Bu topraklardan öylesine yiğitler, öylesine ölümsüz kahramanlar yetişmiştir ki, isimleri kıyamete kadar anılacak, sevgileri gönüllerde ebedi yaşayacaktır.

İnanarak yaptığı senaryoda,  inanarak en önde koşan oldu

Paylaşın:

 

HABER YORUM/EROL TAŞKAN

Bu topraklardan öylesine yiğitler, öylesine ölümsüz kahramanlar yetişmiştir ki, isimleri kıyamete kadar anılacak, sevgileri gönüllerde ebedi yaşayacaktır. İşte onlardan birisi de 15 Temmuz'da yanına aldığı gözbebeği Abdullah Tayyip'i ile ölüme meydan okuyup, şehadete koşan binlerle birlikte en önde giden hemşehrimiz Şehit Erol Olçok'tur.

Başarılarıyla her daim hemşehrilerini gururlandıran Erol Olçok, herkesi imrendiren bir ölümle ayrıldı bu dünyadan. Şehitlik yıldızlarıyla bezenmiş ismi kazındı yüreklerimize. Önde koşanlardan, göğüs gerenlerden oldu. Sinmedi, saklanmadı, oğlunu almaktan bile tereddüt etmedi. Aslında karşılarına çıkacak hainlerin gözlerinin nasıl karardığını pekala biliyordu.

Dar günde saklanmamak gerektiğini, koşup el ermek, hatta gerektiğinde can vermek lüzumuna inanıyordu. AK Parti için hazırlattığı reklam filminin senaryosunda da, bir gün karanlık ellerin Al Bayrağımız'ı indirmeye yeltendiğinde, milletin tereddüt etmeden koşacağını, omuz omuza vererek, yere düşürülmek istenen bayrağımıza sahip çıkacağını anlatıyordu.

Aslında onun senaryolaştırdığı film, hem taşıdığı inancına, hem de millete olan güvenine açık bir kefillikti.

Elbette senaryo çizmek, hayal kurmak kolaydı, asıl zor olan, çizdiğiniz senaryonun gerçekleştiğinde yüreğinizi ortaya koyup, inandığınızı, millete anlattığını kendinizin uygulamasıdır. Yani sözde başka, özde başka olmamaktır.

O da gereğini yaptı, perdeye aktardığı görüntülerin hayalden öte olduğunu, bir inanç, bir iman ve bir aşk olduğunu gözler önüne serdi.

"Bu ülkeye benim ölüm değil, dirim lazım" deyip, birileri gibi saklanmadı perdelerin ardına. Elinden tuttuğu oğlu Abdullah Tayyip'le göğüs gerdi, kurşun yedi. Ömrü boyunca koşar adımlarla ve aşkla yürüdüğü yolu, yine aşkla koşarak bitirdi.

Her izleyişimde farklı perdeler aralanıyor benim için. YSK tarafından yasaklanmış olsa da, milyonların ibretle izlediği bu film, belki de zihin altımıza yerleşti ve 15 Temmuz'un hayali bir antrenmanı oldu bizim için.

Ve millet kenetlenip düşürmedi bu bayrağı, öldü, vuruldu. Öldükçe çoğaldı, vuruldukça dirildi.

Onca varlığına dönüp bakmadı bile. Belki de herkesten daha önce kaçma, saklanma ya da ülkeyi terk edip ömür boyu dünyanın öbür ucunda rahatça yaşama şansına sahipti. Fakat o şehadeti ve milletin gönlündeki engin yeri seçti. Allah katındaki şerefi seçti. İnandığı gibi yaşadı ve inandığı gibi hayata veda etti.

Zekası ve ufku bu kadar yüksek olan insanlar zor bulunur gerçekten. Hele de bu meziyetleri taşıyıp ta vatanına, milletine aşık olanı tıpkı ummanların altında gizli hazineler kadar değerlidir.

Nasıl vuruldukları, onları vuran silahların kimlere ait olduğu bir bir açıklandı önceki gün. Silahsız oldukları halde göğüslerinden vurmaya cesareti bile olmayan hainler, onları sırtlarından vurarak şehit düşürmüş.

Bu vesileyle bir kez daha anıp, rahmet ve minnetle yâd ettiğimiz kıymetli şehidimiz Erol Olçok'un defalarca gündeme gelen, "Senaryosu gerçek oldu" başlığını taşıyan hikayeye biraz da biz değinelim istedik.

'Millet eğilmez, Türkiye yenilmez' filminde, bayrağımıza uzanan karanlık bir el, onu gönderden indirmeye kalkıyor. Türkiye'nin dört bir yanında yaşlısından gencine, kadınından erkeğine herkes seferber olup, işini gücünü bırakarak el ele veriyor. Sırt sırta vererek dev kuleye bayrağımızı çekerek, Ümmet'in son kalesinin asla düşmeyeceğinin ve düşürülemeyeceğinin mesajını veriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sesiyle süslenen ve İstiklal Marşı'mızın dizeleriyle büyülenen görüntü, vatana aşık herkesin ruhunu bir kez daha yüceltip, vatan sevgisini çelikleştiriyor.

O gün bu filmin, çok ince bir zekanın ürünü olduğuna herkes şahitlik etmiştir kuşkusuz. Fakat bilir miydik ki, bu senaryonun sahibinin, bunu çok izlensin kaygısıyla değil de, inanarak yaptığını. Orada millete verdiği rolü, sırası gelince gözünü kırpmaksızın kendisinin üstleneceğini.

O yazılan senaryonun başrolünü kimseye kaptırmadı. 15 Temmuz'da da ucunda cennet saklı o başrol için, sel olup akan binlerce kahramanla birlikte en önde yürüdü.

O karanlık ve kanlı geceyi rahmetiyle aydınlatan Allah'a hamd olsun. O karanlık gecenin yıldızı olup, karanlığı dolunay gibi güneş gibi aydınlatan aşk pervanelerine selam olsun.

Selam olsun bu memleketin tüm yiğitlerine, selam olsun şehitlerimize, gazilerimize, o karanlık geceyi aydınlatmak için seferber olup, Allah için koşanlara.

Selam olsun.

 

 

Diğer Haberler