, Kudüs için milyonluk mitingler yaptık. Bütün bunları da hazine yardımlarıyla, devletin kaynaklarıyla yapmadık. Milletimizin fedakarlıkları ve Saadet Partililerin dişinden tırnağından aktardıklarıyla yaptık.  Saadet Partisi hangi zorluk çıkarsa çıksın, hangi engel konulursa konulsun mutlaka bir aday gösterecek demokratik hakkını kullanacaktır. Sırf aday çıkarmak için değil seçimleri kazanmak için çıkaracaktır. Bunun da bilinmesinde fayda var" 

HAKKINI KİM ÖDEYECEK?

 "Bylock'tan dolayı on binlerce insan hapse atıldı. Ciddi bir teknik çalışmanın neticesinde aslında bu bylock'u icat edenlerin bilahare kendilerini korumak için yeni programlar geliştirdikleri anlaşıldı. Bunun farkına varıldığı için bizim İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Av. Mustafa Yaman serbest bırakıldı. Ama 175 gün hapiste yattıktan sonra dün de beraat etti. Böylece bu mesele açıklığa kavuşmuş oldu. Ama onun 175 gün hapiste yatmasının karşılığını kim ödeyecek? Biz inanmış insanlarız sadece diyebileceğimiz 'biz size hakkımızı helal etmeyiz.' Bu dünyada olmazsa öbür dünyada mutlaka hakkımı alırım. Mağdurların başka diyecek bir şeyleri yok"

BYLOCK'TA ZOKA GİBİ ASKERİ ÖĞRENCİLER DE MAĞDUR EDİLMESİN

Ordunun önce ETÖ ile şimdi ise FETÖ ile yıpratıldığına dikkat çekmek istiyorum, "15 Temmuz'daki kalkışmadan sonra cunta zihniyetiyle mücadele edilirken haksız mağduriyetlere sebep verecek yıpratmalardan mutlaka kaçınılmalıdır. Bylock zoka meselesinde olduğu gibi askeri öğrencilerimizin mağduriyetleri  henüz önlenemedi. Askeri öğrencilerin diğer öğrencilerden farklılıkları var her şeyden önce öğrenci bunlar. Henüz bir vazife, sorumluluk üstlenmemişler. Sadece kendilerine verilen emirleri yerine getirmekle mükellefler. Bildiğimiz kadarıyla taşıdıkları silahlarda bile hiçbir zaman hakiki mermi bulunmuyor. Bu durumdaki gençleri adeta askeri kalkışmayı organize edenlermiş gibi muameleye tabi tutmaya kalkarsanız en büyük haksızlığı yaparsınız.  Bu öğrencilerin tek bildikleri şey 'orduda emre itaat esastır.'  Bu çocuklar şimdi darbeci olmakla suçlanıyor. 18 aya yakın içerde olan var. Devletten beklentimiz adil olunmalı. Hiç değilse suçları netleşene kadar tutuksuz yargılanmalı. Hiçbir öğrenci ihtilal planlayamaz, ihtilalin komuta kademesinde yer alamaz. Bu o kadar açık ki bundan dolayı da bunların dikkate alınması gerekir. Aynı şekilde astsubay meslek yüksek okulu öğrencileri de var. İş yok aş yok bir de üzerine FETÖ'cü damgası yiyecekler"

SAYIN CUMHURBAŞKANI MAĞDURİYETİN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİR

Hükümeti ve yetkili makamları Bylock'ta düşülen hataya düşmemeye davet ediyorum. "Mağdur olmayan insanlar mağdurların halini kolay kolay anlamaz. Ama Sayın cumhurbaşkanı mağduriyetin ne olduğunu iyi bilir. Bir an önce bu mağduriyetlerin giderilmesini temenni ediyoruz. İktidara da muhalefete de sesleniyorum; Zor bir dönemden geçiyoruz. Görüşler farklı olabilir. Bu bölünmemize sebep olmamalı kin ve nefretten kimseye fayda gelmez. Üslup mutlaka yumuşamalı. Kutuplaşmadan süratle kaçınmalıyız. Kucaklaşmanın çaresini yolunu aramalıyız. Gelecek günlerden ümitliyiz. Umuyorum ki bu verdiğimiz mesaj yerine ulaşır. Gençlerimiz çocuklarımız en kısa zamanda ailelerine kavuşur. "

Diğer Haberler